Erdoğan kimi sırtından atacak
- GİRİŞ25.01.2011 07:13
- GÜNCELLEME25.01.2011 07:13
Türkiye uluslararası temaslarını en üst düzeye çıkarmış durumda. Global düzeydeki siyasi, kültürel ve ticari ilişkiler dikkat çekici bir artış gösteriyor.
Türkiye bir yandan çok uzaklarla, Arjantin, Brezilya, Venezuela gibi ülkelerle ile ikili ticari hacim artışına da yansıyan siyasi diyaloğa giriyor. Diğer taraftan bölgesinde, vizelerin kaldırıldığı turizm ve ticarette parlayan, bir yıldız haline geliyor.
Elbette malum odaklar da boş durmuyor.
Öyle ya burada toryum, bor, petrol, su, güneş, deniz, verimli topraklar ve daha fazlası var. Ne yazık ki (!) hepsi de kahir ekseriyeti müslüman bir milletin elinde...
Hemen...Yabancı basında “Türkler Osmanlı ruhunu yeniden yeşertmeye mi çalışıyor” şeklindeki başlıklar ile Batı kamuoyu, bilinçaltına yerleşik Osmanlı emperyalizmi korkusu ile, ürkütülüp Türk’leri dışlayan zihniyetler uyandırılmaya çalışılıyor.
Türkiye ile vizeleri kaldıran, nükleer santral anlaşmasında son noktaya gelen, ticarette hacmi arttıran, turizmde başta giden Moskova terörist eylemlerle destabilize edilmeye çalışılıyor ki dahili meselelerinin içinde boğulsun dış ilişkileri zayıflasın.
Türkiye ile ticari ve finansal alanlar dahil ilişkilerini güçlendiren İran internasyonel alanda sıkıştırılmaya çalışılıyor. Masaya nükleer santral krizi konuyor. Masaya Türk topraklarına yerleştirilecek füze koruma kalkanı projesi konuyor ki Türkiye-İran ilişkilerini bozacak durumlar ortaya çıksın.
Suriye ile vizeleri kaldırdığımız, ticaretimizi canlandırdığımız bir dönemde, Lübnan’daki koalisyon hükümeti yıkılıyor. Fırsat’tan istifade misali, Batı kaynaklı Lübnan’ı istikrarsızlaştırma çabaları yoğunluk kazanıyor.
Yunanistan Başbakan’ının Türkiye ziyaretine yakın bir dönemde, tesadüf (!), Alman Şansölyesi Güney Kıbrıs’a gidiyor. Ortalığı kızıştırıcı mesajlar veriyor.
İçeride neler oluyor? PKK hareketliliği artıyor. Güneydoğu’da sınır karakollarına saldırılıyor. Basılıyor. İskenderun’da Deniz Birliğine ateş açılıyor. Bir acayip kaset ortaya çıkıyor. Ana muhalefet partisi başkanı değişiyor.
Türkiye’nin arabuluculuğu sürerken İsrail birdenbire Gazze’ye saldırıyor. Yetmiyor barışçıl Mavi Marmara gemisinde katliam yapıyor. Yetmiyor şeffaf (!) İsrail raporu İsrail’i suçsuz buluyor. Yetmiyor tarafsız (!) raporu ABD aynı gün onayladığını ilan ediyor.
İyi güzel de…
Neden benzeri olaylar Amerika’da yok? Kanada’da yok? İsveç’te, Finlandiya’da, Almanya’da, Fransa’da yok?
Sevgili okurlarım bu ne menem bir iştir yahu?
Tam her işimiz yolunda gitmeye başlıyor, sanki görünmez bir el alıp tüm melanetleri çevremize koyuyor !
Bu el Kahveci ile, Özal ile uğraşan el ile aynı el midir ? Bu el ile Baykal’ı uzaklaştırıp Kılıçdaroğlu’nun koltuğa oturmasına vesile olan kasedi servis eden el aynı el midir ? Bilmeyiz.
Fakat bu olasılığın varlığı dahi Başbakan’ın Kılıçdaroğlu’nu muhatap almaması için yeterli sebeptir.
Kılıçdaroğlu meydanlarda vatandaşa somut bir proje sunamamaktadır. Kerametinin adından menkul olduğunu kendi de “Benim adım Kemal” diyerek belirtmiştir.
Siyaseten tek çıkış yolu, Başbakan ile olur olmaz polemiklere girip kaba tabiri ile Başbakan’ın rüzgarı ile yelkenlerini doldurmaktır.
Bu doğrultuda, yakın çevrelerde Erdoğan’ın seçimlere kadar Kılıçdaroğlu’nu muhatap almayacağını, yaptıklarını ve yapacaklarını sadece seçmen ile paylaşacağını ilan ederek bu garip durumun önüne geçeceği dile getirilmektedir.
Prof. Dr. Kenan Ulualp - Haber 7
ulualp@kenanulualp.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol