Cemaatin geleceği ne olacak ?
- GİRİŞ11.10.2010 07:04
- GÜNCELLEME11.10.2010 07:04
Başbakan Erdoğan yine iyi niyetli bir teklif getirmiş.
Meydanlarda “başörtüsünü biz çözeriz” diyen muhalefet liderlerine “haydi beraber çözelim” demiş.
Başbakan iyi niyetle demiş, ama...
Bunlar bin dereden su getirilsin isterler, işte Halep işte arşın derler... Referandumda gördük. Bunlar deve hendek atlamadan EVET demezler...
Başbakan bıkmadı. Biz bıktık... Usandık...
“Evladımız başını örtsün, evde otursun, insan içine çıkmasın, dikiş nakış öğrensin, topluma başka bir katkısı olmasın, annelikten başka birşey yapmasın” mı deseydik? Demedik. Ne dedik?
Evlatlarımızı okutalım... Okuyup ülkemize katma değer üretsinler... Olurlarsa tahsilli anne olsunlar... Geleceğimizi daha iyi yetiştirsinler... Dedik.
Üstelik, “bedava olsun” da demedik... Üniversite harcını yatırdık... Paradan puldan kaçmadık... Paramızla mağdur olduk...
HAYIR diyorlar. HAYIR’ın tercümesi ne?
“Başlarını örtüyorlarsa, evde otursunlar, üniversiteye gidemesinler, en fazla dikiş nakış öğrensinler, topluma başka bir katkıları olmasın, annelik yapsınlar, başka birşey yapmasınlar” diyorlar.
Bunlar Türkiye’deki olumlu değişimin farkında değil mi? Bunlar görmüyorlar mı? Bugün dünden farklı. Yarın da bugünden farklı olacak.
Yüzde 6 büyüme, paradan altı sıfır atılması, otuz yıllık kronik enflasyonist ortamın yok olması, modern konutlaşma atılımı, Türk pasaportuna uygulanan vizelerin kaldırılması, milli gelirin ikibinlerden on bin dolarlara çıkarılması vesaire vesaire...
Hırsızı, vergi kaçakçısını, hortumcuyu yok ettik. Paramız bereketlendi. Herşeyi erkek, kadın başörtülü başörtüsüz, tırnaklarımızla kaza kaza çalışarak başardık.
Böyle böyle yeni bir cemaat oluştu; “Sağduyulu, depolitize seçmen cemaati”.
Bu yeni cemaat takım tutar gibi oy vermiyor. Sandıkta oy verirken önce ailesi, çocukları ve ülkesinin mutluluğunu düşünüyor. Bu yeni cemaatin demokratik hukuk devleti prensiplerine, insani değerlerin üstünlüğüne, işine gücüne, mütevazı aile hayatının kıymetine önem vermekten başka bir ard niyeti yok.
Geçen gün Springer medyasının bir televizyonunda Fethullah Gülen cemaati için “Cemaat irileştikçe kontrol dışına çıkar” denince bunlar gözümüzün önüne geldi.
Springer medyası ve bazı yazarları bilmeli ki, Türkiye’deki değişim hayaletlerin yardımı ile gerçekleşmedi. IMF’den medet uman, militarist oligarşiye göz kırpan, Springer medyası televizyonlarında kardeş kardeş (!) ahkam kesen, anlayışla olmadı.
Değişim, el birliği ve ihlas anlayışı ile oldu.
Bu cemaatlerde kimse kimseyi kontrole gerek duymadı. Herkes ihlas anlayışı ile kendi kendini kontrol etti. Ediyor, edecek.
Ne demek ihlas?
İhlas, halis muhlis kelimeleri ile aynı kökten gelen bir sözcük. Ard niyetsiz olmak, safi iyi niyetli olmak anlamını taşıyor. Teolojik terminoloji dahilinde hakiki ihlasa ulaşmak ise Allah sevgisini bütün sevgilere üstün kılmakla mümkün oluyor.
Türkiye’deki muazzam iç ve dış değişimin, vatandaşın oy verirken olsun başka gündelik işlerinde olsun, bilerek veya spontan olarak ihlası esas alması ile, gerçekleştiğini görüyoruz.
Bu nedenle Springer medyası ve bazı yazarları, etkili bir otokontrole sahip cemaatlerin kontrol dışına çıkmasını boşuna beklemesinler...
Bilvesile, asıl önemli bir başka nokta da gözlerden kaçmasın.
Vatandaş sandıkta ihlas ile oy verirken, ihlas esasından uzaklaşan siyasi anlayışlara da teveccüh göstermiyor. İşte referandum neticeleri.
Sonuç itibarı ile Springer medyası bilsin ki... Bırakın cemaatin kontrolden çıkmasını...
Bu gidişle, kendi destekledikleri anlayışlar siyasi arenadan tamamen silinecek...
Prof. Dr. Kenan Ulualp - Haber 7
ulualp@kenanulualp.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol