Önce mağaralar boşalacak

  • GİRİŞ01.09.2026 08:57
  • GÜNCELLEME01.09.2026 08:57

PKK, örgüt mensuplarından yaklaşık 700 kişinin ölümünden ailelerini ilk defa haberdar etti. 

Başka bir deyişle daha önce bu bilgi saklanıyordu. 

Geniş anlamıyla bu durum, PKK açısından silahlı mücadelede yolun sonuna geldiklerini kabullenmenin bir emaresi olarak da görülebilir. 

Ancak, ölümlerin ailelerden saklanması, ölen örgüt mensuplarının aileleri üzerinde ciddi bir öfkeye dönüşmüş durumda. 

Bu durumu telafi etmek adına, ‘taziye çadırları’ kuruldu.

Yas atmosferi üzerinden öfkeler yatıştırılmaya çalışıldı. 

Ancak, özellikle DEM içinde olup da süreçten dolayı huzursuzluk içinde olan sol kanadın taziye çadılarını siyasi şova dönüştürmesi, geniş kamuoyunda bir rahatsızlık oluşturdu. 

Güvenlik çevrelerinde ise, insani anlamda taziye tamam ama işin siyasileştirilmesine müsamaha etmeyiz görüşü oluştu. 

GERİ DÖNÜŞ İÇİN ÖNCE SİLAHLARIN BIRAKILMASI GEREKİYOR

Meclis’te silah bırakan PKK’lıların geri dönüşünü temin edecek yasa ile ilgili olarak bir yılı aşkın süre tartışmalar ve hazırlıklar yapıldı. 

O tartışmaların uzamasının temel gerekçesi şuydu: 

PKK, önce yasa çıksın, önce yasal güvence oluşsun, sonra biz silahları bırakıp gelelim diyordu. 

Diğer yandan, Meclis’teki partilerin genel iradesi, önce silahlar bırakılsın sona yasa çıksın biçiminde oluştu. 

Böyle olunca, aradaki güven probleminin, güvencelerle aşılması yolu seçildi. 

Ne oldu?

Şu oldu. 

Bir tür ara formülle önce yasa çıktı ancak yasanın uygulaması şarta bağlandı. 

O şart neydi? 

Şuydu: 

Örgütün yasadan yararlanabilmesi için silahları bıraktığının devlet kurumları tarafından tespit ve teyidi. 

Şu an bu süreçteyiz.

KIŞ GELMEDEN SİLAHLARIN TESLİMİ BEKLENTİSİ VAR

Mevcut durumda PKK’nın “Yasa çıkmadı kendimizi güvende görmüyoruz” diye bir bahane üretme şansı kalmadı. 

Dolayısıyla, şu an gerçek bir sınav durumu var onlar açısından. 

Silah bırakma süreci ne kadar sürecek diye soracak olursanız, bunun için net bir süre yok bu anlamda. 

Ancak Sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için, kış ayları gelmeden örgütün silahları bırakması ve bu durumun sahadaki teyit ve tespitinin tamamlanması beklentisi var. 

Örgüt bahanelere sığınıp bu işi geciktirirse süreç zarar görebilir, enfekte olabilir. 

O nedenle hızlı adım atılması beklentisi var. 

Eğer beklentiler doğrultusunda ilerlerse işler, 2/3 hafta içinde öncelikli olarak GARA, Haftanın gibi bölgelerdeki mağaraların boşaltılması söz konusu olabilir. 

ANKARA PJAK’IN DA İRAN’A ENTEGRASYONUNU İSTİYOR. 

İran Türkiye’nin yürüttüğü bu süreci yakından izliyor. Çok mutlu oldukları söylenemez. Diyebilirim ki, Türkiye’ye karşı kullandığı bir kozu kaybetmenin üzüntüsü içindeler. 

Buna karşın Ankara İran politikasında ‘ince dengeyi’ korumaya özen gösteriyor. 

Mesela, PJAK ne yaparsa yapsın şeklinde bir pozisyona girilmedi. 

Aksine, İran Kürtlerinin de Suriye Kürtleri gibi İran’a entegre olması fikri destekleniyor. 

İran, bunun kıymetini bilir mi? 

Emin değilim. 
Ancak, 28 Şubat’ta başlayan savaşta İsrail’in Kürtleri kullanma planını Türkiye’nin bozmasının İran’da memnuniyetle karşılandığını yapılan açıklamalar üzerinden biliyoruz. 

Bu arada Ankara bu süreçteki kazanımlarla, Suriye’de elde edilen kazanımlarla İsrail’in elindeki ‘Kürt Kartı’ kozunu almış oldu. 

Ancak İsrail’in bu kartı geri almaktan artık vazgeçtiğini söylemek mümkün değil. 

Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yaptıkları saldırıyı, Terörsüz Türkiye/Terörsüz Bölge sürecinden duydukları rahatsızlıkla ilişkilendiren yorumlar komplo teorisi olarak görülemez. 

Aksine, doğrudan böyle bir bağlamı var o saldırının. 

PKK İÇİNDE RAHATSIZ OLAN UNSURLAR VAR ANCAK ÖRGÜT ŞU ANA KADAR YEKNESAK BİR TUTUM SERGİLEDİ

PKK şu anda tek vücut halinde hareket ediyor. Örgütten ayrılıp silahlı mücadeleye devam etmek isteyenler teorik olarak var. “Ne aldık da böyle oldu” sorusu üzerinden provakasyon yapanlar var örgüt ve müzahir çevrelerinde. Ancak biraz da Öcalan’ın otoritesi sayesinde PKK şu anda tek vücut halinde hareket ediyor. 

Bu süreci yakından izlerken ilk ve orta dönemlerde yazdığımız yazılarda ‘buz üstünde’ yüründüğüne dair izlenimlerimi aktarmıştım. 

Gelinen nokta itibarıyla bu ifadeyi kullanmıyorum. 

Ancak bu demek değil ki, her şey süt liman pürüzsüz şekilde ilerliyor. 

Süreci kararlılıkla ileriye ve sonuca doğru götürmek isteyen irade(ler) güçlü ve bu sayede bu iş buralara kadar geldi. 

Ancak, henüz fırsatını bulamamış olanların boş durduğunu söylemek de gaflet içinde olmak anlamına gelir. 

Yorumlar1

  • Cengiz 46 dakika önce Şikayet Et
    PKK silah bırakamaz. İradesi İsrail'in elinde. Daha büyük fitneler için hazırlık yapıyorlar. Silahları veren ABD ve İsrail. Bırakıldı denilecek. İran'a gelince, bölgedeki tek bağımsız ve Müslüman devlet. Batı uşağı değil. NATO üyesi değil.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat