Çanlar kimin için çalıyor?
- GİRİŞ12.03.2026 09:26
- GÜNCELLEME12.03.2026 09:52
CNN International’ın yaptığı ankete göre savaşın henüz başında, Amerikan halkının %59’u, İran’a hava harekatı yapılmasına karşı çıkıyordu.
Aynı ankete göre destek verenlerin oranı ise %41 idi.
İsrail’in dokunulmazlık ‘tabusunun’ hayli güçlü olduğu bir ülke için %59 ciddi bir orandır.
En önemlisi şu:
Bu karşıtlık oranının artışı ya da azalışı, savaşın gidişatına bağlı.
13’üncü gününe giren savaşta ABD ve İsrail’in askeri açıdan İran karşısında net bir üstünlüğü var.
Ancak, Amerikan kamuoyundaki savaş karşıtlığı oranında bir azalma olduğunu hiç sanmıyorum.
Bu düşüncemizi doğru bir temele oturtmak adına şu temel kuralı hatırlatarak ilerleyelim:
Dünyanın her yerinde bu böyledir:
Siyasi hedefi olmayan hiç bir askeri harekat düşünülemez ve o siyasi hedefe ulaşılamaması halinde yürütülen herhangi bir askeri kampanyanın başarılı olduğundan söz edilemez.
Savaşın ilk günü İran’ın bir numaralı ismi Ali Hamaney’in yakın kurmalarıyla birlikte öldürülmesi üzerine, Trump ve Netanyahu, siyasi hedeflerine kolayca ulaşacakları zehabına kapıldılar.
Ancak gelinen nokta itibarıyla bu işin o kadar da kolay olmadığı ve olmayacağı iyice anlaşılmış durumda.
Bir defa ABD yönetiminin, Trump’ın kafası net değil. Yönetim, iki argüman kullandı bu savaşın gerekçeleri konusunda Amerikan halkını ikna etmek adına.
1-Dediler ki: İran ABD topraklarını bile vurabilecek kıtalararası füze geliştiriyor.
2-Dediler ki: İsrail İran’a vurunca İran’da bölgedeki ABD üslerini vuracağı için erken davranıp biz onları vurduk.
Ancak Amerikan iç kamuoyu bu tezlere kulak vermekten ziyade, tabutlarla Amerika’ya giden askerlerin görüntülerinden daha fazla etkileniyor olmalı.
Savaşın başında %59 olan savaş karşıtlığının, Amerikan bayraklarına sarılı tabut sayıları arttıkça daha yukarı çıkması mukadder.
İran’a savaş başlatarak hem kendi Ortadoğu tezleriyle taban tabana zıt bir yere sürüklenen, hem de Kasım’da yapılacak olan ara seçim baskısını ensesinde hisseden Başkan Trump’ın memnuniyetsizliği çelişkili açıklamalarına da yansıyor.
İRAN’IN DAHA AZ FÜZE ATMASI FÜZE STOKUNUN AZALMASIYLA Mİ İLİŞKİLİ? YOKSA BAŞKA BİR HEDEF GÖZETTİĞİ İÇİN DAHA AZ FÜZE KULLANMAYI MI TERCİH EDİYOR?
“Bu savaşı neden başlattık” sorusunun Trump’ın kafasını bir hayli meşgul ettiği kesin.
Bu tereddüt halini kamufle etme görevi Trump’ın Kabinesi’ndeki şahin isimlerden Savunma Bakanı Hegseth’e düşmüş görünüyor.
Her kamera karşısına geçişinde bugün en ağır bombardıman yapılacak diyerek Amerikalıların halet-i ruhiyesini zinde tutmaya çalışan bir tutumu var, aynı zamanda İslam düşmanlığını İran’daki rejim üzerinden alenileştiren bu adamın.
Doğru İran çok zarar görüyor ama sinirler karşı tarafta daha gergin görünüyor.
Şöyle ilerleyelim:
Hegseth açıklamalarında İran’ın füze ve dron kullanma oranının her geçen düştüğünü söyleyip bu konuda rakamlar veriyor.
Bu şekilde İran’ın misilleme yapabilme kabiliyetinin de azaldığını, bir süre sonra hiç füze atamaz hale geleceğini demeye getiriyor.
Ancak, başka bazı veriler İran’ın, ABD Savunma Bakanı’nın dediği gibi füze atma kabiliyeti azaldığı için değil, Rusya’nın da verdiği destekle attığı füzeleri daha bilinçli ve daha hedef odaklı kullanıyor olduğuna işaret ediyor.
LAVROV’UN GEÇEN HAFTA YAPTIĞI AÇIKLAMA ÇOK ŞEY ANLATIYOR
Geçen hafta bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov kritik bir açıklama yaptı, şunu söyledi:
“Rusya, ABD ve İsrail’in İran’a karşı operasyonlarını imkansız hale getirecek bir ortam yaratmak için her şeyi yapacak”
“ABD ve İsrail’in İran’a karşı operasyonunu imkansız hale getirecek ortam yaratmak” nasıl mümkün olabilir.
Mesela bölgedeki ABD radar üslerinin hedef alanmasıyla bu mümkün olabilir.
Nitekim İran’ın attığı füzelerin böyle bir stratejik hedefe sahip olduğu sahadan gelen bilgilerle anlaşılabiliyor.
Örnek:
Katar’daki Amerikan üssünde bulunan değeri 1,1 milyar dolar olarak ifade edilen radar üssü, İran tarafından vuruldu ve kullanılamaz hale geldi.
Bu üssün yeniden kurulabilmesinin en az 4-5 yıl sürebileceği, bunun da ancak edinimi kolay olmayan bir takım bileşenlerin bulunabilmesiyle ancak mümkün olacağı söyleniyor.
Bu örnek de gösteriyor ki, İran evet daha az füze kullanıyor ancak, bu atışları Amerikan ve İsrail’e ait veri merkezli yerleri efektif atışlarla vurmak için yapıyor.
Bu şekilde tam da Lavrov’un işaret ettiği gibi Amerikan radar sistemlerini çökertmeye çalışıyor.
İRAN SAVAŞI UZATMAYA DAHA HAZIR GİBİ BİR GÖRÜNTÜ VERİYOR
Gelinen nokta, ABD/İsrail ittifakının “Ağır bombardımanla İran’daki rejimi pes ettiririz” hedefinden bir hayli uzak olduklarını gösteriyor.
Savaş uzayacaksa eğer, İran buna daha hazır gibi görünüyor.
Savaş uzayacaksa eğer bu durum en fazla Rusya ve Çin’e yarayacak gibi görünüyor.
İsrail olmasa bile, Amerikan tarafında akıl sahipi olanlar, bütün bileşenlerin kendi aleyhlerine olduğunu görüyor, bir an evvel bu tehlikeli ortamdan çıkma yolu arıyor.
Daha dün Trump’da şunu söyledi:
“İran ile savaş yakında bitecek. Ortada hedef alınacak bir şey kalmadı. Az bir şey kaldı, bitmesini istediğim anda bitecek”
13’üncü günün durum raporunu şöyle özetleyebiliriz:
İsrail’in yıkmayı hedeflediği rejim yerini savaş öncesine göre daha bir sağlama almış durumda.
ABD’nin, Trump’ın, rejim değişmese de olur, önemli olan ABD ile uyumlu biri iş başına gelsin şeklinde özetleyebileceğimiz ‘siyasi hedefi’ de ufukta görünmüyor.
İran’daki rejim, biraz da inadına olsun diye, Ali Hamaney’in oğlunu getirip dini rehber olarak belirledi.
Diyelim onu da bulup öldürdüler.
O durumda İran’dan bir Venezuela çıkarmak mümkün olur mu?
Mehmet Acet / Haber7
Yorumlar2