Lebreng-ü Lebsûz!

  • GİRİŞ10.01.2016 09:43
  • GÜNCELLEME10.01.2016 09:43

 

Orman köylüsü, devlet memuriyeti,

kooperatifçilik, tüketici, esnaflar gibi

'teferruatlı konular' farklı yasalarla

düzenlenip Anayasa'dan çıkartılmalı!

Maddelerin yazımında her sözcük

dikkatle seçilip 'duru, sade, temiz

bir Türkçe' kullanılmalı!

Maddeler 'net ifadelerle' kaleme

alınıp farklı anlamalara yol açılmamalı!

En önemli olarak da sistem değişikliği

Yeni Anayasada mutlak yer almalı,

'Yürütme görev ve sorumluluğu

Devlet Başkanına aittir' denmeli...

Ve şöyle devam edilmelidir;

...

'Devlet Başkanı' beş yıllık süre için

halkın seçimi ile göreve gelir...

Seçim iki turlu yapılır. Birincide salt

çoğunluğu temin eden olmazsa, ikinci

tura en çok oy alan iki aday katılır ve

daha yüksek oyu alan seçimi kazanmış

olur...

Üç dönem üst üste 'Devlet Başkanı'

olunabilir...

'Devlet Başkanı' kuracağı kabinede

milletvekillerine yer veremez...

Verirse, görevi kabul eden

milletvekili Meclis üyeliğinden istifa

etmiş sayılır...

Kabine 'güven oyu'na tabi değildir,

atama yapılınca görev başlamış olur...

...

İşte Yeni Anayasa'nın en önemli

bölümünü yazdık bile!

...

Gerçi "Arif'e tarif gerekmez"...

Meclisteki vekillerimiz bunu elbet

bizden iyi bilirler...

...

Bizim niyetimiz;

Hem elimiz 'Devlet Başkanı'

sözcüğünü yazmaya alışsın...

Hem de işe bir yerlerinden, bir an

önce başlansın anlamındadır! Biliriz ki;

'Başlamak, bitirmenin yarısıdır'…

...

Yeni bir Anayasa yapma çalışmasını

gözde büyütmenin de pek bir anlamı

yoktur! 'Dur bakalım, daha

komisyon kurulacak, uzlaşı

toplantıları yapılacak' açıklamaları

ile daha başta gönülsüz bir atmosfere,

belirsizlik algısına yol açılmamalıdır!

Mesele ve kararlılık bellidir, Amerika'yı

tekrar keşfe gerek bulunmamaktadır…

...

Örneğin;

İstanbul Milletvekili Profesör

Burhan Kuzu bir taslak hazırlasa...

Komisyon taslak üzerinde çalışsa...

Yeni Anayasa bilemedin 'üç aylık'

bir meseledir, yeter ki samimiyetle

istensin!

...

Ve gelsin 'Devlet Başkanlığı' seçimi!

...

Bugün 'pazar' olduğu için bu konuyu

da lâtife ile detaylandırayım, ama daha

öncesinde, AK Parti Genel Başkan

Yardımcısı Mehdi Eker'den aldığım

'iyi çay'ın tarifine bakalım;

...

Çay kadehte dîde-efrûz olmalı...

Lebrîz-i lebreng-ü lebsûz olmalı!

(Çay, cam bardakta, göz alıcı-parlak

görünümde olmalı...

Bardak ağzına kadar dolu, çay dudak

renginde ve dudak sıcaklığında olmalı!)

...

Bildiğiniz gibi, her şeyin en kaliteli

hâlinin bir tanımı-tarifi vardır!

Pilav dediğin tane tane dökülmeli...

Baklava ağızda çıtırdayarak erimeli...

Şerbet ise sofrada rayihalar saçmalıdır...

...

Yeni Anayasada 'Devlet Başkanlığı'

ve yönetim sistemi iyi tarif edilmeli…

'Devlet Başkanı' olarak -hadi isim

anmayalım(!) ama- bu işi hakkını en iyi

vererek yapabilecek kişi seçilmeli...

Toplum da tüm endişelerden kurtulup

ileriye kararlı adımlarla yürümelidir!

...

Çay'ın tarifine şu da eklenebilirdi;

'Ve mutlaka Leb-sâz olmalı...'

(Ağızda hafif buruk bir tat bırakmalı)

...

Yazının tamamı için tıklayınız

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat