Türkiye’nin ‘yürüyüşünü değiştirebilecek’ fırsatlar…

  • GİRİŞ05.06.2026 09:05
  • GÜNCELLEME05.06.2026 09:05

Dünya’nın jeopolitik dengesinde çok nadir zamanlarda görülecek türden bir ‘Topluca yerinden oynama’ hali söz konusu. 

Eş zamanlı olarak her yerde fay hatları hareket geçmiş durumda. 

Kurala dayalı uluslararası düzenin yerine yeni düzen arayışları ön plana çıkmış durumda. 

Bazı görüşlere göre 1945 düzenini kuranlar, şimdi bunu yıkıyorlar. 

Yenisini kurmak üzere…

Buradan şuraya gelelim: 

ABD, artık bilindiği üzere kendi dış politikasına da yeni bir format atıyor. 

İran savaşı bir şekilde ‘paranteze’ alındıktan sonra Trump’ın MAGA ideolojisine uygun adımlarla ilerlemesi mukadder. 

Kendisini de iktidara taşıyan o ideoloji ne diyor?

Şunu diyor: 

“Yeniden Büyük Amerika” projesi için ABD, artık Avrupa’da ve Ortadoğu’da ‘jandarmalık’ yapmamalı. 

Müttefiklerle ilişkilerde ‘himaye’ anlayışının yerini ‘ortaklık’ anlayışı alsın istiyorlar. 

Geçenlerde bunu Savunma Bakanı Hegseth açıkça dile getirdi. 

Ankara’da Tayyip Erdoğan liderliğinde 24 yıldır iş başında olan ve ‘Uydu müttefiklik’ anlayışını reddedip, yerine ‘göz hizasında’ ortaklık isteyen bir yönetimin bulunması, bu yeni Amerikan yönelimiyle örtüşüyor. 

Başka bir cümleyle tarif etmek gerekirse: 

Türkiye’nin ‘yumuşak gücünü’ tehdit olarak gören önceki anlayışın yerini ‘Fırsat’ olarak gören yeni bir anlayış almış görünüyor. 

MAGA projesinin ideologları açısından Ortadoğu’nun ABD’ye hiçbir fayda sağlamayan ve sonu gelmeyen savaşlarının (Bu tabir doğrudan onlara ait) Amerikan vergi ödeyicileri (Tax Payers) üzerindeki yüklerini kaldırmanın zamanı geldi de geçiyor bile. 

Onlara göre, Batı Yarımküre yani Amerika kıtası ABD’nin arka bahçesi olmalı, öyle kalmalı, orada jandarmalık yapmalı, oranın nimetlerinden yararlanmaya devam etmeli, hasım olarak Çin tehdidine odaklanılmalı ve mücadele sahası olarak Pasifik ön plana çıkarılmalı. 

ABD’DE TÜRKİYE’NİN ‘YUMUŞAK GÜCÜ’ VE DÜZEN KURUCU ÖZELLİĞİNİ TEHDİT OLARAK DEĞİL DE FIRSAT OLARAK GÖREN BİR ANLAYIŞ ÖN PLANDA

Bu yeni arayışlar, Türkiye’nin önüne bölgesel gücünü artırma ve pekiştirme anlamında muazzam bir fırsat penceresi açtı. 

Ortadoğu’da böl/parçala/yönet biçiminde özetlenen ve ta 19’uncu yüzyıldan beri kendisini tekrarlayan, darbelerden, iç çatışmalardan beslenen emperyal görüş ve duruşun yerine, yine kendi haline bırakılmayacak ama aynı zamanda ‘baş ağrıtmayacak’, ‘masraf çıkarmayacak’ bir düzen arayışını destekleyen görüşler kendini göstermeye başladı ve daha da önemlisi bu görüşlerin hayata geçirilmesine dönük aksiyon halinin yansımalarını görmeye başladık. 

Bununla birlikte bu cümleye karşı şöyle bir dengeleyici cümle de kurmam gerekiyor: 

Emperyal projelere karşı dikkati kaybetmemek büyük önem taşıyor. 

Yoğurdu üfleyerek yemeye devam etmeli ama açılan fırsat penceresini Türkiye lehine kullanma anlamında da pasif kalmamak büyük kıymet arz ediyor. 

Ankara’da bu durumu ‘Trump momenti/Trump anı’ olarak nitelendiren bir görüş var. 

Bu ‘Momentten/an’dan yararlanmalıyız diyen bir görüş bu aynı zamanda tabi. 

Yumuşak gücüyle bölgeye ağırlığını koyup koruyabilecek, kalıcı bir düzen oluşumunu destekleyebilecek bir aktör olarak Türkiye bu anlamda ön plana çıkmış durumda. 

SURİYE BİR NEVİ TÜRKİYE’YE ‘ZİMMETLENDİ’ SIRADA IRAK OLABİLİR

Trump dış politikasını Amerikan Dışişleri Bakanlığından ziyade ‘özel temsilciler’ üzerinden yürütüyor. 

Ankara Büyükelçisi Tom Barack’a yüklediği misyon da bu çerçevede. 

Barack, Suriye’deki yeni statükonun oluşumu sırasında yukarıda sözünü ettiğim türden bir Amerikan bakış açısıyla hareket etti. 

Bir nevi Suriye’nin Türkiye’ye zimmetlenmesi gibi bir sonuç ortaya çıktı orada. 

İki soruyla bu tespitin sağlamasını yapabiliriz: 

1-Aralık 2024’te Baas rejiminin hızlı bir şekilde çöküşü ve azınlık baskısıyla on yıllar boyu yönetilen Suriye’nin yerine, çoğunluğun iradesine uygun bir idarenin geçmesi ne kadar mümkün görünüyordu? 

2-SDG ve YPG’ye verilen Amerikan desteğinin çekilmesi ve Türkiye’nin de destekleyeceği şekilde Şam’a entegre bir statükonun oluşması ne kadar mümkün görünüyordu? 

Suriye ordusu Haseke sınırlarına geldiğinde dahi bu ihtimale prim vermeyenler bu değişimi yerli yerine oturtabilirse, yeni arayışların sürpriz etkisine dönük beklentiler de o ölçüde değişebilir. 

Bir ara Irak’ta mezhepçi politikalarıyla ülkenin yıllarca kan revan içinde kalmasına sebebiyet veren Maliki’nin yeni başbakan olması gibi bir ihtimal ufukta belirmişti. 

Bu aynı zamanda İran adın bir el yükseltme anlamına geliyordu. 

Sonra ne mi oldu? 

Trump çıktı, yekten Maliki’nin böyle bir göreve getirilmesi halinde Irak’a yaptırım uygulayacağı tehdidinde bulundu ve günün sonunda Maliki’nin başbakan olma hayali suya düştü. 

Suriye ile birlikte Irak’ta Trump’ın özel temsilcisi olarak misyon yürütmeye başlayan Tom Barack’ın yapmak istediği ilk iş olarak Haşdi Şabi üzerinden oluşturulan paralel yapılanmaya son verip, tek devlet yapısına taşımak olduğu anlaşılıyor. 

Bu Türkiye için de iyi bir şey, zira bir dönem Irak’lı resmi makamlara bir teklif iletildiğinde, o ‘resmi makamlar’ bir cevap vermeden önce yanlarında bulunan Haşdi Şabi sorumlularının gözüne bakıyordu. 

Toparlayalım… 

Esasen Türkiye’nin önüne gelen muazzam fırsat penceresi, aynı zamanda savaşlardan, çatışmalardan bıkmış olan bu coğrafyadaki herkes için muazzam fırsat penceresi anlamına geliyor. 

Türkiye’nin ve bölgenin ‘yürüyüşünü değiştirecek’ türden bir fırsat penceresi bu. 

Ama her şeyden önce farkına varmak gerekiyor. 

Yorumlar13

  • ogs 31 dakika önce Şikayet Et
    Misak ı Milli sınırlarına geri dönüş
    Cevapla
  • murat 57 dakika önce Şikayet Et
    Amerika oraları bize bırakmaz,bıraksa bıraksa israile bırakır.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Sami 1 saat önce Şikayet Et
    İran Savaşı'ndan sonra tramp ömrü gücü yeterse icerdekilerden,kürtlerden,bazı Arap ve Avrupa ülkelerinden hesap soracak
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • OSMAN GAZİ 1 saat önce Şikayet Et
    İyi niyetinden ve cesaretinden dolayı Allah Tayyip'e çok yardım ediyor. Biz bunu anlayabiliyoruz. Suriye için her şeyi göze alan bir Tayyip vardı ve sonunda Suriye bizim adeta arka bahçemiz olan kardeşimiz oldu. Şimdi Suriye'de Türkleri seven büyük bir topluluk var. Oysa ki daha önce düşmandık. Suriye bizim Arap Yarımadasına açılan ana kapımız oldu.
    Cevapla Toplam 8 beğeni
  • Anadolu 1 saat önce Şikayet Et
    İşin doğrusu şu,Suriye ve Irak sınırı kalkacak,oralar bizim olacak.
    Cevapla Toplam 7 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat