İki savaş aynı anda mi bitecek?
- GİRİŞ12.05.2026 09:05
- GÜNCELLEME12.05.2026 09:05
Cumartesi günü Moskova’da Zafer Günü programında açıklamalar yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Ukrayna ile 4 seneyi aşan bir süredir yürüttüğü kanlı savaşın “Sona yaklaştığını” söyledi.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky ile görüşebileceğini de ifade eden Putin, bunun için önce barış anlaşmasının şartları üzerinde bir uzlaşmaya varılması gerektiğini dile getirdi.
Yani demiş oldu ki Putin, “Önce anlaşma sonra görüşme olur”
Rus liderin Özel Operasyon olarak nitelendirdiği Ukrayna savaşının başladığı 24 Şubat 2022’den bu yana ilk defa barışa yakın olduklarından bahsetmesi önemli.
O halde soralım:
Ne oldu da, Putin Ukrayna savaşında sona yaklaşıldığını söyledi?
Cevap veriyorum:
ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta gelinen nokta Putin’e de kendi lehine kullanabileceği bir ‘manivela’ imkanı sundu, o yüzden.
Bir nevi “Siz benim savaşımı bitirirseniz, ben de sizin savaşınızı bitiririm” diyor Rus lider.
Günün sonunda, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşı, kendisinin Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşa karşı koz olarak kullanan Putin, her şey istediği gibi ilerlerse bu kozu kendi lehine başarılı bir şekilde değerlendirmiş olacak.
Haber akışından aldığımız destek üzerinden biraz açalım şimdi konuyu…
PUTİN’İN TRUMP’LA YAPTIĞI 1,5 SAATLİK GÖRÜŞMEYE DİKKAT
29 Nisan’da ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında 1,5 saatlik bir görüşme gerçekleşmişti.
Bu görüşmenin hemen ardından açıklamalar yapan Trump, Ukrayna savaşının bitirilmesi gerektiğine dair yeni cümleler kurdu.
Yapılan açıklamalardan da biliyoruz ki, o görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın nasıl bitirileceğine dair bir gündem de masadaydı.
Buradan şu sonuca kolayca ulaşılabilir:
Putin, muhtemelen Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna’ya verdiği desteği kesmesi karşılığında kendi ülkesinin de İran’ı barışa ikna edebileceğini söyledi.
Sonrasında yapılan açıklamaların izini sürdüğünüz takdirde, 1,5 saatlik görüşmenin odağında böyle bir pazarlığın yürüdüğünü fark edebilirsiniz.
SAVAŞIN BAŞINDA RUSYA İRAN’A DESTEK VERECEĞİNİ AÇIKÇA DUYURMUŞTU…
Şimdi…
Gelinen bu noktayı biraz daha iyi anlamlandırmak adına takvimi biraz daha geri çekelim.
Ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 5 Mart’ta yani, savaş henüz birinci haftasını doldurmamışken yaptığı şu açıklamayı hatırlayalım:
“Rusya, ABD ve İsrail'in İran'a karşı operasyonlarını imkansız hale getirecek bir ortam yaratmak için her şeyi yapacak.”
Bu açıklamada geçen ‘Rusya Her şeyi yapacak” ifadesinden, devam eden günlerde İran’ın İsrail’e ve Körfez ülkelerinde bulunan Amerikan üslerine yaptığı nokta atışı vuruşların bir kısmında, Rusların uzay kabiliyetlerini kullanarak verdiği istihbaratın kast edildiği tahmininde bulunabiliriz.
Bu nokta atışlar hem İsrail’in, hem de ABD’nin canını acıttı mı, evet acıttı.
Artı…
Savaşın uzaması, ABD’nin başta belirlediği hedeflerden uzak kalması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması gibi küresel ölçekte enerji krizi üreten bir başka bir büyük meseleyle karşı karşıya kalması gibi bir sonuç karşımıza çıktı mı?
Evet, çıktı.
Rusya haricinde Çin’in bu savaşta nasıl bir rol oynadığına dair senaryoları ayrıca konuşmak gerekir.
Ancak Rusların açıktan böyle bir pozisyon alarak, başka bir deyişle bu savaştan yararlanarak zor durumda oldukları ve ciddi kayıplar verdikleri Ukrayna savaşını kendi lehlerine çevirme hesabı yaptıkları ortada.
İRAN ATEŞKES PLANINI RUSYA İLE BİRLİKTE YAPTI
Rusların İran savaşını kendi lehlerine koz olarak kullanma fikrini destekleyen başka bir gelişme daha oldu bu arada.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi 28 Nisan’da Moskova’da Putin tarafından kabul edildi.
Eş zamanlı olarak İran’ın ateşkesle alakalı yeni bir teklifi gündeme geldi.
Neydi o teklif?
Şuydu:
Nükleer meselesini erteleyelim, bunun yerine Hürmüz Boğazı’nın açılmasına öncelik verelim.
Trump’ın narsist kişiliğine de oynayan bu teklif ile şöyle denilmiş oldu:
“ABD bombardımanı nedeniyle zenginleştirilmiş uranyuma şu anda kimsenin ulaşma şansı yok. O nedenle bu işin bir acelesi bulunmuyor. Gelin önce Hürmüz işini çözelim, sonra öbür meseleye de bakarız.”
Görüldüğü üzere, savaşın başladığı 28 Şubat’tan itibaren Moskova yönetimi, Ortadoğu savaşına her aşamada müdahil olmak adına atak bir tutum içinde oldu.
Bunun sebebi, buradan elde edeceği güçlü bir kozla, Ukrayna savaşında kendi lehine bir alan açmak.
Putin, savaşın sona yaklaştığını söylediğine göre, istediği bu kozu elde etmiş sayılabilir.
Ya da, kendisi açısından bir ‘onurlu çıkış’ imkanı sunduğu için bu böyle oldu diye de düşünülebilir.
Kuzeydeki savaşın reel durumuna baktığımızda barış nasıl mümkün olabilecek sorusunun kolayca verilebilecek bir cevabı yok henüz.
Rusya Donbas’ın tamamı üzerindeki talebini koruyor. Ayrıca UKrayna’nın NATO üyeliğine karış de net bir duruşu var Ukrayna ise toprak tavizi vermeye yanaşmadığı gibi muhtemel bir anlaşmada güvenlik garantileri olmasını talep ediyor.
Ancak, Putin’in savaşta sona gelindiği yönündeki sözleri, düğümün çözümüne yakın bir yerde durduğumuza da işaret ediyor.
Bu böyle ise eğer, iki savaş aynı anda ya da, birbirine yakın bir takvim içerisinde bitebilir.
Yorumlar2