Enerji politikamız maharetli ellerde
- GİRİŞ19.10.2026 08:52
- GÜNCELLEME19.10.2026 08:52
Dün sabah Kanal 7’de yaptığım Başkent Kulisi programında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ı ağırladım.
70 dakika boyunca ben sordum, o cevapladı ve dolu dolu, nitelikli bir yayın ortaya çıktı.

Şunu ifade etmek isterim:
Kabine’de en önemli üç bakanlığı sırala diye bir soru sorsanız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını hiç tereddüt etmeden bu sıralamaya dâhil ederim.
Devamında, “Kabine’nin en başarılı üç bakanını sırala.” derseniz, bu bakanlıkta görevini yürütmekte olan Alparslan Bayraktar’ı da yine en başarılı bakanlar arasında sıralarım.
Bu dönemde bu bakanlığın başında işinin ehli, sektörün bütün dinamiklerini iyi bilen ve bu işlerin politikasını ustaca yönetebilecek bir ismin olması, hayati derecede kıymet arz eden bir husus.
“Bu dönemde” derken bu tabirin altını özellikle çizerek vurguladığımı da ifade etmek isterim.
Gerekçelerimi sıralayarak ilerleyeyim…
Birincisi, dünya korkunç bir enerji krizi içinden geçiyor.
Günlük hayatımızda yokluğunu görmediğimiz için farkında değiliz ama Alparslan Bayraktar’ın tabiriyle dünya, modern dönemlerin en büyük enerji krizini yaşıyor.
Hem fiyat anlamında bu böyle hem de (daha önemlisi) tedarik anlamında…
Kuzeyimizde, güneyimizde, doğumuzda olup bitenler, yaşanmakta olan savaşlar ortada.
Bu savaşlar hem petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı doğru taşıdı hem de enerji arz güvenliğini tehlikeye soktu; ciddi aksamalar ortaya çıktı.
Bu savaşlarda petrol tesislerinin, rafinerilerin ve boru hatlarının sistemli ve bilinçli bir şekilde hedef alınması, bu krizi büyüterek durumdan yararlanmak isteyenlerin böyle bir bilinçle hareket ettiğini gösteriyor.
Bu da durumu daha tehlikeli ve daha güç hâle getiriyor.
Düşünsenize, sırf bu türden saldırılar nedeniyle dünyanın enerji deposu olarak bilinen Rusya bile kendi vatandaşlarına akaryakıt ulaştırmakta zorluklar çekti.

BÖYLE DÖNEMLERDE MAHARETLİ ELLERE VE POLİTİKALARA İHTİYAÇ ARTAR.
Böyle dönemlerde maharetli ellere, maharetli politikalara olan ihtiyaç her zamankinden daha fazla kendini belli eder.
Oturduğu koltuğun hakkını veren kişilere olan ihtiyaç da her zamankinden daha fazla kıymet arz eder.
Mevzuyu maddeler hâlinde biraz daha açayım ki meramımız daha iyi anlaşılsın.
1- Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı bir şekilde ilerlemek…
Dünyanın son yıllarda sürüklendiği ve giderek daha tehlikeli hâle geldiği bu “anafor” içinde, enerjide kendi kendine yeterlilik prensibi aynı zamanda çok temel bir güvenlik perspektifi olarak karşımıza çıkıyor.
Son 10 yıldır Türkiye enerjide böyle bir perspektife yöneldi; kendi petrolünü, kendi doğal gazını çıkarmak için güçlü hamleler yaptı, yapmaya devam ediyor.
2- Karadeniz gazının keşfi, Gabar petrolünün çıkarılması ile Türkiye, yerli enerji kapasitesini artırmada önemli bir hamle yaptı.
Önceki gün Filyos’tan Sakarya Gaz Sahası için açılan, üç stadyum büyüklüğündeki Osman Gazi Platformu’nun devreye girmesiyle birlikte 2027’nin başından itibaren her üç evden birinde Karadeniz gazı kullanılıyor olacak.
2028’de aynı türden bir başka gemi aynı işi yapmaya başladığında bu defa her dört evden üçünü Karadeniz gazı ısıtmaya başlayacak.
Gabar’da ise yeni keşiflerle birlikte günlük kapasitenin 100 bin varilin üstüne çıkması bekleniyor.
Sadece bu iki hamle, yıllık 10 milyar dolardan fazla gelir anlamına geliyor.
3- Alparslan Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre 2028’e kadar, yani önümüzdeki iki sene içinde Türkiye’nin kendi ürettiği petrol ve doğal gazın miktarı günlük 550 bin varile ulaşacak.
Şu anda Türkiye’nin günlük tüketiminin 1,8 milyon varil olduğu düşünüldüğünde, iki sene içinde Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 30’a yakınını buralardan sağlayabilir hâle geleceği anlaşılıyor.
Devamında yeni keşifler ve uluslararası anlaşmaların katkılarıyla (Libya, Kerkük, Somali, Pakistan gibi ülkelerle yapılan anlaşmalar) günlük bir milyon rakamından söz ediyor Bakan Bayraktar.
Bu da demek oluyor ki çok da uzak olmayan bir zaman diliminde Türkiye, tükettiği petrol ve doğal gazın yarıdan fazlasını kendi üretimi olarak elde edebilir hâle gelecektir.
EKONOMİDE SÜPER LİGE YÜKSELMENİN YOLU BURALARDAN GEÇİYOR.
4- Günlük petrol ve doğal gaz tüketiminin yarısını kendi kuyularınızdan karşılayabilir hâle gelmek demek, şu anki fiyatları baz alacak olursak, yıllık 40 milyar doların cepte kalması anlamına geliyor.
Bir başka ifadeyle, cari açık sorununu kalıcı şekilde çözmenin de ekonomide üst lige yükselip orada tutunmanın da yolu tam olarak buradan geçiyor.
5- Kabul edelim ki bu, uzun soluklu bir iş. Siyasi istikrar gerektiren bir konu.
Akşamdan sabaha “Enerjide tam bağımsız hâle geldim.” diyemiyorsunuz.
Enteresandır, halkın önemli bir kesiminde bu konularda hâlâ bir özgüven eksikliği, muhalefette ise bu atılımları sulandırma çabası var.
Karadeniz gazı çıkarıldı, evlerde kullanır hâle geldik ama hâlâ orada gazı bulduğumuza da çıkarabildiğimize de inan(a)mayanlar var.
Bu da sabırla, kararlılıkla, dirayetle, moral bozukluğuna fırsat vermeden bu yolda ilerlemeyi zorunlu hâle getiriyor.
6- Enerjide tam bağımsızlık politikasına sahip çıkarken, bu amaca matuf bir patikada ilerlerken, bu işin uzun soluklu olması hasebiyle günün meydan okumalarına karşı da kaçınılmaz olarak sağlam bir duruşa ihtiyaç vardır.
Enerji fiyatları artarken, daha kötüsü enerjiye ulaşmanın zorlukları artarken, her iki konuda da ayakta kalmanın zorunlu kıldığı esaslı politikalara ihtiyaç vardır.
Enerjide kaynak çeşitliliğini korumak böyle zamanlarda çok daha önemli hâle geliyor.
Türkiye’nin enerji ihtiyacı her geçen gün büyüyerek yol alıyor. Yarın daha fazla petrole, doğal gaza ve elektriğe bugünkünden daha fazla ihtiyaç olacak.
Türkiye’nin kullandığı elektrik, 24 sene içinde 3,5 kat artarak günümüze gelmiş.
KÖTÜ SENARYOLARI DA AKILDA TUTMAK GEREKİR… ENERJİ YOKLUĞU, ENERJİ KITLIĞI KATASTROFİK SONUÇLAR ÜRETİR.
Bütün bu anlattıklarımıza tersinden bir gözle bakmak da lazım.
Olanın olmamasını, var olanın yokluğunu veya kıtlığını bir arada düşününce insanın aklına korkunç senaryolar geliyor.
Dünyanın modern zamanların en büyük enerji kriziyle yüz yüze kaldığı bir ortamda, ihtiyaç duyduğunuz enerjiye ulaşamaz hâle gelmeniz kaçınılmaz olarak katastrofik sonuçlar üretir.
Demem o ki...
Böyle bir dönemde, büyük tehditlerin ve tehlikelerin boy verdiği bir ortamda, böylesi kritik bir işin başında Alparslan Bayraktar gibi bir bakanın olması, o bakımdan da ayrıca büyük kıymet arz ediyor.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol