Savaş uzarsa büyük enerji krizi kapıda

  • GİRİŞ09.03.2026 08:50
  • GÜNCELLEME09.03.2026 08:50

10’uncu gününe giren büyük Ortadoğu savaşında savaşın ne zaman biteceğine dair belirsizlik devam ederken, ortaya çıkan tahribat her geçen gün artıyor. 

En büyük yarayı alan ülke İran. 

İsrail, Cumartesi günü Tahran’daki petrol tesislerini ve depolarını vurarak savaşı yeni bir faza taşıdı. 

Saldırı sonrası Tahran sokaklarından yansıyan ‘yangın’ görüntüleri ve şehrin semalarında ortaya çıkan korkunç kirlilik görüntüleri, İsrail’in başından beri izlediği ‘sindirme/korkutma’ politikasının bir yansıması aynı zamanda. 

Saldırıdan sonra İran Sağlık Servisinin yaptığı "Zehirli Asit Yağmuru" uyarısı, olayın vehametine dair bir fikir veriyor. 

İran’ın Haziran ayındaki 12 gün savaşlarından bir takım doğru dersler de çıkardığı görülebiliyor. 

Karar mekanizmasını Devrim Muhafızları üzerinden merkezden yerele taşıyan, ilgili unsurlara bulundukları ve komuta ettikleri alanlarda inisiyatif kullanma imkanı veren ve bunu savaşın gidişatına göre belli bir politika çerçevesinde ilerleten, verdiği karşılıklarda hala rasyonaliteden tümüyle uzaklaşmadığını gösteren bir İran tutumu kendini belli ediyor. 

PETROL FİYATLARINDAKİ TIRMANIŞ VE ENERJİ TEDARİK SORUNLARI BÜYÜK BİR KRİZİ BERABERİNDE GETİREBİLİR.

İran Parlamento Başkanının yaptığı bir açıklamayı aktarıyorum şimdi: 

“Savaş bu şekilde devam ederse, petrol satmanın ve üretmenin hiçbir yolu olmayacak.”

Öncek gün İsrail’in Tahran’daki petrol tesislerine yaptığı saldırıya misilleme olarak İran Devrim Muhafızları, Hayfa’daki bir rafineriyi hedef aldıklarını açıkladı

Hürmüz Boğazı’nın durumu ortada zaten. 

Dün, İran’ın yaptığı balistik füze saldırılarının ardından İsrail’de birçok noktada patlama yaşandı.

Herkesin aklında “İran ne kadar dayanabilecek” sorusunun olduğu bir ortamda, İsrail bu savaşı ne kadar sürdürebilecek sorusunu da anlamlı halde tutan haberler bunlar. 

İRAN VE BAZI KÖRFEZ ÜLKELERİ SAVAŞI BİTİRMEK İÇİN ‘ENERJİ KRİZİNİ’ KOZ OLARAK KULLANIYOR

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in başlattığı savaşta İran’ın verdiği ilk tepkilerden biri, savaşı Körfez’in petrol/doğalgaz zengini ülkelerine yaymak oldu. 

Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan hala İran füze ve dronlarının tehdidi altında…

İran açısından bu politikanın birden fazla hedefi bulunuyor. 

Bir taraftan bu ülkelere, “Bakınız çok güvendiğiniz dağlara karlar yağıyor” mesajını iletiyor. 

Öbür taraftan enerji zengini bu ülkelerin güvenli liman olmadığını göstermiş oluyor. 

Toplamda ise enerji fiyatlarını fırlatarak savaşın maliyetini bütün dünyaya yaymaya, büyük ekonomik krizlere kapı aralamaya çalışan bir akıl var bu işlerin arkasında. 

Katar, savaşın ilk günlerinde LNG üretimini durduğunu açıkladı. 

Petrol ve doğalgaz üretimi ve tedarikinde tıkanıklıkların olmasının neye yol açacağını petrol fiyatlarının kısa bir süre içinde 60 dolardan 113 dolara fırlamasıyla savaşın dışında olup da enerji bağımlılığı yüksek olan bütün ülkeler fark etmiş durumda. 

İran şunun farkında: 

Savaşı durdurabilecak en güçlü koz petrol… 

Her şeyden ve herkesten önce Amerikan halkının bu savaştan etkilenmesi nasıl olacak sorusunun cevabı burada saklı bir defa. 

Petrol fiyatlarının artması demek benzin istasyonlarındaki fiyatların el yakması demektir. 

Bu aynı zamanda enflasyon üzerinde bir baskılamayı beraberinde getirecektir. 

Dolayısıyla “Bu savaşa biz Amerika olarak neden girdik” sorgulaması içindeki Amerikan halkına doğrudan verilebilecek en güçlü mesajın yolu petrol fiyatlarından geçiyor.  

Kasım seçimlerinde Trump’ın aleyhine yazacak en güçlü İran kozu da bu. 

O yüzden üretim ve tedarik kanallarını tıkamak için elindeki bütün imkanları kullanıyor İranlılar. 

Esasen Körfez ülkelerinin umudu da bu anlamda İranınkiyle örtüşüyor. 

Petrol fiyatları onlar için de bir koz. 

Trump, Ortadoğu’daki yıkımı umursamasa bile, kendi seçmeninin cüzdanını etkileyecek gelişmeleri dikkate almak zorunda. 

Savaşı daha erken bitirmesi, İran gibi Körfez’e de soluk aldıracak. 

Ancak unutmayalım…

Şimdiye kadar Trump Amerika’sını ayağından paçasından tutup yeniden Ortadoğu ‘bataklığına’ çeken İsrail’in arzu ettiği gibi ilerledi işler şimdiye kadar. 

SAVAŞIN TÜRKİYE’YE ETKİSİ… PETROL FİYATLARININ ARTIŞI TÜRKİYE İÇİN DE KÖTÜ HABER… EKONOMİ YÖNETİMİNİN ALDIĞI KARAR… YÜKÜ HALKIN DEĞİL, DEVLETİN ÜSTLENMESİ ANLAMINDA ÇOK KIYMETLİ OLDU. 

Savaş öncesi petrol fiyatlarının düşük seyirde ilerlemesi Türkiye ekonomisi için pozitif sonuçlar doğurdu. 

Cari açık hedef rakamın da altında kaldı. 

Ancak şimdi, Petrol fiyatlarının tırmanışının cari dengeyi yeniden bozma ihtimali yüksek. 

Zira Türkiye cari rakamlarla yıllık 60 milyar dolardan fazla enerji ithal eden bir ülke. 

Savaşın başladığı ilk gün petrol fiyatları hemen yönünü yukarı doğru çevirdi. 

Hatırlayalım, geçen hafta güçlü bir benzin/motorin zammı pompaya yansıyacaktı. 

Ancak hükümet, ekonomi yönetimi ‘halk dostu’ bir kararla akaryakıtta eşel mobil sistemine döndü. 

Enflasyonu düşürmeye odaklı politikayı koruma amacıyla alınan bu kararla, akaryakıt zamlarının pompaya yansıması 4’te 1’e düşürülmüş oldu. 

Ancak şunu da unutmamalı: 

Bu kararın ne kadar sürdürülebilir olacağı da petrol fiyatlarının seyriyle doğrudan ilişkili...

Mehmet Acet - Haber7

Yorumlar3

  • Selime Hollanda'dan 33 dakika önce Şikayet Et
    Burda Hollanda fiyatlari yukseltiler gaz electrik benzine.
    Cevapla
  • Sami 43 dakika önce Şikayet Et
    Bir an önce f35 oyalamasından kurtulalım derhal bir yerlerden ucakları alalım.amerika Türkiye'yi sürekli oyalamakta hemen uçak almalıyız...neden bekliyoruz.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • Vatandaş 21 dakika önce Şikayet Et
    Çünkü ABD ye hizmet edip etmemiş gibi görünüyolar artık herkes biliyo
    Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat