Suudi Arabistan saldırı altında: Peki Türkiye bu meselede nerede duruyor?
- GİRİŞ21.09.2026 09:08
- GÜNCELLEME21.09.2026 09:08
Suudi Arabistan, Husilerin Yemen’den attığı füzeler ve drone saldırıları nedeniyle zor durumda.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dediği gibi, ülkenin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine çok ciddi saldırılar oluyor.
Birden aklıma düştü.
“Bir de bu durumu orada yaşayanlara sormak lazım” düşüncesiyle dün öğle saatlerinde Riyad’da yaşayan bir dostumu aradım.
Dostumla önce kendisinin ve ailesinin durumunu, sonra da Riyad ve Suudi Arabistan genelindeki durumu konuştuk.
KORKUTUCU SİRENLER…
Husilerin attığı balistik füzelerden biri geçenlerde Riyad Havalimanı’nda bulunan petrol deposuna isabet etmişti.
Atılan o füzenin gürültüsü şehrin her tarafından duyulmuş.
Riyad’daki arkadaşımın anlattığına göre, bu saldırıların günlük hayata doğrudan etki eden, insanları savaş psikolojisine hazırlayan/sürükleyen şey şu:
Siren sesleri…
Bazen gece saat 3’te bu sirenler acı acı çalıyormuş.
“Ulusal Güvenlik Alarmı” başlığıyla gelen mesajlarda şöyle şeyler yazıyormuş:
● Bulunduğunuz yer düşmanın hava tehdidi altında…
● Lütfen sakin kalın, kapalı yerlerde yahut güvenli bölgelerde kalın ve pencerelerden, kapılardan uzak durun…
Aniden başlayan siren sesleri özellikle çocuklarda bir panik havasına neden oluyormuş.
“Bir tür kanıksanma durumu da var” diyor Riyad’daki dostum.
Demek ki uzun süredir bu sirenler böyle çalıp duruyormuş.
Geçenlerde İslam dünyasının kalbi olan Mekke dahil, Suudi Arabistan’a ait 6 ayrı şehirde de alarm verilmiş, Husilerin gönderdiği füze ve dronların bu şehirlerin hava sahasına girmesi nedeniyle telefonlara aynı türden alarm mesajları gitmişti.
HEDEF MEKKE İTTİFAKININ ÖNÜNÜ KESMEK Mİ?
Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki ihtilaf ve husumetin çok gerilere uzanan bir tarihi var.
Ancak son dönemde ortam daha bir kızışmış durumda.
Suudi Arabistan’ın enerji tesislerinin düzenli bir şekilde vurulması, Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e uzanan petrol boru hattının bu sabotajlar nedeniyle kapatılması (şu an için geçici olarak deniyor) Suudi Arabistan’ı gerçekten zor durumda bıraktı.
Bu gelişmelerin Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan devlet başkanlarının Mekke’de 7 Ağustos’ta imzaladıkları güvenlik anlaşmasının hemen sonrasına denk gelmesi ise, burada bu anlaşmayı bozmaya, “ölü doğmasına” yol açmaya dönük bir arayış mı var sorusunu akıllara getirdi.
Bu anlaşmanın hemen ardından Husiler adına konuşanların, “Suudi Arabistan’ı bu ittifak da kurtaramayacak” şeklinde tehditler savurduğunu, bölgeye dair haber akışını izlerken görmüştüm.
Dolayısıyla bu son saldırıların böyle bir hedefi olmadığını söylemek kolay değil.
TÜRKİYE NEREDE DURUYOR? HAKAN FİDAN’IN “SÖZÜMÜZÜN ERİYİZ” AÇIKLAMASI NE İFADE EDİYOR?
Bu gelişmeler Türkiye adına başka soruları da beraberinde getirdi.
Mekke Anlaşması kapsamında, NATO’nun 5. maddesine benzer şekilde, bir ülkeye yapılan saldırının diğer ittifak üyelerine de yapılmış sayılacağı vurgusu olduğu için, “Bu savaşta Türkiye ne yapacak? Pakistan ne yapacak?” soruları beraberinde geldi.
Bendeniz diplomatik kaynaklar üzerinden Ankara’nın bu çerçevede nabzını yokladığımda, Türkiye’nin oradaki savaşa doğrudan dahil olabileceğine dair bir sinyal aldığımı söyleyemem.
Ancak bu, Mekke Anlaşması’nın hükümlerine bağlılık anlamında bir zafiyet durumu/görüntüsü olduğu anlamına gelmiyor.
Esasen, önceki akşam NTV yayınında bu konularla alakalı sorulara muhatap olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sözleri, Türkiye’nin bu konudaki yaklaşımına dair iyi bir fikir veriyor.
Bakan Fidan o yayında şu önemli açıklamaları yaptı:
“Bizim anlaşmamızda da müttefiklik anlaşması var. Sözümüzün eriyiz. Bu konuda bir dayanışma içindeyiz. Dışişleri Bakanlığı olarak özellikle Mekke’ye yönelik petrol altyapısına saldırıları kınıyoruz. Mekke İttifakı olarak yakından takip ediyoruz. Askerî ihtiyaçları özellikle belli teknik konularda olabilir, bunu da karşılama yönünde sıkıntımız olmaz.”
Şu ayrımı doğru yapmak gerekiyor:
Mekke Anlaşması’ndan doğan yükümlülükler çerçevesinde Suudi Arabistan’ın yanında olmak, dayanışma içinde olmak, destek olmakla bilfiil bu savaşa dahil olmak aynı şeyler değil.
Benim diplomatik kaynaklardan edindiğim izlenim, Suudi Arabistan’ın Mekke Anlaşması’na atıfla “Biz savaşın içindeyiz, siz de gelin bizim yanımızda savaşın” şeklinde özetleyebileceğim bir talebinin söz konusu olmadığı yönünde.
Ancak Bakan Fidan’ın işaret ettiği gibi, ortada bir “müttefiklik anlaşması” var ve Ankara bu anlaşmanın ruhuna uygun bir pozisyonda durma kararlılığı içinde.
Bunu nereden ve nasıl anlıyoruz?
Yine Hakan Fidan’ın yukarıdaki sözlerinden.
Fidan “Sözümüzün eriyiz” ifadesini kullandıktan sonra, Suudi Arabistan’ın “askerî ihtiyaçlarından” söz ediyor ve ihtiyaçların karşılanması için gerekenlerin yapılabileceğine işaret ediyor.
Peki Suudi Arabistan’ın Türkiye tarafından karşılanabilecek ihtiyaçları neler olabilir sorusu akıllara geliyor bu aşamada da.
Bunun cevabı da açık aslında.
Savunma sanayii alanında Türkiye’nin hangi seviyelere geldiği dünya âlemin malumu.
Mekke Anlaşması’nın ruhuna uygun şekilde Türkiye’nin Suudi Arabistan’a sağlayabileceği en ideal destek, bu imkânların bu ülke içinde devreye sokulması olabilir.
Gerek insansız hava silahları alanında gerekse elektronik harp teknolojisi alanında Türkiye, savaş ortamında oyun değiştirebilecek kabiliyetlere erişmiş durumda.
Dolayısıyla Suudi Arabistan’a Husilerle yürüttüğü savaşta avantaj sağlayacak imkânlar Türkiye tarafından sağlanabilir.
Belki sağlanmıştır da…
Yorumlar20
-
Mustafa günhan
24 dakika önce
Şikayet Et
Ağababası Trump gelip kurtarsa ya
Beğen
Cevapla
-
tuncer
39 dakika önce
Şikayet Et
Yazık hemde çok yazık bölgenin durumu ortada hep birlikte israile ve amarikaya karşı savaşmak lazım.Huzuru bozan insanlığın düşmanı olan bu alçaklardır.
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Mete
42 dakika önce
Şikayet Et
MEKKE İTTİFAKI ete kemiğe bürünmeden bozulması isteniyor...İRAN,İTRAİL
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Midyat'lı
50 dakika önce
Şikayet Et
Makaleler için dinleme seçeneği vardı, çalışırken dinliyorduk. Neden kaldırdınız?
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Trakyalı
1 saat önce
Şikayet Et
Kim bilir TB3' lerin ilk operasyonu Müslümanların kutsallarına saldıran emperyalist uşağı husi hedeflerine olur bilemeyiz.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle