Trump ne yaptığını biliyor mu?

  • GİRİŞ07.03.2026 08:56
  • GÜNCELLEME07.03.2026 08:56

Bir haftadır İsrail’le birlikte İran’a korkunç bir askeri kampanya yürüten ABD Başkanı Donald Trump, esasen kendi tezleriyle taban tabana zıt bir tutum sergiliyor. 

Kendisinin ABD Başkanı olarak seçilmesine de ciddi katkı sağlayan tezlerden söz ediyorum burada. 

Trump’ın Ortadoğu ile ilgili ne düşündüğünü kitabın ortasından yaptığı pek çok konuşmadan biliyoruz. 

Mesela başkanlığının ilk döneminde 2018’de yaptığı bir konuşmada şöyle şeyler söyledi: 

“Ortadoğu'da 7 trilyon dolar harcadık. 7 trilyon dolar. Büyük bir hata, ama durum bu. Ve bugün Ortadoğu, oraya pek de akıllıca olmayan bir şekilde 17 yıl önce girdiklerinden daha kötü durumda. Çok üzücü bir durum."

Aynı Trump, seçilmeden önce yürüttüğü seçim kampanyasında, mütemadiyen ABD’nin Ortadoğu’ya askeri olarak müdahil olmasının yanlışlığından söz ediyordu. 

Bir hafta önce İsrail’in peşine takılarak İran’a başlattığı operasyonun, ABD’ye olan günlük maliyetinin 1 milyar doları bulduğu söyleniyor. 

Savaş uzarsa, bu maliyet her geçen gün artarak devam edecek. 

Trump ne yaptığını biliyor mu diye sormamın sebebi bu…

ABD bir ‘açık toplum’ ülkesi.

Orada, Amerikan halkının devlete ödediği vergilerin nerelere harcandığı konusundaki duyarlılık yüksektir. 

Hele hele geçmişte Amerikan ‘Tax Payers/Vergi ödeyicilerinin’ vergilerinin bir hiç uğruna Ortadoğu için harcandığını düşünerek Trump’ı iş başına getiren geniş bir kesim için şu bir haftada ortaya çıkan ‘büyük masraf’, bir hayal kırıklığı anlamına geliyor. 

TRUMP VENEZUELA’DAKİ GİBİ BİR TAŞLA ‘KUŞ KATLİAMI’ YAPMAK İSTEDİ AMA OLMADI 

Trump, operasyonun ilk günü Ali Hamaney’in öldürülmesiyle işinin kolaylaşacağını, tıpkı Venezuela’da yaptığı gibi küçük bir maliyetle büyük bir kazanım elde edebileceğini umdu. 

Ama bu anlamda umduğunu bulamadı. 

Kuraldır: 

Her askeri operasyonun siyasi bir hedefi vardır. 

Buradaki bir numaralı siyasi hedef ABD açısından, İran’ın nükleer silaha ulaşma riskini sıfırlamak. 

Trump açısından bu hedefe ulaşmanın en ideal yolu, ABD güdümünde yeni bir ‘1 numara’ bulup o şekilde masrafsız bir biçimde İran dosyasını çözmek. 

Ama henüz o hedefe ulaşabilmiş değil. 

Ulaşamadığı her gün, Amerikan milyar dolarlarının Ortadoğu çöplüğüne dökülmesi anlamına geliyor. 

Kısacası, İran’ın bir Venezuela olmadığını bir haftalık tecrübeyle ayn-el yakin görmüş oldu ABD Başkanı. 

DAHA BÜYÜK BAŞKA MALİYETLER VAR. KÖRFEZ ÜLKELERİ ARTIK ABD’NİN KENDİLERİNİ KORUYACAĞINA OLAN İNANCINI YİTİRMİŞ DURUMDA

Yazını tam da burasında Amerikan basınından, Foreign Policy Dergisinden bir alıntı yapıyorum: 

“Körfez ülkeleri, ABD’nin onları savunma konusundaki kabiliyetine ve istekliliğine olan inançlarını kaybetti. Körfez devletleri artık Birleşik Devletler’in varoluşsal tehditlere karşı onları koruyabileceğine veya koruyacağına inanmıyor. Petrol tesislerini ve deniz taşımacılığını koruma konusundaki ABD’nin acizliğini ve ABD’nin azalan önleyici stoklarını hızla yenileme konusundaki yetersizliğine ve isteksizliğine neredeyse inanamıyorlar. ABD askeri üslerinin artık tehdit kaynağı haline geldiği yönünde derin bir hissiyat var. Ve artık ABD’ye savunma konusunda güvenebileceklerine inanmıyorlar.”

Bu böyle. 

Bir de, Trump’ın Körfez ülkelerine ala-yı vala ile gidip bağladığı büyük hacimli ticari anlaşmalar meselesi var. 

Yeni haber şu: 

Körfez ülkelerinin bu anlaşmaların şartlarını yerine getirmemek adına yeni kararlar alabilir. 

Sonuçta ABD ile bu petrol/doğalgaz zengini ülkeler arasındaki anlaşmanın bir numaralı prensibi, güvenlik garantisi karşılığında güçlü ticari garantiler almak. 

İçeride ağır bombardıman altında büyük sıkıntı yaşayan İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ni, Suudi Arabistan’ı, Bahreyn’i, Katar’ı, Kuveyt’i hedef almasının sırrı da burada. 

Onlara, “Bakınız çok güvendiğiniz ABD sizi koruyamıyor” mesajını vermek, Trump’a da “Bak, görüyor musun, onları koruyamıyorsun” demek. 

İşe yarıyor mu? 

Körfez’deki panik haline bakınca evet yaradığı görülebiliyor. 

TRUMP’IN KÜRTLERE BEL BAĞLAMASI BİR ACZİYET GÖRÜNTÜSÜ VERİYOR. 

İran’daki yapı bir piramitten çok, sıralı sütunlardan oluşan ‘yatay hiyerarşinin’ baskın olduğu bir bünyeye benziyor. 

Bu ABD ve İsrail açısından hedefe ulaşmayı zorlaştıran bir faktör. 

Dahası, mevcut rejimin devrilmesi halinde yerini ‘neyin’ alacağı büyük bir muamma. 

Trump ve Netanyahu İran’ı ağır şekilde vurup, lider kadrosunu denklem dışına ittikten sonra sıradan İranlıların duruma el koyup yönetimi devralmasını beklemeye dönük bir oyun planı ile hareket ettiler. 

Netanyahu’nu açık açık yaptığı çağrıların İran halkı açısından ‘onur kırıcı’ bir tarafı da vardı. 

Nitekim o hesap tutmadı. 

İçeride kendi kendilerine bırakıldıklarında birbirlerine karşı daha sert olabileceklerini gösteren rejim taraftarları ve karşıtları, dışarıdan böyle bir manipülasyon olunca mıh gibi yerlerinde çakılı kaldıklarını göstermiş oldular bir kere daha. 

Bu durum Trump’ı daha çaresizce yönelimlerin içine itti. 

Kürtlere yöneldi. 

Iraklı Kürt liderlerden Barzani ve Talabani’yi arayıp “Ya benimlesiniz, ya onlarla” diye tehdit edip, Kürt grupların İran’da yönetimi devralmasından medet umdu. 

Ancak, ne Iraklı ne de İran’lı Kürtlerin gidip de Tahran’da yönetimi devralabilecek bir kapasitesi var. 

Bu savaşta çanlar kimin için çalıyor sorusunun henüz tam bir cevabı yok. 

İran ağır yaralı, rejim 47 yıllık döneminin en zor günlerini yaşıyor. 

Bu doğru. 

Belki de günün sonunda Trump’ın hedefleriyle uyumlu bir noktaya gelecektir işler. 

Ama kesin böyle olacak denebilir mi? 

Pentagon’un açıkladığı gibi, füze atma kapasitesinin %83 oranında azalması, elinde artık az sayıda füze kaldığının bir işareti midir? Yoksa Devrim Muhafızları, daha yıpratıcı etkileri olabileceği hesabıyla daha hesaplı şekilde mi bu füzeleri kullanıyor?

Bu sorunun kesin bir cevabı yok. 

Sonucu görünce anlayabileceğiz olayın ne olduğunu. 

Belirsizlikler karşısında ancak sorular sorulabilir. 

Bir soru daha: 

Beyaz Saray’dan gelen son görüntülerde Trump’ın etrafına topladığı bir grup evanjelistten ‘dua alması’, siyasi bir şov olarak mı görülmeli? 

Yoksa sıkışık durumda olmasıyla mı ilişkilendirilmeli? 

Mehmet Acet - Haber7

Yorumlar4

  • Yunus 1 saat önce Şikayet Et
    O numara tespitler yorumlar etkili bir yazı elinize sağlık
    Cevapla
  • Yusuf 1 saat önce Şikayet Et
    Zalimler için yaşasın Cehennem
    Cevapla
  • İbram 1 saat önce Şikayet Et
    İran petrolü için rejimi değiştirme isteği küresel baronların isteğidir. Netanyahu ve Trump a da mutlaka bir pay ayrılmıştır. Büyük savaşların arkasında el ovuşturan küresel baronlar vardır. Devlet yöneticileri kullanılır halk ikna edilir.
    Cevapla
  • Zeynel 1 saat önce Şikayet Et
    Şirketlet çalışanlar gitti gidiyot petrolü neyele.çıkarcaklar deli turp ve efendisi itrail
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat