Darbeye darbe diyelim
- GİRİŞ27.12.2013 09:58
- GÜNCELLEME27.12.2013 09:58
17 Aralık, dünyanın bütün demokratik ülkelerinde rastlanabilecek türden bir "rüşvet" soruşturması mı?
17 Aralık operasyonunun hükümeti hedefleyen siyasi bir operasyon olduğu konusunda artık herkes hemfikir.
AK Parti hükümetini destekleyen de, bu hükümete düşmanlık derecesinde nefret besleyen de polis ve yargı marifetiyle hükümete karşı siyasi bir komplo düzenlendiğini görüyor.
Bu girişime darbe demenin abartılı olduğunu düşünenler olabilir.
"Sokakta tankların yürümediği bir darbe mi olur?"
"Generallerin boy göstermediği darbeye darbe mi denilir?"
Elbette, yaşadığımız klasik bir darbe değil.
Fakat darbe ille de tankla tüfekle yapılmıyor; kabineyi ve Başbakan'ı kuyumcu titizliğiyle hazırlanmış, hukuk kılıfına büründürülmüş siyasi komplolarla düşürmeyi hedefleyen her girişim bir darbedir.
17 Aralık operasyonu, 25 Aralık'ta Başbakan'ın aile üyelerinin gözaltına alınmaya çalışıldığı açık bir darbe girişimi özelliği kazanmıştır.
Medyanın bir bölümü de bu darbe girişimini desteklemektedir.
Ancak Başbakan Erdoğan kamuoyu desteğini çabuk kazanarak, psikolojik harekâtı boşa çıkarmış görünüyor.
17 Aralık gününden itibaren hükümet, hukukun kendisine tanıdığı imkân ve güçle bu darbe girişimine karşı direniş sergiliyor.
Hükümet, darbenin operasyon kabiliyetini sınırladı, ancak bu girişimi tümden kontrol altına almış değil.
Emniyet ve Yargı merkezli darbenin sorumluları hakkında büyük soruşturma hazırlığı yürütülüyor.
Siyasetin hukuk içinde kalarak bütün tedbirleri alması gerekiyor, hükümet de bu konuda kararlı.
Fakat bu darbe girişimini kamuoyuna tüm ayrıntılarıyla anlatmak, deşifre etmek büyük önem taşıyor.
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
kurtulus.tayiz@aksam.com.tr
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol