Devlet, Apo’ya mahkûm mu?
- GİRİŞ23.11.2015 10:25
- GÜNCELLEME23.11.2015 10:25
Devletin, Apo’ya mahkûm olup olmadığını irdelemeye geçmeden önce burada Sırrı Süreyya Önder’e, hatta HDP ve PKK’ya şu soruyu yöneltmek gerekiyor: Madem, Öcalan’a bu kadar tapıyordunuz, neden şu ana kadar verdiği talimatları yerine getirmediniz? 2013’te Öcalan, “silahlar miadını doldurdu, artık sınır dışına çekilme zamanı” dediğinde, bu emri “ama”larla, “fakat”larla yerine getirmeyen kimdi? Apo’nun “silahsızlanma kongresinin toplanması” çağrısının gereği neden yerine getirilmedi? PKK/HDP’nin bu sorulara vereceği “ama”sız bir cevabı var mı? Şöyle bir yanıt verilse anlarım: “Ya Apo’yla rol paylaşımı yaptık, başından beri o ‘iyi’ polisi, biz ‘kötü’ polisi oynuyoruz!” Böyle bir cevabı daha samimi bulurum. Ama gerçeğin tam olarak böyle olmadığının da farkındayım.
Çünkü, çözüm sürecinin başlamasının hemen ardından İmralı’ya giden heyette yer alan Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’a bazı çevrelerin enteresan “selamları”nı iletti. Bu “selamı” bir tür tehdit veya dayatma olarak da anlayabiliriz. Görüşme tutanaklarında o ilgili bölüm şöyle yer alıyor:
“-Sırrı Süreyya Önder: Başkanım her şeyi konuştuk. Bir de başkanlık meselesi var. Kamuoyu bu konuda çok hassas. Osman Kavala’nın size selamları var. Totaliter bir yapıya dönüşmesinden endişe ediyorlar.
-Abdullah Öcalan: Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde başkanlık ittifakına girebiliriz.”
Abdullah Öcalan’ın ipini çeken görüşme ve düşünceler bu olmalı. Apo, Osman Kavala’nın “selamını” yeterince anlamadığından ya da kendisine iletilen tehdit mesajını yeterince almadığından olsa gerek, bu görüşmenin tutanakları Hasan Cemal ve Can Dündar’lı Milliyet gazetesi tarafından sızdırıldı. “İmralı zabıtları” manşetiyle sızdırılan bu tutanaklar, çözüm sürecine yönelik ilk büyük sabotajdı aynı zamanda.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol