Generallere selam duran gazeteciler neyin peşinde

  • GİRİŞ08.03.2011 17:16
  • GÜNCELLEME08.03.2011 17:16

“Beni ayakta dinleyeceksiniz..!”

Kim direnebilir ki bu emre…!

Nitekim salonda bulunan gazeteciler, talebe uygun bir pozisyon alarak ayağa kalkıp, kudretli generali dinlemeye başlarlar.

Daha yeni duyduğum, o günleri yaşayan bir meslekdaşın anlattığı bir hikaye bu. 

Bir gazetecinin karşılaşabileceği bundan daha onur kırıcı bir durum olamazdı herhalde.

Gerçi sayıları az da olsa bir askerin karşısında ‘hizaya geçmek’ istemeyen bazı gazeteciler salona hiç gelmemişlerdir.

Ama orada bulunanların büyük bölümü bu zavallılığı sineye çekmek zorunda kalmışlardır.

Nasıl da sinir bozucu bir hal aldı farkında mısınız.?

Son Ergenekon operasyonu ile ilgili medyanın bir kısmındaki sulandırma kampanyası.

Aslında böyle zamanlarda Ahmet Kekeç gibi, Akif Beki, Ali Bayramoğlu, Ahmet Altan gibi, cumhurbaşkanı gibi savcıları dikkatli olmaya davet etmek hepimizin görevi olmalı.

Gazetecilik faaliyeti ile organize suç örgütünün hesapları doğrultusunda hareket etmek arasında ki ince çizgiyi yakalayıp, en hassas terazide tartarak değerlendirme yapmak onların işi çünkü.

 

Evet savcılar, hedefi demokrasi olan bir suç örgütüyle mücadele ederken, demokrasinin en vazgeçilmez konularından biri olan basın özgürlüğüne zarar vermeden yürütmeli bu süreci.

Ama öbür taraftan geldiğimiz noktada, Ergenekon sürecini ‘değersizleştirme’ amacı taşıyan kampanyayı konuşmak daha önemli hale geldi.

Çünkü, bu davaya kökten karşı çıkanlar, dava ile yıldızı bir türlü barışmayanlar ve davanın doğrudan içinde olanlar, inanılmaz bir yıpratma kampanyası yürütüyorlar.

Örneğin savcının iki gazeteciye sorduğu sorular.

Belli ki, sanıkların avukatları üzerinden basına sızdırılmış.

50 tane soru sorulduğu yazılıyor.

Ve bunlardan bazı sorular cımbızla çekilerek, savcının niyeti sorgulanıyor.

Evet bu sorulardan bazıları hepimiz için yadırgatıcı gelebilir.

Ama başka bazı sorular da savcının aslında neyin peşinde olduğuna dair fikir veriyor bizlere.

Radikal Gazetesi’nin pazartesi günü yayınladığı sorulardan bir tanesine bakabiliriz örneğin.

Savcı Zekeriya Öz’ün gazeteci Nedim Şener’e sorduğu sorulardan biri şöyle:

“Haklarında işlem yapılan Ergenekon şüphelilerinin TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) dökümlerinin yapılan incelemesinde, Serhan Bolluk, Sevgi Erenerol, Serdar Öztürk, Ergün Poyraz ve Vedat Yenerer ile telefon görüşmeleriniz olduğu tespit edilmiştir. Bu kişileri nereden tanıyorsunuz.?

Sizce bu saçma bir soru mu?

Bana hiçte saçma bir soruymuş gibi gelmiyor.

Aksine, savcının sanık gazeteciyle organize bir suç örgütü arasındaki ilişkiyi sorguladığını düşündürtüyor.

Meşru muhalefet ve basın özgürlüğü konusunda endişesi olan herkesle dayanışma içerisinde olduğumu buradan ilan etmek isterim.

Ama bizim gazetecilik tarihimiz o kadar kirli ki…

Darbecilerle omuz omuza olmuş, darbelere kalemleriyle, sözleriyle destekler vermiş, cuntacılarla işbirliği yapmış, onların değirmenine gönüllü olarak su taşımış o kadar çok meslekdaşımız var ki.

En başta anlattığım türden o dönmelerde yaşanmış o kadar mide bulandıcı örnekler var ki.

Ancak şunu demek geliyor içimden.

Evet hiç kimse “peşinen suçlu” ilan edilemez. Ama hiç kimse de “peşinen masum” kabul edilemez.”

Mehmet Acet
acetmehmet@hotmail.com
Haber 7

Yorumlar26

  • ibrahim Cam 15 yıl önce Şikayet Et
    Bağıranlar , tıss mı. savcı , gazetecileri mesleğini icra ettikleri için değil ergenkon terör örgütüyle ilgili iddiaları etkisziz hale getirme çabassında oldukları için tutukluyor bir takım aklı evveller hala inadına basın özgürlüğüne vurulan bir darbe diye ısrar ediyor ve yasal olmadığını söyleyip ip dolaştırmaya çalışıyor. Acaba 28 şubat yasal mıydı , Özalı Demireli sezeri seçen anayasa neden güle gelince 367 engeline takıldı bu yasal mıydı bağıranlar önce buna cevap vermeli nasıl tııss mı
    Cevapla
  • lf84 15 yıl önce Şikayet Et
    mehmet orkun. şıkın nokta dergisinde çıkan günlüğü yazdığını söylerken belli ki bilmeden konuşuyordun. neticede onun yazmadığı, haberinin bile olmadığı ortaya çıktı. demek ki bazıları bir kere bir şeye şartlanınca söyledikleri şeyin doğru veya yanlış olmasını önemsemiyorlar. çamur atayım, tutmazsa izi kalır hesabı yapanlara gün gelir o çamurlar bulaşır. mesela odatvnin yaptığı yasadışı kayıtlar, o kayıtları kullanrak yaptığı ve yapmayı planladığı şantajlar başına bela olacak. BİRİKTİRDİKLERİ ÇAMURLAR KENDİLERİNE BULAŞTI.
    Cevapla
  • Ahmet Özbir 15 yıl önce Şikayet Et
    28 ŞUBAT GÜNAHININ HESABININ SORULMA VAKTİ Mİ GELDİ ACEP?. Sn. Mehmet Acet güzel bir konuya temas etmişsin ve gazeteçi geçinen gaztellerini ifşa etmişsin, acaba diyorum sıra onlara mı geldi, yani işledikleri günahın hesabının sorulma vakti mi acep? Yani demokrasiye ve vatana kıydıkları, evlatlarımızın yarınlarını çaldıklarının hesabı Bağımsız ve Bağlantısız Yargı tarafından sorulma vakti mi? Onun için mi orada burada bağırıp çağırıyorlar, yandım anam türküsünü söyleyip gürültü çıkarıyorlar! Eeee ne demiş atalarımız NE EKERSEN ONU BİÇERSİN! FIRTINA BİÇECEKSİNİZ!
    Cevapla
  • Mehmet Bodur 15 yıl önce Şikayet Et
    TİMUR: DARBECİ MEDYAYI DAHA ÖNCEDEN TANIMIYORDUK YANİ.... Kör gözümüze parmağım hesabı zaten darbeci medya ya da apoletli gazeteci olduklarını gözümüze sokuyorlardı zaten. Yasal ses kayıtları mahkemeyi ilgilendirir bizi değil. Mahkeme maddi delil arar biz değil. Biz gördük göreceğimizi, verdik kararımızı, vicdanlarda zaten mahkum ettik onları. O kadar bağırıyorlar bir şey olmuyor niye? Yalancı çoban hikayesini bilir misin? Hani sonunda bas bas bağırıyor da kimse tınmıyor....
    Cevapla
  • ali aydilek 15 yıl önce Şikayet Et
    Ordu,Yargı,Medya, Eğitim kurumları. bu kurumlar milletimizin gözbebekleri, millet bu kurumları yıpratmaz korur. Yıpratanlar içinde kire bulaşanlar, suça bulaşanlar, buradan aldığı gücü kullanarak milletin başına bela olanlar yıpratmıştır. Ordu,yargı,medya ve okul üzerindeki asli vazifeleri yapsa memleket cennettir. Asli görevinden uzaklaşan bozuk niyetliler İşinin dışındaki işlerle uğraşınca soğuk kar fırtınaları çıkarmaktadırlar. Bu kurumları da onlar yıpratıyor. Her kurum kendini temizlerse memleketimiz cennettir. Milletimiz asildir.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat