AKM'de Sezai Karakoç'u konuşmak

  • GİRİŞ30.12.2021 12:06
  • GÜNCELLEME31.12.2021 09:07

Veda etmeye hazırlandığımız 2021 yılında ülkemizde ve dünyada çok önemli gelişmeler yaşandı.

 Fakat bizi bu yılda en çok etkileyen Sezai Karakoç’un vefatıydı.

Bu anlamda 2021 yılı bizim için hüzün yılı sayılır. Üstadın varlığının hepimiz için ne manaya geldiğini yokluğunda daha iyi anladık.

Sezai Karakoç’la geçirdiğimiz kırk dakikanın bereketini, sohbetinde sessizce oturup dilinden dökülecek hikmetli sözleri beklemenin heyecanını kelimelerle anlatmak mümkün değil. 

Ne mutlu bize ki onu tanıdık okuduk ve anlamaya çalıştık. 

Yine ne mutlu bize ki Rabbimiz bu kurak çağda Onu bize armağan olarak gönderdi.

Biz bedenen her zaman onun yanında olamasak da O bizim her daim yanımızda oldu. İki arkadaş bir araya gelsek muhakkak ondan bahis açılırdı.

Sohbet ortamlarında dost meclislerinde gönlümüzün başköşesinde hep o vardı. 

Ben Erciyes’in eteklerinde büyüdüm. Bir dağın yamacında durmanın bir dağın görkemini seyretmenin ne anlama geldiğini iyi bilirim.

Aynı Erciyes gibi Karakoç da bizim dağımızdı.

Dağ gibi durdu ömrü boyunca. Dağ yalnızlığını yaşadı. O’nun zirvesine ulaşmak kolay değildi. Kıyısına yaklaşanlar kendini bahtiyar saydı.

 Zirvesine henüz ulaşan olmadı. Yakınında bulunmakla ona yakın olmak arasında dağlar olduğunu herkes bilir.

Mikrofonlara üstadın yakını olarak demeç verenler ona ne kadar yakındı Allah bilir.

Benim bildiğim onun yakınları Şeyh Galip, Fuzuli, Mehmet Akif, Mevlana Yunus Emre gibi dev şahsiyetlerdi. 

O Susuzluktan kavrulan çağ insanına ab-ı hayat sundu. O aradığımız kaynaktı.

 Bu sebeple tanıştığımız her gence onun eserlerini tavsiye ettik.

Karakoç okyanusundan kana kana içenler kendine geldi kendini buldu. Dünden haberdar istikbalden ümitvar oldu. 

Gönlümüz istiyordu ki herkes onu tanısın herkes ondan istifade etsin.

Bu mümkün müydü elbette değildi.

 Ama bizim bu uğurda çaba göstermemiz gerekiyordu. Hamdolsun üstadımız hayattayken diriliş külliyatını liselere üniversitelere vakıflara derneklere ulaştırma yeni nesilleri onun eserleriyle tanıştırma çabamız oldu. Hakkında sayısız program yaptık.

Hiç kimseden hiçbir şey talep etmeyen üstad kendisi hakkında program yapmak için müsaade istediğimizde ‘yapın da demem yapmayın da demem’ diyerek müstağni tavrını sürdürdü fakat kapıyı da kapatmadı.

 Biz o açık kapıdan İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde onun eserlerine dair gençlerle okumalar yaptık. Amacımız onun şahsını yüceltmek değildi.

 Zaten onun buna ihtiyacı yoktu.

Bizim ona ihtiyacımız vardı.

Yeniden dirilmemizin yeniden ayağa kalkmamızın şifrelerini veren üstadı ne kadar çok okutursak toparlanmamız o kadar erken olur düşüncesiyle eserlerini yeni nesillerle buluşturmak için hep koşturduk.

 Bu yolda yalnız olmadığımızı da görmenin tarifsiz sevincini yaşadık.

Maaşından ayırdığı paralarla üniversite öğrencilerine Karakoç’un kitaplarını hediye eden emekli öğretmenden dükkanına gelen genç müşterilerin torbalarına Diriliş Neslinin Amentüsü’nü sıkıştıran esnaflara kadar sayısız dirilişçi kahraman tanıdık.

 Allah hepsinden razı olsun. 

Ne yapsak Üstadın hakkını ödeyemeyiz. Hayattayken Karakoç adına yaptığımız her programı dua niyetine yaptık.

Ona teşekkür edebilmenin bir fırsatı olarak gördük programları.

Her faaliyette binlerce gencin eline diriliş yayınlarının kitaplarını tutuşturduk.

İçlerinden bir tanesi okusa bizim için yeterlidir maksat hasıl olur dedik.

İyi niyet gayret ve samimiyet olunca Rabbimiz bereketli sonuçlar verir. Buna inandık bunu bildik.

Hep bu şuurda hep çabaladık.

 Diriliş okumaları yaptığımız cebine çantasına dirilişi kitapları sıkıştırdığımız o gençler şimdi yurdun dört bir yanında memlekete hizmet ediyor.

Sezai Karakoç okuyan valilerimiz, kaymakamlarımız Sezai Karakoç okuyan mühendislerimiz, doktorlarımız Sezai Karakoç okuyan pırıl pırıl bürokratlarımız var. Bunun bereketini bir gün mutlaka göreceğiz.

Hep dedik yine diyelim.

Biz şahısperest değiliz hakperestiz.

Hakkı kim tutup kaldırıyor hakikati kim savunuyorsa ondan yanayız.

Şahıslara değil ideallere bağlıyız.

İdealistlere tutkunluğumuz açtıkları ufuk sebebiyledir.

O yüzden Sezai Karakoç’u severiz ama Sezai Karakoç’cu değiliz. 

Necip Fazılı severiz ama Necip Fazılcı değiliz.

 Nurettin Topçu’yu severiz ama Nurettin Topçucu değiliz.

İsmet Özel’i severiz ama İsmet Özelci değiliz.

Zaten cici cucu olanlar bu şahsiyetlerin anlaşılmasına en büyük engeldir.

 Sevdikleri öncüyü putlaştırıp anlaşılmaz kılarlar.

Bir kişide takılı kaldıkları için diğer kaynaklardan beslenemezler.

Sonrasında da yetersiz beslenmeye bağlı olarak bazı hastalıklara düçar olurlar.

Yine bu kişiler bağımlısı oldukları şahsiyeti sadece kendilerinin olarak görüp başkalarının o değerli isimi anmasından anlama çabasından rahatsızlık duyarlar.

Bağlılık bağımlılığa dönüşürse bağnazlık ortaya çıkar. Bağnazlar bağırır ama konuşmazlar.

Ne dedikleri anlaşılmaz.

Dediğim gibi bu tipler hasta oldukları için kaale almaya gerek yoktur.

Kendilerini Sezai Karakoçcu olarak görenlerde Sezai Karakoç’u hiç göremedim.

Ben Sezai Karakoç’u eserlerinde buldum.

Karakoç bir grubun bir kliğin değil bütün insanlığın ortak değeridir.

 Karakoç’u Karakoçculardan kurtarmak kamu hizmeti sayılır.

Görülen odur ki bundan sonra Üstad daha çok anılacak daha çok konuşulacak.

Programlar tertip edecek dostlara küçük bir tavsiyede bulunayım.

Yapacağınız programlarda ilk anda aklınıza gelen ya da size bir çırpıda tavsiye edilen isimler yerine adı çok duyulmasa da çok görünür olmasa da Üstadı hakkıyla farklı cephelerden anlatacak isimlere ulaşın.

Kırk yıldan beri aynı cümlelerle aynı üslupla Üstad hakkında konuşanlardan ziyade yeni şeyler söyleyecek kişileri bulun.

Geçtiğimiz hafta düzenlediğimiz 13. İstanbul Edebiyat Festivalini Üstad Sezai Karakoç anısına gerçekleştirdik. Yüze yakın isimden Karakoç’u dinledik.

Üstad hakkında ilk defa konuşan birçok akademisyen ve yazar arkadaşımız vardı festivalde.

Çok iyi hazırlandıklarını gördüm. Yeni şeyler söylediler. Çokça istifade ettik.

Sadece edebiyatçılar değil farklı disiplinlerde çalışan insanların da üstada dair kuracağı cümleler var.

Onları da konuşturmak gerekiyor. Yoksa bazı isimlerin tekrarladıkları konuşmalardan sağlıklı bir Sezai Karakoç portresi çıkmaz.

Yapılan programlarda herkes kendisindeki Karakoç’u anlatıyor. Mesnevideki fil hikâyesi gibi bir durum ortaya çıkıyor.

Açık söyleyelim. Karakoç üzerine ciddi akademik çalışmalara ihtiyaç var.

Akademimiz dönem ödevi hazırlayan ortaokul çocukları gibi tezler hazırlamaktan vazgeçmeli.

Sezai Karakoç adına yapılacak çalışmalar ciddi olmak zorundadır.

Bu manada kafa yormak gerekli diye düşünüyorum. Lise seviyesine düşen üniversitelerden fazla umudum olmasa da bireysel gayretlerle derinlikli çalışmalar ortaya çıkabileceğine dair umudumu koruyorum. Bekleyelim görelim.

13. İstanbul Edebiyat Festivali’nde Sezai Karakoç’u konuşmak çok faydalı oldu. Yeni ufuklar açıldı.

Yedi gün boyunca adeta hikmet sofrası kuruldu. İstanbullular bu sofradan doyasıya istifade etti.

Uykusuz gecelere yorgun gündüzlere değdi. Gençlerimizin ilgisi görülmeye değerdi.

Duvarlarına solcu teröristlerin resimlerinin asıldığı içinde onlarca yıldır değerlerimize düşman batıcı sanatçıların at oynattığı AKM’de Sezai Karakoç’u konuşmak bizim büyük bahtiyarlıktı.

Müstesna bir gün yaşadık. Salonu dolduran binlerce edebiyatseveri Üstadın dilinden selamladık.

"Evrim günlük sularla

Devrim irinle kanla

Bizse dirilişi gözlüyoruz

Bengisu bengisu kayna ve çağla" diyerek festivali başlattık.

Kürsüden inip yerime oturunca Gazeteci bir dostum kulağıma eğilip ‘2021 yılının en önemli kültür olayı budur’ tebrik ederim dedi.

Şükürler olsun. Böylesine bereketli bir çalışmaya bizi memur eden Rabbimize hamdolsun.

Bu tarihi imkânı bizlere tanıyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a minnettarız.

Teşekkür borçlu olduğumuz onlarca isim var ama özellikle Festivale desteğini esirgemeyen Kültür ve Turizm Bakan yardımcımız Sayın Ahmet Misbah Demircan’a,

Festivalin İstanbullularla buluşmasını sağlayan,  kültüre dost, edebiyata dost, hâzâ dost Sultanbeyli Belediye Başkanımız Sayın Hüseyin Keskin’e,

 Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Levent Yazıcı’ya bütün İstanbullular adına şükranlarımızı sunuyoruz.

 Dolu dolu geçen yedi günde Üstadın daha iyi anlaşılması adına tarihe kayıt düşüldü.

Sezai Karakoç’u araştırmak ve anlamak isteyenler için önemli bir kaynak oluştu.

Bütün konuşmalar dijital hafızaya yüklendi.

Yakında kitabı da çıkacak.

 Emek verenler yürek verenler sağ olsun var olsun.

Aziz üstadımızın ruhu şad olsun.

Açılış konuşmasında da dile getirdiğim gibi diriliş bitmedi diriliş yeni başlıyor.

Vira Bismillah…

Yorumlar3

  • Celalettin 2 yıl önce Şikayet Et
    edebiyat festivali. edebiyat festivali ve sezai karakoç. festival ve karakoç. ne kadar uyumsuz kelimeler bunlar! bazılarının karakoç'u ne kadar anladığı da anlaşılıyor böylece.
    Cevapla
  • Yaşar Akgül 2 yıl önce Şikayet Et
    Allah sizlerden razı olsun kardeşim..emeğinize sağlık..çok çok teşekkürler..selamlar..dualarla
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • 1299 2 yıl önce Şikayet Et
    Allah razı olsun
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat