Terörün sonbaharı
- GİRİŞ16.11.2015 09:42
- GÜNCELLEME16.11.2015 09:42
El Kaide’nin 2001’de ABD’de de düzenlediği saldırılar Afganistan ve Irak’ın işgaliyle sonuçlanmıştı; 11 Eylül saldırılarından tam 14 yıl sonra, bu kez El Kaide’nin türevi DAEŞ tarafından -yine bir sonbaharda- Paris’te gerçekleştirilen katliamın, Ortadoğu’ya yönelik yeni bir işgal hareketine yol açmasa da, dünyanın siyasi ve psikolojik ikliminde büyük değişiklikler doğuracağı muhakkak. Paris saldırılarının hemen ardından, şimdiden yeni bir konjonktür oluştu bile; bu dönem, 11 Eylül saldırıları sonrası oluşan konjonktürün bazı özelliklerini taşıyor; dünya, etnik, dini, ideolojik farklılıklarına takılmaksızın teröre karşı ortak bir tutum geliştirmeye başladı.
Bu yeni dönem en çok Türkiye’ye yarayacaktır. Zira terörden en fazla etkilenen ülkeler arasında sayılırız. 7 Haziran seçimlerinin ardından büyük bir terör dalgasıyla karşı karşıya kaldık. DAEŞ’in son olarak Ankara’da, PKK’nın ise Güneydoğu’da üst üste gerçekleştirdiği terör saldırıları, ülkenin siyasi ve psikolojik bütünlüğünü zorlar boyutlara ulaştı. Dünyanın; DAEŞ terörüne karşı duyarlılığı, PKK terörünü ise görmezden gelmesi, Türkiye’yi en fazla zorlayan noktalardan biriydi. Ankara, her ne kadar dünyaya PKK’nın bir terör örgütü olduğunu anlatmaya çalışsa da, şu ana kadar çok sınırlı bir karşılık buldu. Demokratik sistemin yerleştiği, siyasi kanalların açık olduğu bir ülkede terörist yöntemlerle hak arayan bir örgüte, bırakalım Batı’yı, kendi içimizde bile sempatiyle bakan, hak veren ve hatta onu siyasi olarak destekleyen geniş bir çevre söz konusu. Ancak teröre bir şekilde destek olan, arka çıkan bütün kesimler 1 Kasım seçimlerinde sandıktan büyük bir yara alarak çıktı. Seçmen, terörle neredeyse tek başına mücadele eden AK Parti’yi büyük bir oy oranıyla iktidara taşıdı. Ülke yönetimini, terörle mücadele eden siyasi partiye emanet etti. PKK’nın siyasi uzantısı HDP, teröre arka çıktığı için seçimlerde başarısızlığa uğradı.
Yorumlar1