PKK-Gülen ilişkisinin kısa tarihi
- GİRİŞ06.04.2014 10:52
- GÜNCELLEME06.04.2014 10:52
Gazetelerde geniş yer bulan haberin doğruluğundan henüz emin değilim. Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde de haberle ilgili taraflardan henüz bir yalanlama gelmemişti.
PKK ile cemaat arasında geçmişte bazı temasların kurulduğu biliniyor. İki güç arasında ilk temas 2010'da, Öcalan'ın talebi üzerine kuruldu. Bu temasın ayrıntılarını 9 Aralık 2010'da Yıldıray Oğur'un Taraf'ta yer alan "Yalova'da Apo zirvesi" başlıklı haberinden öğrendik. Cemaat'in sözcülerinden Hüseyin Gülerce ile Öcalan'ın avukatları Yalova'da buluştu. Avukatlar, bu görüşmede, Gülerce'ye Öcalan'ın şu mesajını aktardı: "Biz hiçbir zaman kendilerinin varlığını inkar etmedik, onlardan da bizi inkar etmemelerini bekleriz. Hem kendileri hem biz, gerek Türkiye'de gerek Ortadoğu'da önemli aktörleriz. Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda Türkiye'de birçok temel sorun çözülecektir." (Yıldıray Oğur'un ilgili yazısı: http://www.taraf.com.tr/haber-yalova-da-apo-zirvesi-61940/)
Abdullah Öcalan'ın cemaat ile ittifak kurma fikri, avukatlarıyla 6 Aralık 2009'da yaptığı görüşmede gündeme geldi. Öcalan, bu görüşmede avukatlarına cemaatle ittifaka hazır olduklarını, işbirliği için görüşmelere başlanılması önerisi yaptı. Öcalan'ın teklifi, Haziran 2011'deki genel seçimlerde cemaatle seçim ittifakı yapabilecekleri mesajını da içeriyordu. Avukatlar, Öcalan'ın mesajlarını Gülerce ile yaptıkları görüşmelerde aktardı. (11 Aralık 2009'da Taraf'ta çıkan ilgili yazım: http://www.taraf.com.tr/yazilar/kurtulus-tayiz/ocalan-gulen-hareketiyle-ittifaka-haziriz/14178/ )
10 Aralık 2009 tarihli Taraf'ta ise Öcalan'ın söz konusu teklifinin ayrıntılarını şöyle aktardım: "Cemaat ve biz, gerek Türkiye'de, gerek Ortadoğu'da önemli aktörleriz. Ben kendilerini cemaat olarak görmüyorum. Biraz sivil toplum örgütü hatta bir siyasi parti işlevine sahip olduğunu düşünüyorum. Oldukça dinamik güçleri var, biz de dinamik bir gücüz. Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda Türkiye'de birçok temel sorun çözülecektir. Bu dayanışma sadece Türkiye'yi değil Ortadoğu'yu da etkileyecektir. Biz değişimden dönüşümden yana güçlerle ittifakı esas alıyoruz." (Yazının tamamına bu linkten ulaşılabilir: )
Bu görüşmelerden Gülen hareketinin duyduğu rahatsızlık basına da yansıdı. Haberi sızdıran Öcalan'ın avukatları, KCK operasyonları çerçevesinde tutuklanarak cezalandırıldı. Özellikle İmralı'daki görüşmeleri sızdırdıklarını düşündükleri isim olan Cengiz Kapmaz hakkında sahte deliller üretildi; "MİT ajanı" olarak yaftalanan Kapmaz'dan intikam alındı.
Cemaat'in hükümete yönelik başlattığı darbe süreciyle birlikte Kürt hareketiyle yeniden -açıktan olmasa da- ilişki ihtiyacı duyduğu söylenebilir. İşi Kandil'e mektup göndermeye kadar vardırıp vardırmadıkları konusunda bir şey söyleyemem. Ancak cemaat ile CHP arasındaki ittifaka aracılık yapan kimi liberal isimlerin, KCK'yla arayı yumuşatması için cemaate telkinde bulunduklarından şüphem yok. Hatta 2013'ten sonra cemaatin, AK Parti'ye karşı KCK ile dolaylı bir işbirliği arayışı içinde olduğu dikkatlerden kaçmıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayınız
Kurtuluş Tayiz - Akşam
kurtulus.tayiz@aksam.com.tr
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol