Akrebin kendi kendini zehirlemesi gibi
- GİRİŞ19.01.2026 09:03
- GÜNCELLEME19.01.2026 09:31
Türkçe’de “akrebin kendi kendini zehirlemesi” diye bir tabir vardır.
Bir kişinin öfke, hırs, kıskançlık ya da yanlış kararlar yüzünden en çok kendisine zarar vermesi anlamına geliyor.
PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG’nin düştüğü durum biraz buna benziyor.
Kişi olarak değil de, ‘örgüt’ olarak, bir de kıskançlık, öfke, hırs gibi duygular dışında, katı ideolojik endoktrinasyonun dönüştürdüğü katı davranış biçimleri yüzünden bu böyle oluyor.
Böyle olunca, bir tür siyasal körlük durumu ortaya çıkıyor, Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli iken, bu körlük, günün sonunda aşağılayıcı bir yenilgiyi beraberinde getiriyor.

AKILSIZ BAŞIN CEZASINI AYAKLAR ÇEKERMİŞ…
Önce Halep’in iki mahallesinde, iki üç gündür de Halep’in Doğusunda kalan bölgelerde, Yeni Suriye’nin yeni ordusu yıldırım hızıyla ilerlerken, buna mukavemet gösteremeyen YPG’lilerin mütemadiyen geri çekilmelerine şahitlik ediyoruz.
Bu hızlı ilerleyiş ve hızlı gerileyişin sonunda, Suriye’nin en güçlü petrol rezervlerinin de bulunduğu Deyr-i Zor dahil pek çok bölge YPG işgalinden kurtarılıp Suriye ordusunun kontrolüne geçti.

YPG’nin yaşadıklarının bir benzerini 2024 sonunda Esad rejiminin ordusu yaşamıştı.
Onlar da, kısa süre içerisinde büyük bir hezimete uğrayıp dağılmışlar, esasen rejimin içeriden çoktan çürüdüğü de sonradan bu şekilde anlaşılmıştı.
Bu son hadisede yeni anlaşılan husus ise, “100 bin kişilik bir ordu” olduğu söylenen YPG efsanesinin yıkılması, o 100 bin kişilik sözde ordunun aslında bir ‘Kartondan Kaplan’ olduğu bilgisi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 10 gün önce, TRT Haber’e özel bir mülakat verdi.
Özel röportajın bitiminde benim de dahil olduğum çok konuklu program başlayacağı için, stüdyoda Bakan Fidan’la karşılaştık.
Kendisine, programda söylediklerini kast ederek ‘kitabın ortasından’ konuştuğunu söyledim.
Ki gerçekten de öyleydi.
Fidan, aşağı yukarı bir senedir SDG/YPG yapılanmasına dönük olarak mütemadiyen yaptığı uyarıların bir benzerini orada tekrarlamıştı.
Şu durum şimdi daha iyi anlaşılıyor:
O uyarıların muhatapları, Hakan Fidan’ı Türkiye’nin dış politikasını yürüten kadroların merkezinde yer alan, bütün müzakerelerin baş aktörlerinden biri olarak değil de, televizyon programlarında her akşam her konuda konuşan yorumculardan herhangi biri gibi algılamışlar sanki.
O programda Hakan Fidan’ın yaptığı açıklamalardan bazı alıntılar yapalım:
“Örgüt yıllardır yakından takip etmiş, savaşmış, mücadele etmiş, incelemiş, yeri gelmiş konuşmuş biri olarak geçmiş görevlerimizde aldığımız dersler var, bildiğimiz konular var.”
“(YPG’yi kast ederek) Bu maksimalist tavırlar, bu aldatıcı şeyler, yani sürekli biz anlaşmadan, diyalogdan yanayız ama gerçekte tam tersini yapan, çelik çekirdek durumu bir santim bile pozisyonu değiştirmeyen, sadece güç gördüğü zaman, güç uygulandığı zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor, herkes biliyor.”
“Yapacağınız şey, bölgenin sahici insanlarıyla sahici çözümler içinde bulunmak”
“Gerçekten, Kürtlerin geleceğini düşünüyorlarsa, onların maslahatını düşünüyorlarsa, onları bölge haklarıyla ve devletleriyle daha fazla düşman etmeyecek nitelikli, sahici, barışa dayalı çözümler içerisinde durması lazım.”

AHMED ŞARA ÇOK TECRÜBELİ BİR SİYASETÇİ GİBİ HAREKET EDİYOR
Suriye’de yaşananlar anlamında son gördüklerimiz, bir tarafın hızlı bir şekilde mevzi kaybederken, öbür tarafın hızlı bir şekilde mevzi kazanmasının tek sebebinin kaybeden tarafın ‘irrasyonel’, yeni Suriye gerçekliğinden kopuk olmasıyla ilişkili olmadığını gösteriyor.
Mevzi kazanan tarafın yani, Şam’daki Şara yönetiminin YPG’nin tam tersine, ayakları yere basan, askeri harekatının arkasında siyasal bir aklı barındıran bir tutuma sahip olduğunu gösteriyor.
Cuma akşamı, Halep’in doğusundan başlattıkları harekat ile eş zamanlı olarak Suriye Kürtlerinin haklarını kısıtlayan 1962 tarihli yasayı bir kararnameyle iptal etmeleri örneği mesela.
Askeri harekatın arkasındaki güçlü siyasal aklı gösteren bir örnek olarak kendini gösterdi.
Gerek, büyük güçlerin muhtemel bir müdahalesini önleme anlamında, gerekse Kürtlere ‘güvenli bir gelecek’ vaadiyle kendini gösteren başarılı bir hamle oldu bu Şara yönetimi açısından.
Yazının burasında MHP lideri Bahçeli’nin dün yaptığı açıklamadan bir alıntı yapabiliriz:
"Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Şam yönetiminin ülkenin tamamında kontrolü sağlama iradesini ortaya koymakla kalmamış, SDG’nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir."
Sonuç itibarıyla bütün bunlar olmadan SDG yapısı maksimalist bir tutum izlemek yerine yapıcı bir tutumla entegrasyon sürecini ilerletseydi, Bahçeli’nin sözünü ettiği ‘çıplak gerçek’ bu şekilde aleni bir şekilde ortaya çıkmamış olur, hiç olmazsa gerçek güçlerinin bu kadar olduğu ortaya çıkmamış olurdu.
“Akrebin kendi kendini zehirlemesi” dedik ya.
İlkokul müfredatına bu deyime örnek olarak PKK/YPG’nin düştüğü bu son durum örnek olarak eklense, ‘cuk diye’ yerini bulur.
Mehmet Acet / Haber7

Yorumlar28
-
Abdulbaki
9 dakika önce
Şikayet Et
Kürtlerin artık hesap sorması lazım nasyonal hezeyanlarla, ideolojik saplantılılar Kürtleri ümmetten kardeslikten koparan bu nevi ser odaklarina artık Kürtlerin bir dakika tahammül etmemesi destek vermemesi lazım bir musibet bin nasihattan yeğdir bunda ısrar edenin sonu perişan olmaktır artık anlamak lazım gelir AllahulAlem
Beğen
Cevapla
-
Reco
10 dakika önce
Şikayet Et
Bunlar bitince itrail gelir sirays
Beğen
Cevapla
-
necmettin
52 dakika önce
Şikayet Et
ver parayı sana uşaklık yapsın cinsler
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Karadenizli
55 dakika önce
Şikayet Et
Ahmet Şara çok tecrübeli bir siyaçi elbette değil. Bizim de bir ust akıl yapımız var ve ona ne yapması gerektiğini söylüyoruz
Beğen
Cevapla
-
Adalet
1 saat önce
Şikayet Et
bizim sınırlarımıza sarı renk değmesin gereken ne ise yapılsın. o ki kabine toplandı bu kararı da alsınlar
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle