MHP’den CHP’ye “sizin bize yaptığınızı biz size yapmadık” göndermesi
- GİRİŞ22.06.2026 09:07
- GÜNCELLEME22.06.2026 09:07
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün karşı karşıya olduğu siyasal krizin bir benzerini, 2015 yılı 1 Kasım seçimleri sonrasında Milliyetçi Hareket Partisi’de yaşamıştı.
Seçimlerin ardından Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan, Ümit Özdağ gibi isimlerin öncülüğünde MHP’de Devlet Bahçeli dönemini bitirme arayışları boy vermiş,
Olağanüstü kongre çağrılarıyla gerilim derinleşmişti.
Mahkemeler, kayyum kararları ve kongre tartışmaları nedeniyle süreç uzun süre hukuk mücadelesine dönüştü.
Günün sonunda muhalif isimleri hedeflerine ulaşamadı ve 2017 yılında MHP’den ayrılanlar İYİ Parti’yi kurarak kendi yollarına devam ettiler.
CHP’de Kasım 2023 kurultayı ile alakalı 21 Mayıs’ta verilen mutlak butlan kararı sonrası ortaya çıkan gelişmeler ve bu gelişmelerin ‘mukadder’ seyri, 2015 sonrasında MHP’de olup bitenlerle belli noktalarda kesişiyor.
MHP’den İYİ Parti’nin çıkması ile, CHP’den Ekrem İmamoğlu/Özgür Özel öncülüğünde başka bir partinin çıkması arasındaki paralelliği kast ediyorum burada.
MHP’Lİ AKÇAY, 2015’TE CHP’NİN MHP’YE KARŞI SERGİLEDİĞİ TUTUMLA, GÜNÜMÜZDE MHP’NİN CHP’YE KARŞI SERGİLEDİĞİ TUTUMU KARŞILAŞTIRIYOR.
Ve haklı bir tezi gündeme getiriyor…
Uzun yıllardır MHP’nin Meclis Grup Başkanvekilliği görevini yürüten Manisa milletvekili Erkan Akçay, oturmuş çalışmış, 2015’te MHP’nin kendi ‘iç kriziyle’ çalkalandığı dönemde CHP’nin aldığı tutumla, bugün CHP içinde yaşanan sert ayrışma karşısında MHP’nin aldığı tutumu karşılaştıran bir metin hazırlamış.
Akçay’ın bana da gönderdiği metni okudum, devamında bunu ekranlarda da değerlendirmesi için Kanal 7’de Pazar günü yaptığımız Başkent Kulisi programına kendisini davet ettim.
Akçay, 2015’te CHP’nin o dönem MHP’deki çalkantılara dair kullandığı söylemlere dair şu hatırlatmaları yapıyor:
-O süreçte CHP çevrelerinden gelen açıklamalar genellikle şu çizgideydi:
-MHP yönetimi demokratik yarıştan kaçıyor.
-Parti içi demokrasi engelleniyor.
-Bahçeli değişimden korkuyor.
“MHP’de değişim talebinin bastırıldığı söylemi, CHP ve muhalefet siyaseti açısından fırsat olarak görüldü” diyor Erkan Akçay.
Ve ekliyor:
“MHP’nin en zor dönemlerinde CHP’nin dili hiçbir zaman yapıcı olmamıştır. “Bu parti Türkiye siyasetinin köklü bir kurumudur, zarar görmesin” demediler. Tam tersine, MHP’nin içindeki her tartışmayı büyütmeye çalıştılar.”
Bunların hepsi doğru tabi.
CHP ilerleyen yıllarda daha fazlasını da yaptı, sonradan Akşener’in sürekli başına kakılmasından duyduğu rahatsızlığa konu olan 15 CHP’li vekilin (bir kısmının zorla) İYİ Parti’ye geçirilmesi hadisesi de yaşandı.
Erkan Akçay bu hatırlatmaları yaptıktan sonra günümüzde CHP’nin yaşadığı ‘iç kriz’ karşısında MHP’nin ve Genel Başkanları Bahçeli’nin tutumunu özetleyen cümleler kuruyor:
-“Bugün CHP, tarihinin en büyük parçalanmalarından, hizipleşmelerinden ve liderlik krizlerinden birini yaşarken; MHP, CHP'nin içişlerine karışmamakta, kurultay süreçlerine veya parti içi kavgalara taraf olmamaktadır.”
-“Bugün CHP kurultay davalarıyla, iç hesaplaşmalarla ve meşruiyet tartışmalarıyla boğuşurken MHP’nin tavrı nettir: Biz CHP’nin dağılmasını değil, toparlanmasını; kaosun değil, hukuk ve suhuletin hâkim olmasını isteriz.”
-“MHP, ana muhalefet partisinin içine düştüğü kaotik durumun Türk demokrasisine ve devletin işleyişine zarar vermemesi için "sağduyu ve uzlaşma" çağrıları yapmaktadır. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin açıklamaları, "başkasının zafiyetinden siyasi rant devşirme" ucuzluğunda değil; "milli birlik, güçlü kurumlar ve seviyeli siyaset" eksenindedir.”
Erkan Akçay, “Bizim burada dikkat çektiğimiz şey, MHP’nin bu krize karşı sergilediği olgun tutumdur” diyerek tespitlerini tamamlıyor.
Peki bu sözler karşısında ne söylenebilir?
Bir defa 2015’te MHP’nin başına gelenler karşısında avuçlarını ovuşturan ve “Oh olsun” diyenler arasında o dönem CHP’nin Meclis Grup Başkanvekili pozisyonunda olan Özgür Özel’de vardı.
Bu durum karşısında benim dikkat çekebileceğim husus ne olabilir?
Şu olabilir?
Özel ve arkadaşlarının, Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının, Erkan Akçay’ın bu hatırlatmaları karşısında kurabilecekleri ilk cümle şöyle olabilir:
“Bu hatırlatmalar karşısında söyleyebilecek bir söz bulmakta güçlük çekiyorum”
Ancak böyle bir giriş cümlesi ‘sahici’ olarak karşılanabilir.
Ve ancak böyle bir cümle, gerçek bir durum muhasebesi niteliği taşıyabilir.
Yorumlar4