CHP'ye kapatılma davası açılabilir
- GİRİŞ21.12.2010 06:38
- GÜNCELLEME21.12.2010 06:38
Kılıçdaroğlu ile alakalı yazılarımız oldu. Naçizane öneriler yaptık. Yanlış anlaşılmasın. Bizimkisi nasihat değil. Türkiye için, demokrasi için muhalefetin bir siyasal düzeyi tutturmasını murad eden dostane tavsiyeler !
Yazdık yazdık ama sanki boşa yazmışız... Kılıçdaroğlu’nun önce’leri ve sonra’ları bizi hep üzdü.
Önce Baykal ile görüşmeler falan yaptı, genel başkanlığa aday olmayacağını söyledi. Sonra aday oluverdi. Önce türbanı biz çözeriz dedi. Sonra çark etti. Önce genel af imasında bulundu sonra işi ben öyle demek istememiştim şekline döndürdü.
Milletin giyemediği Etro gömlek ile gündeme geldi. Milletin çoğunluğu için anlam taşımayan “Gandi” lakabına itiraz etmedi. Milletin başbakanına ilk ismi ile “Recep Bey” diye hitap ederek vatandaşı şaşırttı.
Springer medyası bunu parti içi muhalefetin ayak bağı olmasına bağladı. Neyse ki son kurultay bu bahaneyi Kılıçdaroğlu’nun elinden aldı. Sav ve Baykal cenahı blok listeye imkan vermek sureti ile kendisine bir avans süre tanıdı. Önümüzdeki süreçte parti içi cızırtı duyulmayacak. Fakat, seçime kadar CHP aksiyonlarının tek sorumlusu da bundan böyle bizzat kendisi olacak.
Kılıçdaroğlu bunun bilincinde mi değil mi bilemeyiz. Fakat kurultaydaki konuşması bizi ümitlendirmedi. Kürt konusuna girmedi, türban konusuna yaklaşımını netleştirmedi, benzin zammına değinmedi. “YÖK’ü kaldıracağım”, “üniversite harçlarını kaldıracağım”, “vatandaşa 600 lira vereceğim” gibi başlıklara yer verdi. Ama... Nasıl yapacağına dair metodoloji ve kaynakları ortaya koymadı.
Günümüzde altı boş başlıklara seçmenin karnı tok. Kimse kusura bakmasın.
Bir değil iki değil. Kılıçdaroğlu pek çok ikircikli söylem ve davranışı ile vatandaşta güven zaafiyeti oluşturdu. Şimdi buna bir de hukuki problem eklenmiş gibi görünüyor.
Kurultaydaki konuşmasında vatandaşın esas konularından sanki bihabermiş gibi Silivri’ye selam yollaması toplum vicdanını rahatsız etmek bir yana CHP’ye bir hukuki maliyet yükleyecekmiş gibi görünüyor. Bilindiği üzere, CHP tüzüğü parti politikalarını genel başkanın konuşmaları belirler diyor.
Sık sık elinde dosyalarla görmeye alıştığımız genel başkan bunu da, kuvvetler ayrılığını da gayet iyi bilir. Sürmekte olan bir dava ile ne alakası var CHP genel başkanının?
Genel başkan bilmez mi ki, parti kapatmalarına esas teşkil eden, Anayasanın 68. maddesi “Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez” diyor.
Ergenekon olarak bilinen dava esasen 68. maddede zikredilen eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin, millet egemenliğinin, demokratik Cumhuriyet ilkelerinin ihlal edilmesine yönelik, bir tür diktatörlüğü yerleştirmeyi amaçlayan bir örgütle alakalı değil midir?
Bir siyasi parti genel başkanı böylesi ağır bir suçlama ile karşı karşıya bulunan örgüte nasıl olur da üstü kapalı ya da açık selam yollar?
Konuştuğumuz hukuk otoriteleri, Kılıçdaroğlu’nun televizyonlarda canlı yayınlanan konuşmasının, Silivri’ye selam yollamak sureti ile kamu vicdanını rahatsız etmekten öte Anayasanın 68. maddesini üstelik yayın yolu ile açıkça ihlal ettiğinden CHP’ye yönelik bir kapatma davasına delil oluşturabileceğini ifade ettiler.
İnternasyonel tecrübesi yok denecek düzeyde bulunan Kılıçdaroğlu’na tavsiyemiz Yunanistan, İspanya, Portekiz ve hatta İtalya gibi ülkeleri bir zahmet incelesin. Türkiye, topu da ekonomik ve sosyal çalkantılar içindeki bu ülkelerin tutulduğu Akdeniz Hastalığı’na yakalanmadı. Onca global krize rağmen ekonomi iyi durumda. Vatandaş geçimine, mutluluğuna bakıyor. Siyasi partilerden hizmet bekliyor. İktidarda olmayan partilere de belediye hizmetlerine göre not veriyor. Bilinmeli ki darbe goygoyculuğu ile, öğrenci olaylarını teşvik etmekle seçmenin gözüne girmek mümkün değil. O halde, rahat bırakın da yargı görevini yapsın.
Gelelim neticeye…
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı nasıl bir yol benimser onu bilemeyiz. Fakat çiçeği burnunda genel başkan unutmasın ki beşer şaşar seçmen şaşmaz.
Bu konuşmasının bedelini sandıkta muhakkak ödetir.
Prof. Dr. Kenan Ulualp - Haber 7
ulualp@kenanulualp.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol