Baba bir şair: Erdem Bayazıt
- GİRİŞ07.07.2026 09:07
- GÜNCELLEME07.07.2026 09:12
Türk edebiyatının usta şairlerinden, Yedi Güzel Adam’ımızdan biri olan Erdem Bayazıt’ı, vefatının 18. yılı dolayısıyla mezarı başında rahmetle ve hasretle andık.
Her sene temmuz ayı yaklaşınca merhumun kıymetli evladı Ökkeş Yusuf Bayazıt’la anma programını planlayıp buluşacağımız saati belirliyoruz. 5 Temmuz geldiğinde de Eyüp Sultan’ın insanın içine huzur veren mezarlığında buluşup dostlarımızla birlikte Erdem Ağabey’in kabrine doğru yürüyoruz.
“Ölüm bize ne uzak ne yakın ölüm / Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm.” diyen güzel şaire Fâtihalarımızı ve Yâsinlerimizi hediye ettikten sonra Eyüp Sultan Tepesi’ne çıkıp gençlerle sohbet ediyoruz. Çay ve simit eşliğinde yaptığımız sohbetin şeref misafiri elbette Erdem Abi oluyor. Her buluşmamızda ona dair yeni hatıralar dinliyor, yeni bilgiler öğreniyoruz. Her sene mutlaka farklı birileri gelip çok özgün hatıralar aktarıyor.

Gençlere Ağabeylik
Yedi Güzel Adam’ın hepsi de insanlara dokunmak konusunda başarılı olmuştu. Bu toprağın çocukları oldukları için bu milletin evlatlarını bağırlarına basmış, tanımadıkları gençlere bile ağabeylik yapıp ellerinden tutmuşlardı.
Özellikle Erdem Bayazıt, gençlere kültürümüzü ve medeniyetimizi sevdirmek hususunda ayrı bir gayret göstermişti. Sağ-sol olaylarının alevlendiği dönemlerde sabahlara kadar memleket evlatlarıyla sohbetler yapıp onlara yol göstermiş, ellerinin silah değil, kitap tutması gerektiğini hatırlatmıştı.
Gençlerle ilgilenmesi gerektiğinin ilhamını ise, “Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikin.” hadisinden almıştı. Çünkü ona göre her genç bir fidan ve mübarek Anadolu topraklarına dikilmesi gereken bir emanetti.
Onun diktiği fidanlar bugün ağaç oldu, meyve vermeye devam ediyor. Bu toprağın yabancı ve hain ellerce işlenmemesi için gayret gösteren Erdem Bayazıt, öğretmenlik yıllarında da Mavera yıllarında da ağabeylik yapmayı sürdürdü. O yüzden hayatını anlatan kitaba verilen Bir Neslin Ağabeyi ismi çok manidar.

Oğlunun Dilinden Erdem Bayazıt
Çaylar geldikçe tepede sohbet koyulaşıyor. Tabii dışarıdan onu tanıyanların şahitliği önemli; ama içeriden ve yakından tanıyan birinin aramızda olması bizi her zaman heyecanlandırıyor. Sevgili mahdumu Ökkeş Yusuf Bayazıt’tan babasını dinlemek bizi ziyadesiyle mutlu ediyor.
Yıllar önce Rasim Özdenören’le birlikte Erdem Ağabey’i evinde ziyaret etmiştik. O zamanlar Ökkeş Yusuf ilk gençlik yıllarındaydı. Şimdi ise memleket meselelerine kafa yoran, yeni nesillere nasıl faydalı oluruz derdiyle dernekler kurup sohbetler yapan, babasının izinde yürüyen bir dava adamı. Saf, temiz, pırıl pırıl bir Anadolu çocuğu olan Ökkeş, babasını ne zaman anlatsa gözlerinin içi parlıyor. Sevgisi ve özlemi gözlerinden taşıyor. O konuşurken biz de onu dinlemekten büyük bir mutluluk duyuyoruz.
Dinlediklerimiz, kitaplarda okuduğumuz Erdem Bayazıt’tan daha fazlasını gösteriyor. Milletimizin merhumu niçin bu kadar sevdiğini değil, niçin bu kadar sevdiğini bir kez daha anlıyoruz.
Ökkeş Yusuf Bayazıt’ın babasını anlatırken kurduğu tek bir cümle,aslında Erdem Bayazıt’ın bütün fikrî dünyasını özetlemeye yetiyor:
“Babam ümmetin derdiyle dertlenen bir insandı.”
Doğu Türkistan’da işlenen zulüm de, Filistin’de toprağa düşen bir çocuk da, Bosna’da yaşanan katliam da, Afganistan’daki işgal de onun yüreğinde aynı sızıyı bırakıyordu.
Çünkü Erdem Bayazıt’ın kalbi ümmetle birlikte atıyordu.
Onun şiirleri de bu yüzden yalnızca edebî metinler değil; ümmet vicdanının haykırışıydı. Herkes Afganistan cihadında oturduğu yerden konuşmayı seçerken o, hem yazılarıyla gündem oluşturmuş hem de Afgan dağlarına gidip mücahitlere destek vermiş, onların sesini Türkiye’ye duyurmak konusunda arkadaşlarıyla önemli bir vazife üstlenmişti.
Dönerken de mağdur durumdaki mültecilere el uzatıp onlara yardımcı olmuş ve aylarca evinde misafir etmişti.
İpek Yolundan Afganistan’a eserinde o günleri çok güzel anlatır. Müslüman bir şair olarak yazmakla yetinmeyip yaşayarak da örnek ve öncü oldu Erdem Abi.

Ülkemize borcumuz var
Ökkeş Yusuf, zeki bir genç olarak babasını çok iyi anlamış, nasihatlerini kulağına küpe yapmış. Şu cümlesini hâlâ unutmamış:
“İstersen köfteci ol ama yaptığın işi en iyi şekilde yap. Parayı düşünme; işini iyi yaparsan para zaten gelir.”
Bir başka sözü ise ömrünün özeti gibidir:
“Ülkemize bir borcumuz var; bu borcu ödemeliyiz.”
Dinlemeyi Bilen İnsan
Ökkeş Yusuf Bayazıt’ın en çok özlediği şeylerden biri de babasının kendisini dinleyişidir.

Bugün birçok insan konuşuyor.
Fakat çok az insan gerçekten dinliyor.
Erdem Bayazıt, çocuklarının anlattığı en küçük meseleyi bile dikkatle dinleyen bir babadır. Belki de bu yüzden sadece çocuklarının değil, dostlarının ve öğrencilerinin de ağabeyi olabildi.
Onu büyük yapan yalnızca yazdığı şiirler değildir.
İnsana verdiği değerdir.
Ökkeş Yusuf Bayazıt’ın anlattığı bir hatıra, onun kitaba yüklediği anlamı göstermesi bakımından oldukça dikkat çekicidir. Çocukluğunda pijamalarıyla uzanarak kitap okuduğunda babası hemen müdahale edermiş:
“Öyle kitap okunmaz oğlum.”
Sonra da örnek olarak yakın dostu Nuri Pakdil’i gösterirmiş:
“Nuri abin gibi kitap okuyacaksın. O, kitap okuyacağı zaman takım elbisesini giyer, masasının başına oturur, öyle okurdu.”
Son Ders
Amansız hastalıkla boğuşurken veda cümleleri kurar.
Ökkeş Yusuf Bayazıt’ın hafızasında en derin izi bırakan hatıra da budur.
Vefatından kısa süre önce oğlunu karşısına alır.
Son derece sakin bir ses tonuyla konuşur:
“Oğlum, ben yakında vefat edeceğim. Rabbime şükürler olsun, senin liseye başladığını gördüm. Bu kadarını göreceğimi düşünmüyordum. Asıl hayat öbür dünyadır. İnşallah orada buluşacağız.”
Bu sözlerde korku yoktur.
Telaş yoktur.
Sadece kadere teslim olmuş bir müminin huzuru vardır.
Hayatı boyunca şiirlerinde anlattığı teslimiyeti, son nefesine kadar yaşayabilmiştir.
Manevi Miras ve Sorumluluk
Ökkeş Yusuf Bayazıt, yıllar geçtikçe babasının nasıl büyük bir miras bıraktığını daha iyi anladığını söylüyor.
Nüfus müdürlüğünde soyadını gören görevlinin heyecanı…
Girdiği her ortamda Erdem Bayazıt’ın oğlu olduğu için gördüğü sevgi…
Bütün bunlar ona büyük bir sorumluluk yüklemiş.
Bugün gençlerle ilgilenmesini, fikir faaliyetleri içinde bulunmasını ve arkadaşlarıyla birlikte yeni bir düşünce merkezi kurma gayretini de bu mirasın tabiî bir devamı olarak görüyor.
Geçmişte Mavera nasıl genç kalemlerin yetiştiği bir ocak olduysa, aynı ruhu yaşatacak yeni ocakların kurulmasını da en büyük hedeflerinden biri olarak anlatıyor.
Şairi anlamanın yolu, biraz da onun yaşadığı hayata, kurduğu dostluklara ve yetiştirdiği evlatlara bakmaktan geçiyor.
Yedi Güzel Adam’ın her biri ardında eserler, hatıralar bıraktı. Erdem Bayazıt ise bunların yanında ağabeylik yaptığı tertemiz nesiller bıraktı geride.
Onun ektiği fidanlar bugün meyve vermeye, yetiştirdiği insanlar ise yeni fidanlar dikmeye devam ediyor.
Aziz ruhu şad olsun.
Mahmut Bıyıklı / Haber7
Yorumlar13
-
Mehmet vural
33 dakika önce
Şikayet Et
Unutulan o kadar çok değerlerimiz varki yaşananlardan ders çıkarmayan seküler bir sağ kesim var bu değerlerimize sahip çıkıp geleceğe taşımak bizim görevimiz
Beğen
Cevapla
-
Ayhan ÖZTÜRK
2 saat önce
Şikayet Et
Allah rahmet eylesin.
Beğen
Cevapla
-
Celal
3 saat önce
Şikayet Et
Allah rahmet eylesin inşallah.
Beğen
Cevapla
-
Gazi
4 saat önce
Şikayet Et
Böyle güzel insanların rabbim sayılarını bu dünyada artırsın. Mekanları cennet olsun.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Ebru Yılmazlar
4 saat önce
Şikayet Et
Yoğun gündem arasında güzel adamlarımızı unutturmayan Haber7’ye teşekkürler
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle