Suriye ve ‘yeni gerçeklik’
- GİRİŞ12.01.2026 09:05
- GÜNCELLEME12.01.2026 09:05
Suriye’de 14 yıl süren savaş boyunca Beşar Esad yönetimi, Uluslararası kuruluşların raporlarına göre 500 binden fazla insanı katletti. (Kaynak: ChatGPT)
Yine aynı raporlara göre 6 ila 6,8 milyon arasında insan, (Yarısı Türkiye’ye olmak üzere) ülkeyi terk etti.
14 yılın sonunda ise bir şeyler oldu, bir şeyler çok hızlı bir şekilde gelişti ve aslında içeriden çoktan çürüdüğü sonradan anlaşılan zorba rejim, kısa sürede çöktü.
Bu şekilde zalim bir rejimin baskısı altında inim inim inleyen Suriye’nin talihsiz insanlarının önüne bir talih kapısı açıldı.
Şimdi bir soru soralım…
14 yıl boyunca ailesi, yakınları, komşuları, hemşehrileri kıyıma uğrayan çoğunluktaki Suriyeliler için, 8 Aralık 2024’te açılan ‘talih kapısının’ açık kalması umudunu kim(ler) temsil ediyor?
Bir şeyler olsun ve Suriye Esad dönemine yeniden dönüş yapsın umudunu sürdürenler mi?
Ülke bir kere daha karışsın isteyen ve daha önceki karışık olduğu dönemlerde olduğu gibi, Suriye halkının geri kalanına yapılan zorbalıklara aldırış etmeden sadece o durumdan kendi örgüt menfaatleri adına faydalanmaya odaklanan PYD/YPG mi o çoğunluğun umudunu temsil ediyor?
Esasen bu sorunun çok açık bir cevabı var:
O umudu Suriye’de Şam’daki mevcut yönetim temsil ediyor.
Bu aynı zamanda şu anlama geliyor:
Şam’daki mevcut yönetim, henüz bir seçim yapılmış olmasa da, Suriye’deki çoğunluğun desteğini arkasına almış durumda.
Bu, “Birinci Yeni Suriye Gerçekliği” oluyor.
İKİNCİ YENİ SURİYE GERÇEKLİĞİ
İkinci ‘Yeni Suriye Gerçekliği’ şu:
Şam’daki mevcut yönetim, bir yıl içerisinde uluslararası sistemde geniş bir meşruiyet alanı açtı kendisine.
Ahmed Şara, Eylül ayında BM Genel Kurul toplantısında dünya liderleriyle aynı ortamda Suriye’yi temsil etti.
Aynı dönemde Washington’da Yeni Suriye bayrağı göndere çekildi.
İlerleyen dönemde Şara, ABD Başkanı tarafından ağırlandı, taltif edildi ve Trump, Suriye’nin geleceğinin mevcut yönetim üzerinde inşa edilmesine dönük açık mesajlar verdi.
Avrupa’da da bu yaklaşımı benimsedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Bir 5 dakika bile ayırmadılar bize” diye sitem ettiği Avrupa Birliği’nin tepe kadrosu, Halep’te SDG unsurlarına yapılan askeri harekattan hemen önce Şam’da Ahmed Şara ile fotoğraf verdi.
ÜÇÜNCÜ ‘YENİ SURİYE’ GERÇEKLİĞİ
ABD Başkanı Trump, 8 Aralık 2024 devrimi sonrası, deyim yerindeyse Suriye’yi Türkiye’ye yazdı.
Suriye’nin geleceğinin Türkiye’nin arzu ettiği bir istikamette ilerlemesine dönük ‘senkronize’ bir politika benimsedi.
Bunu hem sözlerine, hem eylemlerine yansıttı.
Beyaz Saray’daki ekibine “Suriye konusunda beni Türkiye ile karşı karşıya getirecek adımlar atmayın” talimatı verdi.
Obama ve Biden döneminde ‘Suriye’nin kuzeyinde bir ‘Teröristan’ projesi için çabalayan ABD kurumları da yeni dönemde bu yeni politikaya göre pozisyon almaya başladı.
Trump yönetimin Ortadoğu vizyonu ile, Türkiye’nin yeni Ortadoğu vizyonu artık örtüşür durumda.
Bu örtüşmenin Suriye boyutu, yeni bir gerçeklik anlamına geliyor.
DÖRDÜNCÜ ‘YENİ SURİYE’ GERÇEKLİĞİ
Eşzamanlı olarak Esad’ın ‘dostları’ de mevzi kaybetti bu dönemde.
Rusya, Ukrayna savaşına odaklandığı için, enerjisini oraya kanalize ettiği için, Suriye onlar için tali bir dosya haline dönüştü.
Ki, Esad rejiminin çürüdüğünü, bu rejime yatırım yapmanın anlamsız hale geldiğini geçen yıl Rusya Devlet Başkanı Putin’in açıklamalarını izleyenler fark etmişti.
Rejimin ‘karadaki’ dostlarından biri olan İran’da vekilleriyle birlikte aldığı ağır yaralarla Suriye’deki eski yönetim için bir fayda üretemeyecek hale geldi.
Bu de Suriye için bir yeni gerçeklik anlamına geliyor ve bu yeni gerçekliği fark edemeyenler boşu boşuna başka şeyler umut etmeye devam ediyorlar.
BEŞİNCİ ‘YENİ SURİYE’ GERÇEKLİĞİ
Yeni gerçeklik içinde Suriye Kürtlerine biçilen misyon, birleşik bir Suriye perspektifi içinde kendilerine güçlü bir pozisyon verilmesi.
10 Mart mutabakatının altına imza atıldığına göre, bu perspektifi onlar da görüyor olmalı esasen.
Ancak, yok mu o ‘maksimalist’ tutumlar, yok mu o ‘dediğim dedik, çaldığım düdük’ tavırları, yok mu o, günümüzde kimsenin anlamadığı uzlaşma kültürüne taban taban zıtlık teşkil eden Marksist/Leninist ideolojik kavramlarla toplumları diyazn etme çabaları…
Sadece güçten anlayan, güç karşısında direnci kırılınca da, terör örgütlerinin başvurduğu türden intihar eylemleriyle kendilerini patlatmaları…
SDG’nin Yeni Suriye Gerçekliğini anlaması için Halep’te geçen hafta yaşananların yaşanmış olması gerekiyormuş demek ki…
ALTINCI ‘YENİ SURİYE’ GERÇEKLİĞİ
Her şeyin anormal göründüğü bu coğrafyanın tarihsel bir normali var aslında.
Suriye gibi bir yerde, Süryanisinden, Ermeni’sine kadar çok çeşitli etnik ve mezhebi gruplar bin yılları bulan bir tarih içerisinde bir arada yaşama kültürü oluşturabilmişlerse eğer, bu bundan sonra da pekala mümkün olabilir.
Yeni bir şeyler öğrenmenin dışında, ‘tarihsel normale’ dönüş bunu mümkün kılabilecaktır.
Buradan bakıldığında Suriye’deki yeni gerçeklikle birlikte,ülkenin aktörlerine de eski kavramlar üzerinden bakmak, günün sonunda hayal kırıklığından başka bir şey getirmez.
Şam’daki yeni yönetimi ‘IŞID artığı’ gibi kavramlarla, ‘Şam’daki cihatçı çeteler’ gibi yakıştırmalarla, “HTŞ”parantezine alıp, orada hapis halinde tutma arayışlarıyla, yeni Suriye gerçekliğini değiştirmek mümkün görünmüyor.
En iyi tercih, yola çıkan trene iyice hızlanmadan, son vagonuna atlamak olabilir.
Mehmet Acet / Haber7
Yorumlar12
-
H.Ç.
5 dakika önce
Şikayet Et
Hak Şerleri Hayreyler Zannetme ki gayreyler Görelim Mevla Neyler Neylerse güzel eyler Allaha ve Ahiret gününe tam inanırsak çok güzel şeyler olur Allahın izniyle
Beğen
Cevapla
-
Bülent DUMAN
1 saat önce
Şikayet Et
allah yollarını acık etsin inşallah
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
Vatanfaş
1 saat önce
Şikayet Et
Suriye'nin gerçeği Merçeğo yok her şeyi Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a borçludur Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı Suriye şu an bir talan ve savaş ülkesiyfi ve yarısı İsrailli kapmiş olurdu
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
Mehmet kara
1 saat önce
Şikayet Et
Güzel bir analiz, Allah razı olsun, Türkiye bu bölgenin tek samimi ülkesidir. Diğerlerinin yaklaşımı ya sömürü, ya kaos, ya düşmanlık üzerine kuruludur. Bölgeyi bir arada tutacak samimiyet ve tecrübeye sahip Türkiye'dir, bizimle beraber olanlar kazanacak, ayrı düşenler kaybetmeye mahkumdur.
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
Ali
2 saat önce
Şikayet Et
Evet. Çok fazla etnisiteye sahip ülkelerde
etnisitelerin güçlenmesiyle birlik beraberlik tesis etmek mümkün mü. Hatta hatta bu etnisiteler aynı dine geleneğe.. sahip olsalar bile
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Zafer
1 saat önce
Şikayet Et
Amerikada, Avustralyada, Brezilyada, mümkün olan Suriyede niçin olmasın
Beğen
Daha fazla yorum görüntüle