Kobani krizi neydi, ne değildi?

  • GİRİŞ17.10.2014 10:02
  • GÜNCELLEME17.10.2014 14:41

Kobani'deki gelişmelerle çözüm süreci arasında doğrudan bir bağlantı kurmayı iyi niyetli bulmuyor. PKK, HDP ile birlikte Gezi ve 17 Aralık darbesinin arkasında duran çevreler ise aksine Kobani ile çözüm süreci arasında doğrudan bir bağlantı kuruyor, Kobani'deki gelişmelerle çözüm sürecinin kaderini birbiriyle iç içe ele alıyor. Hatta "Kobani düşerse çözüm süreci biter" diyor.  

Kobani ile çözüm süreci arasında doğrudan ve dolaylı bağlantı kurmak elbette zor değil; ancak ülkedeki bütün siyasi çekişmenin ve sert çatışmaların bu "bağlantı" üzerine inşa edilmesi fazlasıyla dikkat çekici. Son günlerde yaşadığımız kanlı olayların sırrı da bu "bağlantıda" gizli. Bu söz konusu bağlantı, en iyi "Kobani düşerse çözüm süreci de biter" sloganıyla ifade ediliyor. 
Peki bu sloganla aslında ne demek isteniyor?  

"Kobani'nin düşmesi" kısmı, bu sloganın ikinci kısmını, yani "çözüm süreci biter" kısmını gizliyor. Kobani öfkesi, Öcalan'ın aktörü olduğu çözüm sürecini bitirmek için bir payanda işlevi görüyor burada. Nedeni ne olursa olsun çözüm sürecini bitirme girişimi -ister hükümetten, ister Kandil ve HDP'den kaynaklı olsun- Abdullah Öcalan'ın bitirilmesi anlamına gelir. Öcalan'ın dışında kim "çözüm süreci bitti" derse, kısaca "Apo aktör olmaktan çıktı" diyordur. Bu bilindiği içindir ki iki yıl önce Kandil'de toplanan örgüt kongresinde "Çözüm süreciyle ilgili son kararı verecek tek yetkilinin Öcalan olduğu" kayıt altına alındı. DTK (Demokratik Toplum Kongresi) Eşbaşkanı Hatip Dicle, önceki gün gazetecilere yaptığı açıklamada bu kararı hatırlatarak "Çözümde son kararı ancak Sayın Erdoğan ile Sayın Öcalan verebilir" dedi.

Yazının tamamı için tıklayın...

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat