Fethullah Gülen'in Tanrısever'den ricası

  • GİRİŞ07.01.2011 09:13
  • GÜNCELLEME07.01.2011 09:13

BEYAZ PERDEYE YANSIYAN NUR: HÜR ADAM - 2

“Hür Adam”, insanlardan bir insanın filmi.  İki minare yüksekliğindeki Van Kalesi’nden kayıp düşerken bile “Davam!” diye haykıran bir dava insanının hayat hikayesi… Hemen her anı çilelerle dolu tertemiz ve bereketli bir hayatın küçük bir şulesinin ekrana yansıması - Nur’un beyaz perdeye aksetmesi…

BU FİLİM, BU FİLİM, BU FİLİM…

Bu filim,Gözümde ne cennet sevdası var, ne de cehennem korkusu. Cemiyetimizin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun! ” diye haykıran kainat misali büyük bir yüreği anlatıyor…

Bu filim; “Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harblerde, bir cani gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım.

kullan…Cemiyetin imanı, saadet ve selameti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helâl olsun. Onlara (bana bütün bunları reva görenlere) beddua bile etmiyorum.

Ortada bir yangın var, gençliğin imanı yanıyor. Onları kurtarmak için yangına doğru koşuyorum; birileri ayağıma çelme takmış, ne ehemmiyeti var! diyen,diyebilen bir dev kametin, bir insanlık abidesinin hayatından kesitler sunuyor bizlere…

Bu filim;  “…İnsanlar, imansız Kur 'an’sız kalacaksa cenneti de istemem; o zaman orası da bana zindan olur. Milletimin imanını selamette görürsem, cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü, vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur…” diyen, demekle de kalamayıp, davasından tüm hayatı boyunca bir milim bile sapmadan inandığını temsil eden, yaşayan ve yaşatmak için tüm ömrü boyu çırpınan davasının delisini, insanlığın dertlisini anlatıyor….

Bu filim; numune-i imtisal hayatıyla, yazdığı kitaplar olan Risale-i Nur’larla ve yetiştirdiği talebelerle yaklaşık bir asırdır Türkiye’den başlayarak bütün dünyayı etkileyen, bütün yaşamını insanlığın imanı için feda eden, Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatından kesitler taşıyor…

IŞIK ADAM: ÜSTAD BEDİÜZZAMAN SAİD-İ NURSİ

İnsanların imanını kurtarmak için Risale-i Nur namlı kitapları yazdığı ve talebeler yetiştirdiği için onlarca kere yargılanan, yaklaşık 40 yıl boyunca takip edilen, sürgünlere yollanan ve uzun yıllar hapishanelerde ve gözetimlerde tutulan Bediüzzaman Said Nursi; hayatının büyük bir bölümünde, her şart altında, savaşlarda, hapislerde, sürgünlerde bile yazımına devam ettiği Risale-i Nur’ları, her yere ve her kesime ulaştırmaya çalıştı. Bugün bu risaleler, onlarca dile çevrilmiş ve hemen her ülkeye ulaşmış durumda…

Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin çöküşü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması sırasındaki büyük arafta; uzun savaşlar geçiren ve kimsenin aklına gelmeyecek büyüklükte işgaller yaşayan milletimize, dinini ve imanını, asrın gerçekleriyle ve gerekleriyle anlatmak sevdasıyla yola çıkan Bediüzzaman’ın uzun ve bereketli hayatı; çilelerle geçti:  Savaşlar, mahkemeler, takipler, esaretler, sürgünler, hakaretler, işkenceler, hapisler...

İşte bu müthiş hayatı -pek çok akademik, ilmi, dini ve edebi çalışmaya konu olan Üstad Said Nursi’nin hayatı- “Hür Adam”da ilk kez dramatik bir yapıda Mehmet Tanrısever yapım ve yönetimi ile sinemaya uyarlandı.

NUR’LARI PERDEYE YANSITAN YÖNETMEN: MEHMET TANRISEVER

Yıllar önce, Mehmet Tanrısever Abi`yi İstanbul’daki fabrikasında ziyaret etmiştim... Palmiye ağaçlarıyla bezenmiş bu güzel fabrikada; havuz, tenis kortları, sinema salonu, hatta diskotek gibi ışıklandırdığı spor salonu bile vardı. “Bunların helal dairede yapılabileceğini göstermek istiyorum, dışarıdaki şeylere özenmesin insanımız” demiş ve eklemişti “Hepsini işçilerim için ve örnek olmak için yaptım.”

Bu nev’i şahsına munhasır işadamı, aynı zamanda bir sinema aşığı idi. Sinema bir araçtır derdi: “Duygu ve düşüncelerimi, inandığım hususları, dini, milli ve manevi duygularımı  en iyi ve en etkin bu yolla herkese duyurabilirim”.

Ve artık meşhur olan ifadesinin benzerini o zaman da terennüm ederdi:  'Bir caminin menzili ancak bir kaç kilometredir. Bir okulun kapsadığı alan ancak beş on kilometrekaredir… Ancak sanat menzilsizdir.  Bir filim 40 bin kilometreyi, yani bütün dünyayı kapsar, etkiler. Sanatın, filmin gücü bütün dünyayı dolaşır.”

PENNSYLVANIA’DA SÜRPRİZ BULUŞMA

Bugünlerde, kendisine hep sorulan “Neden Said Nursi” sorusunun da cevabı olan şu ifadesini Pennsylvania’da yaptığımız röportaj sırasında da sık sık tekrarlıyor: “Hür Adam filmi benim için çok çok önemli onun için.” Çünkü, Üstad Said Nursi Hazretlerinin duyguları ve düşüncelerini çok sevdiğini, onun felsefesinin tüm dünyayı kucakladığını söylüyor. “Bu nedenlerle bu sıra dışı insanı herkes doğru dürüst tanısın diye bu filmi yaptım” diyor.

Sinema Vakfı kurmak ise bu filimden sonraki en büyük hayali… Bundan sonra okul ve cami yapar gibi film çekmeye kendisini adayacak ve vakfı sayesinde bu işe gönül veren insanlara destek verecek…Said Nursi'yi Yaşayan Adam: Namazla hazırlandım

Daha önce de ifade ettiğim gibi, Mehmet Tanrısever ile yıllar sonra, güzel bir mekanda, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ikamet ettiği yerde buluştuk tevafuken.

HOCAEFENDİ SENARYOYU GÖRMEDİ

Son iki yılını bu işe ayırdığı “hayatımın en güzel ve en özel filmi” dediği Hür Adam’ı, “Hocaefendi’ye senaryoyu iletememiştim, şimdi en azından seyrettirmek ve sadece hayır duasını almak için buradaydım, şükür beraber izlemek nasip oldu” dedi.

Evet, Hocaefendi ile bu özel filmi 5-10 kişiyle beraber izledik: Namaz vaktinin girmesinden dolayı verilen ara dışında hiç ara verilmeden dikkatle izlendi. Namaz arasında, Hocaefendi’nin bir ricası Mehmet Bey`e iletildi. Filmin başındaki “Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ithaf olur” yazısını kaldırmasını rica etmiş.

Filim bittikten sonra, film hakkında fikirlerini almak isteyen ve filimle ilgili bir isteğinin olup olmamasını soran Mehmet Bey`e sadece “Estağfurullah, bize bir şey demek düşmez, Allah razı olsun” dedi.

Ayakta zor durmasına rağmen, Mehmet Bey`i kapıya kadar uğurladı, teşekkür etti ve dualarla yolcu etti.

Bu çok özel hatıranın yanı sıra  bir önceki yazıda da ifade ettiğimiz gibi Mehmet Bey ve oğlu Tarık’la (Hür adam filmindeki en önemli oyunculardan birisi – Şamlı Hafız) uzun bir röportaj gerçekleştirdik. Hayat serencamesini ve özellikle 7 ocakta vizyona girecek Üstad Bediüzzaman Said Nursi’yi anlatan  “HÜR ADAM” filmini konuştuk.

 kullan

Mehmet Tanrısever’le Hür Adam’ı konuştuk…

HÜR ADAMIN YAPIMCISI VE YÖNETMENİ MEHMET TANRISEVER İLE PENNSILVANYA’DA YAPTIĞIMIZ  RÖPORTAJ

Efendim, evvela Mehmet Tanrısever kimdir, kısaca özetler misiniz?

Allahın kuluyum her şeyden önce. Kulluk için çalışıyorum sürekli, öğrendiklerimi de tatbik etmeye çalışıyorum. İnşallah tüm insanlığa mesajlarımı ulaştırmaya çalışıyorum: Allah’a sevgi,          O’na kulluk...

Üstad’ı, Hocaefendi’yi bunun için mi çok seviyorsunuz? Hayatları hep sevmenin ve kul olmanın güzelliğini anlatmakla geçmiş…

Evet, bunu demek istiyorum. Çünkü insanlık bu sevgi ve barışa muhtaç.

Haklısınız, belki de şu asrımızda her zamankinden çok… Hayatınızı anlatıyordunuz…

Benim hayat hikayem Konya ilinin Bozkır ilçesinin Bağyurdu köyünde başladı. Liseli çağlarımda 1960’lı yıllarda İstanbul’a geldik. Cok zorluklar yaşadım, çıraklıklar yaptım. Askerden sonra değişik işleri yaptık ve fırsatları doğru kullanarak iyi bir yere geldik. Bunlar Allah’ın takdiri tabi. Bu zenginlik ve gücü doğru kullanmak lazım. Ben de bu gücümü kullanarak büyük işlere imza atarak hizmet etmek istiyorum.

Hangi işlerle hizmet ettiğinizi düşünüyorsunuz?

Sinemayla mesela.

Sinema çok önemli sizin için…

Evet öyle. Menzili çok geniş çünkü. Bir caminin menzili ancak bir kaç  kilometredir. Bir okulun kapsadığı mesafe beş on kilometrekare… Ancak sanat menzilsizdir.  Bir filim 40 bin kilometreyi yani bütün dünyayı kapsar. Sanatın, filmin gücü bütün dünyayı dolaşır. 

Peki, bu sevda nasıl başladı?

60’lı, 70’li yıllarda hep sinemalara giderdim, sinemayı çok severdim ve çok giderdim. Benim en büyük hobimdi. Aşkım şevkimdi. Milli ruhlarım vardı ama 79`a kadar. Evlendikten sonra büyük değişim yaşadım. Aslında eşimle beraber karar verdik. Sol fikirli idi ama o bana büyük destek verdi. O örtündü namaza başladı, ben de başladım. Uzunca yıllar sinemadan uzaklaştım; herşeyden günah diye uzaklaştık, duyduklarımızla yapıyoruz tabi bunları…

80`de hacca gittim müzik, sinemadan iyice uzaklaştım. Kot bile giymezdik- ilahi bile dinlemezdik… Sonra sakal bıraktım. Önce milliyetçiliğe, sonra siyasete ilgi duydum.

Selamet Partisi’ne mi?

Evet, sonraki adı ile Refah.

HAYIRSEVERLİĞİ İLE TANINAN OKUL İNSAN, ALİ RIZA TANRISEVER ABİ

 Hocaefendi’yle 79-80’de abim Ali Rıza Tanrısever sayesinde tanıştım. Abim gece gündüz Allah rızası için, eğitim faaliyetleri için çalışıyordu. Çok hoşuma gidiyordu bu samimi çalışmalar…

En mantıklı Hocaefendi geldi bana. Kişilik olarak da çok sevdim. 2 saat sohbet ettik abimin evinde.  Her soruma cevap verdi, çok sevdim kendisini. Çok cesur sorular sordum: ``Bu ne güzel hoca`` dedim. Bana o sabrını hala unutamam…

Hocaefendi mi tavsiye etti filim çekmenizi, sinemaya işine nasıl girdiniz?

Hocaefendi ufku çok geniş biri. Hep iyi ve hayırlı şeyleri tavsiye eder ve güzel şeylerin hep önünü açardı. Ama benim hevesim hayallerim vardı filim çekmekle ilgili ve bu da 20 yıl önce Minyeli Abdullah filmi ile oldu. Muhafazakar insanların seyredeceği gibi filmleri görmek mümkün değildi. ``İşte bu bizimdir ``diyeceğimiz filimler yoktu. Yüzümüz kızarmadan, edep, ahlak gibi kavramlara ihtimam gösteren yönetmenler de pek nadirdi. Bu alanda büyük boşluk vardı, hala da var. Biz de "Minyeli Abdullah” filmini yaparak , Bismillah dedik. Daha sonra da filmlerimiz devam etti: Minyeli 2, Sürgün ve Çizme...

Derken çok destek göremedim ve param bitti. Ben de süreçte fabrikama ağırlık verdim.

Şu dillere destan fabrika?

Evet, dillere destandı (gülmeler) ama maalesef kapattık gibi bir şey oldu. He rşey duruyor binada. Ama işlere ara verdik.

Kredi vs. alamadınız mı, neden kapattınız işleri?

Maddi meseleler senelerce zorladı bizi…

Ne zaman başladı sıkıntılarınız?

Özellikle şu meşhur 28 Şubat sürecinde. Malumunuz muhafazakar kesim devamlı takip ediliyordu. Sindirilmeye çalışılıyordu. Bundan ben de nasibimi aldım ve sindirilme hareketlerine maruz kaldık. Hesaplarımıza el konuldu ve bazı kötü uygulamalara tabi tutulduk. Netice itibariyle nasip bugüneymiş diyebiliriz.

Özellikle sizi hedeflediler diyebilir miyiz?

Tam olarak bunu diyemeyiz. Ortam filim çekmeye müsait değildi. Maddi olarak zayıflamıştık ve moral bozulmuştu. Ortam maalesef çok kötü idi ve müsait değildi. Türkiye’de, özellikle Özal’ın vefatından sonra, yaklaşık 10 yıla yakın bir tedirginlik söz konusuydu. Özgürce filim yapmak çok zordu. Yapsan da her şeyine dikkat etmeliydin. Çünkü insanlar sebepsiz yere suçlanıp yargılanabiliyordu.

Tedirginliklerden ve belirsizliklerden dolayı mı geri çekildiniz?

Evet, öyle de denilebilir…

HÜR ADAM’I 90’LI YILLARDA ÇEKECEKTİM, İZİN VERİLMEDİ!

Peki, bu senelere sağ salim geldik çok şükür. Hür adam filmi fikri nasıl ve ne zaman doğdu?

Dediğim gibi 2008’de işleri işlerimi küçülttüm. Kendimi uzun yıllar aksattığım sinema işine verdim.  Aslında ben bu filmi 90’li yıllarda çekecektim. Üstadın talebesi olmuş abilerle, mesela Mehmet Fırıncı abilerle istişare ettim. Ama müsaade edilmedi biçok sebepten. Nedenlerini şimdi burada söylemeyeyim.

En azından bir tanesini söyleseniz?

 Mesela, siz Üstad’ı tam tanımıyorsunuz dediler.

TANRISEVER: ÜSTAD’DAN MANEVİ DESTEK ALDIM

Peki şimdi nasıl çekebildiniz, ne değişti?

Bir kere şartlar olgunlaştı. 20 yıldır okuyorum.  Ayrıca manevi olarak Üstad teşekkür etti. İşlerimi hafiflettim. Sadece sinemaya odaklanabildim. Böylece, 2009’da çalışmalara başladık…

Neden başkası değil de Bediüzzaman?

Üstad Bediüzzaman çok iyi bir rehber… Hayatının her anı büyük bir örnek. Hep dik durmuş. Nasıl dik durmuş, nasıl hür adam olmuş, herkes bu özel insanı tanısın istedik.

Neden filme Hür Adam ismini koydunuz?

Hayatı boyunca kimseye boyun eğmedi onun için hür dedik. Hiç bir şeye kul köle olmadığı  için hayatı boyunca  esarette olsa bile hür yaşadı. Ne makam – mansıp, ne para, ne mal-mülk, şan-şöhret... Hiç birşeye boyun eğmedi. Bundan dolayı da hür adam dedik.  Hür oldu, milyonlarca insan da onun vesilesi ile hür oldu...

Nasıl hazırlandınız bu hassas filme, mesela senaryoyu kim yazdı?

Mehmet Uyar, Ahmet Çetin ve ben. Çok hazırlıklar yaptık.

 

HÜR ADAMIN SENARYOSU 5 KERE DEĞİŞTİ

Spesifik olarak neler yaptınız?

6000 sayfa kitap okudum. 20 ayrı kaynaktan faydalandım. Senaryoyu 5 kere  değiştirdik.

Bu süreçte kimlere danıştınız?

Üstadın talebeleri başta olmak üzere 300 kişiye senaryo yolladım.

İsim verebilir misiniz?

Elbette.

(Devam edecek…)

M. Cebrail Altındağ / ABD
yazarimizamektup@gmail.com 

Yorumlar24

  • nur 15 yıl önce Şikayet Et
    kamil bey. risale-i nur bir kuran tefsiridir. Kurandan sonra beyan olmaz ancak kuranı anlayabilmemiz için meal yeterli değildir çünkü arapça bir kelimenin türkçe karşılığında 7 -8 tane manası olabilir bu yüzden tefsir okumak gerekir.risale-i Nurlar bize hem Kuran ayetlerini tefsir eder aynı zamanda kuran okurken bile okuduğumuz anlamamızı sağlar ve sünnet-i seniyye yi yaşatır. Bu sebepe zaten Kur andan ayrı değildir. Bir eseri okumadan o eser hakkında fikir sahibi olamazsınız.
    Cevapla
  • nur 15 yıl önce Şikayet Et
    okumak. ahir zamandayız önemli olan Kuran ve Kurandan süzülen bir nur olan risale-i nurlardır. zübeyir abinin de dediği gibi okumak okumak ve okumak... Bediüzzaman sünnet-i seniyye yi en güzel yaşayan asrın son alimidir başka söze hacet yok diğer insanlarla karıştırmayalım!
    Cevapla
  • nur 15 yıl önce Şikayet Et
    film Bediüzzaman la alakalı fetullah gülenle değil!. hür adamla fetullah gülenin ne alakası var?film de eksik yanlarıyla da olsa Bediüzzamanı güzel bir şekilde anlatmış.ayrıca filmi niye fetullah gülen e bağlıyorsunuz anlayamadım.kendisi bu filmi çok sahiplenseydi zaten arkasında bir hayli dururdu. Zaman gazetesinde film çıktığından beri tek bir başlık bile yok bir kaç köşe yazarı hariç. ihh ya yapılan yorumu da risale-i nur talebelerine yüklemeyin lütfen...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • hakan kuşoğlu 15 yıl önce Şikayet Et
    Kamil Beye. Köyüne Dön Cahil Kalmışsın Besbelli , Said Hocayı Bile Anlamayacak Kadar Kalp Gözün Kapalıysa Hiç Debelenme Dostum Fikrini Her Yerde Söyleme Çarparlar.
    Cevapla
  • ilhami Battal 15 yıl önce Şikayet Et
    Selamet Degil Milli Selamet. Parti nin gercek adi Milli Selamet Parti si. Erbakan a olan alerjinizi biliyoruz, ama dozaji asmayin, ve adil olmayi deneyin. IHH ya yaptiginiz gayri mumin tutumunuzu uzuntu ile gorduk suurlu olmaniz icin yine de dua ediyoruz. Selametle
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat