Ali Laricani yıllar önce Ankara’ya geldiğinde bakın ne demişti
- GİRİŞ19.03.2026 08:53
- GÜNCELLEME19.03.2026 09:09
28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan Büyük Ortadoğu savaşı, savaşan bütün taraflara zarar vererek, maliyet üreterek ilerliyor.
En büyük maliyeti şüphesiz İran ödüyor.
Gururlu bir halk olduğunu bu savaşta gösterdiği refleksle de ispat eden İran halkı, bir taraftan da, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun “Sizi yukarıdan izliyoruz, gerekeni yapın” biçiminde aşağılayıcı/dikte edici, buna mecbursunuz anlamına gelen açıklamalarına maruz kalıyor.
Tabi bir de şöyle bir durum var:
İsrail doğru, İran hava sahasına hakim durumda ama İsrail uçaklarının pilotlarının havadan aşağı bakarak gördükleri, İran’daki rejime karşı ayaklanan bir halk değil, aksine o uçakların öldürdüğü lider isimlerin cenazesi için toplanan kalabalıklardan ibaret.
Yukarıdan aşağıya ‘piramit’ şeklinde değil de, daha çok ‘sıra sıra sütunlar’ şeklinde yatay bir sisteme sahip olan mevcut İran rejimi direnmeye devam ediyor ama bu suikastların yıpratıcı etkisinin rejimin hayatiyetini etkilemediğini düşünmek de mümkün değil.

SUİKASTLE ÖLDÜRÜLEN ALİ LARİCANİ, SİSTEMİN KALBİNDEKİ İSİMLERDEN BİRİYDİ
ABD ve İsrail, 28 Şubat Cumartesi günü Tahran’a yaptıkları ilk saldırıda, Ali Hamaney dışında aynı bölgede bulunan onlarca İranlı yöneticiyi de öldürmüştü.
Trump ve Netanyahu bu ilk saldırının ardından rejimde hızlı bir çözülme ve eş zamanlı olarak ülke içindeki muhaliflerin devlet kurumlarını işgal ederek fiilen yönetime el koymalarını beklediler, umdular.
Bu umutlar boşa çıkınca savaş uzadı ve hem İsrail, hem de ABD için de maliyetler artmaya başladı.
Ancak İsrail, İran hava sahasındaki hakimiyetin verdiği avantajla, rejim unsurlarına dönük suikastlarını sürdürüyor. Bu suikastlara kurban giden isimlerden biri de, baba Hamaney döneminde de rejimin ‘reflekslerini’ temsil eden önemli isimlerden biri olan, öldürülmeden önce Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekteri sıfatına sahip bir isim olarak Ali Laricani oldu.
Hamaney’in öldürülmesinden sonra sıkça boy gösteren ve rejimin muktedir sözcülerinden biri gibi davranan İranlı birkaç isimden biri idi Laricani.
Cesaretini, Kudüs Günü törenleri sırasında halkın arasında karışıp, İran sokaklarında dolaşıp ABD ve İsrail’e meydan okuyarak gösterdi.
Ancak ihtimal, bu cesaret gösterisi, peşine takılanların sinsice takibiyle adresinin belirlenmesine sebebiyet vermiş de olabilir.
LARİCANİ’NİN 6 MADDELİK VASİYET GİBİ MEKTUBU…
Ali Laricani İsrail saldırısı sonucu öldürülmeden hemen önce Dünya Müslümanlarına ve İslam Devletlerine 6 Maddelik Mektubu başlığı taşıyan bir mektubu yayınlandı.
Bu 6 maddelik mektubun ikinci maddesi, Müslüman ülkelerden İran’a hiç yardım gelmemesi nedeniyle sitem içeren bir içeriğe sahipti.
Mektubun 5’inci maddesinde ise bir çağrı vardı.
Şöyle bir çağrı:
“İslam dünyasının geleceğini düşünün. Amerika’nın size sadakati olmadığını ve İsrail’in düşmanınız olduğunu biliyorsunuz. Bir dakika kendinizi ve bölgenin geleceğini düşünün. İran sizin hayırseverinizdir ve sizi domine etme niyeti yoktur.”
LARİCANİ ANKARA’YA BİR GELİŞİNDE “TAHRAN’IN SAVUNMASI ŞAM’DAN BAŞLAR” DEMİŞTİ
Laricani’nin mektubunda doğru mesajlar da var şüphesiz.
Amerika’ya da, İsrail’e de güvenilemeyeceğine dair mesajları özellikle kast ediyorum.
Ancak İran’ın ve bireysel olarak kendisinin bu mesajlarla ne kadar uyumlu bir çizgi izlediği gerçek anlamda tartışma götürür.
Laricani, ülkesi adına bir dönem nükleer müzakereleri yürüttüğü için aynı zamanda İran’ın Suriye politikasıyla da yakından ilgilendiği için, Ankara’ya zaman zaman ziyaretler yaptı.

Suriye savaşının bir iç savaşa dönüşmesiyle birlikte İran’ın ne yaptığını biliyoruz.
Esad rejiminin fiilen yanında yer alarak, Suriye’de işlenen büyük katliamlara ortak olmaktı bu tutumun adı.
Ve İran’ın bu tutumunun arkasındaki en önemli aktörlerden bir de Laricani olmuştu.
Suriye iç savaşının alevlendiği dönemlerden birinde yine Ankara’ya yolu düşen Laricani, yapılan görüşmelerde bu savaşın bitirilmesi için birlikte inisiyatif alınması yönünde Türk makamlarından gelen tekliflere net bir şekilde karşı çıkmış, Suriye’nin İran için ne ifade ettiğini belirtmek adına şu ifadeyi kullanmıştı:
“Tahran’ın savunması Şam’dan başlar.”
Bunu bana o dönem Laricani’nin katıldığı görüşmelerden birinde hazır bulunan dönemin bir Kabine üyesi anlatmıştı.
Bu, İran’daki yönetimin Suriye’deki BAAS rejimine niçin destek verdiğinin en açık ifadelerinden biri idi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bölgemizi kan revan içinde bırakan mezhepçi politikalara karşı güçlü bir duruş olarak ortaya koyduğu “Benim sünnilik, şiilik gibi bir dinim yok, benim dinim İslam” şeklindeki kuşatıcı cümleleri o zamanlar da söylüyordu.
Bu sözlerin direkt muhatabı, Ortadoğu’da mezhepçilik ateşiyle yayılmacılık politikası izleyen İran’dan başkası değildi.
İran halkının Amerikan ve İsrail saldırganlığına karşı gösterdiği muhteşem direnişten de ilham alarak Ali Laricani’nin suikaste uğramasının her durumda Ankara’da üzüntüyle karşılandığını gözlemliyorum.
Ancak insanın, keşke bu zor zamanlarda çıkarılan dersler, başkalarının zor zamanlarında da çıkarılsaydı diyesi de geliyor.
Mehmet Acet / Haber7
Yorumlar8
-
Murat
8 dakika önce
Şikayet Et
İran Fitne Cumhuriyeti, ABD ve İsrail zalim ve kâfir devleti ile işbirliği içinde İslam dünyasındaki tüm katliam ve cinayetlerin ortağıdır.
Beğen
Cevapla
-
Osman
9 dakika önce
Şikayet Et
İran dan sonraki hedef Türkiye hatırlatırım. İran ın düşmesine sevinenler Türkiye düşerken ne yapacaklar acaba
Beğen
Cevapla
-
Ersever
31 dakika önce
Şikayet Et
Çok doğru, ben cumhurbaşkanımızın, geçmişte iki defa tüm islam alimleri toplansın, bu mezhep sorununu çözelim, din tektir, bunun doğrusu neyse onu yapalım şeklinde açıklama yaptığını çok iyi hatırlıyorum. Çünkü benim de hayalim hep bu.
Beğen
Cevapla
Toplam 5 beğeni
-
Vatandaş
32 dakika önce
Şikayet Et
Allah'ın adaleti şaşmaz, Dikkat edin müslüman ülke bile olsa hakettiyse sonu kötü oluyor.
Beğen
Cevapla
Toplam 9 beğeni
-
Mahoni
51 dakika önce
Şikayet Et
İyi savundu Suriye'de yuzbinler kayıp cesedi bile yok
Beğen
Cevapla
Toplam 9 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle