İsraill'in Sinsi Planı

  • GİRİŞ19.07.2011 08:48
  • GÜNCELLEME19.07.2011 08:48

Mavi Marmara olayı sonrası kabadayı kabadayı demeçler veren, gemide insani amaçlarla bulunan aktivistleri terörist ilan edecek kadar dayılanan İsrail hükümeti ile alakalı güzel mi güzel bir haber duyuluverdi.

Türkiye’den özür dileyebiliriz, diyorlarmış. Türkiye ile askeri işbirliği ve satış anlaşmaları bazında özür dilemekte fayda görmektelermiş.

Değerli okurlarım, sevgili dostlarım bizlerin İsrail vatandaşları ile bir alıp veremediğimiz olmadığını dünya alem bilir.

İspanya’dan Rusya’dan Almanya’dan kaçıp gelen Yahudi’lere kucak açtığımızı ev verdiğimizi aş verdiğimizi tarih yazar. Tarih, biz Türklerin hem Osmanlı’lar devrindeki Yahudi tebalarına karşı müsamahakar tavrına hem de Türkiye Cumhuriyeti Yahudi vatandaşlarına karşı eşitlikçi hukukuna şahittir.

Bizim alıp veremediğimiz Netenyahu hükümeti iledir.

Bölgedeki Arap ülkelerinde demokrasi, insan hakları ve hümanizm rüzgarları esmekte iken, Gazze ve Mavi Marmara olayları başta olmak üzere, Netanyahu’nun kabul edilemez uygulamaları hümanist vicdanları tırmalamaktadır.

Netanyahu iktidarı sallantıdadır. Hükümet bırakın sıradan vatandaşı, çok önemli devlet personelinden dahi şiddetli tepki almaktadır.

Örneğin geçen yıl emekli olan Mossad başkanı bir demecinde İsrail gazetesi Haaretz’e “İsrail İran’a saldırabilir” “Netanyahu hükümeti tehlikeli ve sorumsuzdur” “bu hükümetin aleyhinde konuşmak milli bir görevdir” demektedir.

Üstelik iş aşırı milliyetçiliği ile bilinen Meir Dagan’ın bu demeci ile de bitmemektedir.

İsrail gizli servisleri Mossad ve Shin Bet’in 18 emekli başkanından 12’si Netanyahu hükümetine aktif muhalefet etmektedir (The Jewish Daily Forward). Muhalefet etmeyenler ise zaten Netanyahu hükümetinde halen bakan koltuğunda oturmaktadır.

Mossad ve Shin Bet başkanlarının ketumiyetini bozması diğer olaylarla birleştiğinde işin ciddiyetini iyice arttırmakta ve sinsi İsrail planı ortaya çıkmaktadır.

Meir Dagan’ın tezi doğru ise, İsrail büyük ihtimalle bu yıl içinde İran’a saldırı planlamaktadır.

Tevrat'ın 15. Bab'ı doğrultusunda “vadedilmiş toprak” kabul edilen Nil’den Dicle’ye kadar olan geniş bölgeyi ele geçirmeye yönelik böylesi çılgın bir adım planlıyor ise Netanyahu,

Bölgesel strateji bazında İsrail’in cephe sayısını azaltıp diğer aktörlerin cephelerini arttırmayı arzu edecektir.

Bu çerçevede öncelikle, böylesi bir harekatta Türkiye’nin muhalefetine maruz kalmamak için, Mavi Marmara için özür dileyip gerginliği azaltma yönüne gidecektir. 

Fakat elindeki tüm enstrümanları kullanacak ve PKK faaliyetlerini azdıracaktır.

Böylece terörün artmasına paralel olarak Türkiye’nin turizm gelirleri darbe yiyecek, artan ülke riskine bağlı borçlanma vadeleri kısalacak borçlanma faizleri artacak bölgenin en önemli aktörü iç meseleler içinde çırpınmaya başlayacaktır.

Diğer yandan psikolojik savaş kuralları gereği, global düzeyde sembol temalara Springer medyasının imkanları ile saldırarak Türkiye’deki bağımsız ruhun hedef alınması da şaşırtıcı olmayacaktır.

Ancak Kanal 7 ve Deniz Feneri örneklerinde görüldüğü gibi bu ruh hastanelik olmamıştır. Tutukluların şekeri yükselmemiştir, ani anjio yapılması gerekmemiştir, her an ölme riski (!) nedeni ile aylarca hastanede kalmaları gerekmemiştir.

İnşallah yüce Türk adaletinin tecelli etmesi ile beraber bu konudaki gerçekler de ortaya çıkacaktır.

Olası bir İran saldırısını gerçekleştirmek için uluslararası strateji bazında İsrail Amerika’nın mutlak desteğine gerek duymaktadır. Bunu elde etmek için de ortam çok uygundur.

ABD’de yaklaşan seçim nedeni ile Obama’nın İsrail’i önleyecek oyundaki kartlarının sınırlı olduğu bir döneme girilmiştir.

Bir İsrail saldırısına İran’ın cevap vermesinin hemen ardından Kongre’de hem Demokratların hem Cumhuriyetçilerin yek vücut olup İran’a karşı derhal savaş kararı alacaklarını bilmek için müneccim olmaya gerek yoktur.

İktidar sancıları ile gece uykuları kaçan Netanyahu’nun böyle bir plan yaptığı İsrail’in önemli ağızları tarafından dile getiriliyor ise...

Şehitlerimizin arttığı, Başbakanımızın Gazze’ye gideceği bu dönemde artan PKK saldırılarına bir de bu gözle bakmakta fayda vardır.

Prof. Dr. Kenan Ulualp - Haber 7
ulualp@kenanulualp.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat