Sözün Bittiği Yerdeyiz
- GİRİŞ31.08.2026 08:48
- GÜNCELLEME31.08.2026 08:48
Savunma sanayii uzmanı olmamakla beraber, zaman içerisinde yeni üretilen silah platformları ve silah sistemleri hakkında bilgi edinmeyi gerekli görürüm. Zira, savaş başladığı anda söz biter, silahlar konuşur. En belirğin sözler bile sıradan bir savaş aracının gerekliliği yanında anlamını kaybeder.
Savaş herşeyden önce bir tecrübe meselesidir. Tecrübe etmeyen bilmez. Tatmayan anlamaz. Yaşamayan anlamını kavrayamaz. Önceki yazılarda çok tekrarladığım bir hususu yine paylaşmak isterim. Savaşı başlatacağınıza siz karar verebilirsiniz, ama ne zaman sonlanacağını belirleyemezsiniz. Bir Arap atasözünde denildiği gibi “savaş yangın gibidir” onu siz sonlandıramazsınız.
Savaşın sonucunu belirleyen elbette çok sayıda etken vardır. Güçlü ve belirleyici bir savunma sanayii, savaşın finansmanı, ekonomik savaş alt yapısı, ittifak sisteminin ve tedarik ağının mukavemeti, ehil askeri, paramiliter, sivil ve diplomatik savaş kadroları, vb. Bunların arasında en belirleyici olanlarından biridir güçlü bir savunma sanayii. Özellikle günümüzde savunma sanayiindeki erişilen başarı artık savaş yapmadan da savaşların sonucunu gösterir niteliktedir.
Ancak, savunma sanayii bir anlık icatların, kısmi üretimlerin, kısa süreli başarıların eseri değildir, olmaz da. Savunma sanayii uzun süreli çalışmaların, bilgi ve mühendislik bileşenleriyle oluşmuş sanayii mekanizmasının devasa ve sürekli üretimleriyle kendisini ispat eden; dışa bağımlı olmayacak derecede yerli hammadde kaynaklarını ve ara ürünlerini kullanabilen; kendini sürekli geliştirecek bir mühendisler ve mucitler ve işçiler ordusuna sahip olan; savaşı ve sanayii sürüdürülebilir şekilde destekleyen bir finansman ağından yararlanan devasa ve sofistike bir komplekstir.
Bu yüzden savunma sanayii üretimlerini devamlılık ve rekabet kapasitesi açısından sürekli test etmek gerekmektedir. Bu nedenledir ki, 2. Dünya Savaşına İngiltere büyük stratejik kayıpları feda ederek geç sayılan bir tarihte girmiştir. Tuhaf İngiliz Başbakanı Neville Chamberlaine üzerinden çok eleştirilen bir savaş öncesi politika yürütmüştür. Zira, askeri ve sanayii istihbarat uzmanları Almanya’nın savaş gücüne erişmek için İngilterenin mümkün olduğunca uzun zaman kazanması gerektiğini Başbakana sunmuşlardır. Dolayısıyla savaş öncesi sürekli saldıran Nazi Ordusunun ataklarına karşı, komik ve yadırganan yatıştırıcı ve tavizkar İngiliz politikası görülmüştür. Özellikle en aşağı 1938’den itibaren Avrupa’da başlayan Nazi saldırıları yine 1935’te Uzakdoğu’da Japonya’nın saldırıları pasiflikle suçlanacak bir şekilde izlenmiştir. Ancak, bu süre içinde İngiliz ordusunu donatacak harp makinesine dönüştürecek savunma sanayii altyapısının oluşturulması ve mevcut sivil altyapının da dönüştürülmesi üzerinde durulabilmiştir. Bu iki konunun daha sonraki yıllarda Anglo Amerikan sistemde daha gelişmiş bir şekilde uygulandığını söyleyebiliriz. Mesela meşhur Cambridge Beşlisinin iki elemanı diplomatik bileşenler olarak Amerika’da savaş sırasında savunma sanayiine dönüştürülecek sivil sanayii kuruluşlarının koordinasyon mekanizması için çalışmışlardı.
Savaş öncesi herkesin doğru bir perspektif sahibi olduğunu düşünmek doğru değildir. Mesela Alman Genelkurmayına “Savaş çıkması durumunda Almanya’nın harp için hammadde kaynaklarının en fazla altı (6) ay dayanabileceğini” öngören lojistik uzmanı korgeneral Thomas George’un raporu sümenaltı edilmiştir. Benzeri bir tezi “Japon Amerikan savaşı çıkması halinde, ilk başlarda Japonya’nın büyük zaferler kazanacağını, ancak savaşına devam etmesi halinde Amerikan savaş kaynaklarına karşı savaşın mümkün olmadığını, dolayısıyla Japonya’nın yenileceğini” söyleyen Japon amirali de dikkate alınmamıştır. Her iki güç de “Yıldırım Savaşı” ile rakiplerinin iradelerinin kırılıp elverişli antlaşmalar yapacaklarına inanmışlardır. Bu o kadar bariz bir hatadır ki, Japonya bırakalım Amerika'nın iradesini kırabilmeyi, o dönemin güçsüz ülkesi Çin’e bile boyun eğdiremiştir.
Zira savaş süslü sözlerin, yerleşmiş inançların, eskimiş kahramanlıkların, kötü politikaların eseri değildir. 1. Dünya Savaşı öncesi büyük bir hamasetle Sırbıstan’a saldıran Avusturya Macaristan İmparatorluğu bu genç devlet karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Keza 1. Balkan Savaşında Genç Bulgar ordusu karşısında ordumuz yüz kızartıcı bir yenilgi yaşamıştır. En basitinden Bulgar ordusunun gece eğitimi vardır; ancak bizim ordumuz henüz gece eğitimini sistematik askeri eğitimin parçası yapılmış değildir. Savaş öncesi lider kadroların bir kısmında rasyonel düşünceler ve yaklaşımlar görülse de bazı kadrolarda tuhaf inançlar ve ideolojik yaklaşımlar tespit edilebilir. Mesela Amerika'nın Savaşa girmesi durumunu tartışan Nazi generalleri “İçinde altı (6) milyon yahudi bulunan bir devlet nasıl savaş yapabilir!” diyerek irrasyonel bir tutum içine girmişlerdir. Benzeri bir durumu bugün Amerikan yönetimi yaşamaktadır. İran’a karşı daha etkili olabileceklerini düşünen askeri uzmanları yanıldıklarını anlamışlardır. Ancak, Amerka'nın mevcut gücü ve askeri anlamda en azından saldırı gücü itibariyle rakipsizliği bu hatayı telafi etme imkanı tanımıştır. Savaş tıpkı fiziksel ve biyolojik yasalar gibi yasalara tabidir. Bu yasalara uyulmadığında savaşta yenilgi mukadderdir. Bu yüzdendir ki, savaş yasalarına ilk önce büyük güçler uyarlar, uymak kabiliyetine sahiptirler. Özellikle büyük savaş tecrübesi yaşayanlar devlet ve asker hafızasında savaşın bütün bileşenlerine ait tecrübelerini, verilerini saklarlar. Bu ayakta kalmak için çok kıymetli bir bilgidir. Ta ki devlet hizmetinde liyakat esas alınmaz; büyük kararlarda aklın ve tecrübenin gereklilikleri göz ardı edilir; yerleşmiş inançlar, eskimiş kahramanlıklar ve kötü politikalar benimsenir; bunların da üstü süslü sözler ile soslanır, o zaman savaşın ya da savaşların kaybedilmesi kaçınılmaz olur.
SİLAHLARIN KONUŞTUĞU YERDEYİZ
Bu başlık altında dikkatimi çeken bazı savunma sanayii ürünlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bunu yaparken de mümkün olduğunca duygularım, inançlarım, beklentilerim değil de aklımı ön planda tutmaya çalışacağım. Burada paylaştığım hususlar öncelikle başka çalışan gayretli insanların çalışmalarıdır. (Özellikle genç ve ve bu alanda akademik ve saha çalışmalarına vakıf olan gençlerin çalışmaları şâyanı takdirdir. İlgili okurlarımız için defenceturk.net, shiftdelete.net, savunmasanayist.com, m5dergi.com, donanımhaber.com, vb siteleri de takip edebilirler) Ayrıca bu liste tam liste değildir. Seçimli ve perspektif vermeye matuf bir listedir. Meraklısı ve asıl ilgilisi tam listelere erişmeye çalışmalıdır. Yabancı dillerde hayli benzer site görmek mümkündür. Vakıa bu sayılanlar dışında her ülkenin gizli tuttuğu bazı silah sistemleri olabilir. Bunun da iyi araştırılması ve tespit edilmesi gerekir. Savaş devletler ve ordular için bir tecrübe olduğu kadar silah platformları ve sistemleri için de deneme sahaları ve tanıtım fuarları gibidir. Her savaş sonrasında özellikle büyük silah sistemleri üreticileri bilgilerini tazeler, eksikliklerini görür ve ürünlerini yeni şartlara adapte etmeye çalışırlar. Mesela Amerika UH (Utility Helicopter) genel maksat helikopter serisi Vietnam Savaşı öncesinde ama asıl savaş esnasında geliştirilmiştir. Bu sınıfın Ar-ge’sinde 100 bini aşkın kullanıcının katkısı olduğu söylenir. Askeri manevralar ve harp oyunları askeri malzeme ve silah sistemlerinin test edildiği gösteriler ve platformlar olmakla birlikte asıl sistemlerin gerçek sınanması savaş sırasında olmaktadır. İran savaşı sırasında akla gelmeyen başka vektörler ve şartların da ortaya çıkması muhtemeldir. Özellikle kesin belirleyici bir galibiyet ve nihai işgal düşünülüyorsa daha çok sayıda vektörün düşünülmesi, tasarlanması ve hatta hayal edilmesi gerekir. Zira insan aklı bir çok yere kadar tabiata yön vermeye ve hakim olmaya muktedirdir; ancak, her tabii olay kendi özel şartlarında gerçekleşmektedir.
İşte bugün içinde bulunduğumuz küresel şartlar “sözün bittiği ve silahların konuştuğu” yerdir. Dünyanın farklı bölgelerinde cereyan eden savaşlar sözleri basit propagandaya dönüştürmüş ama savunma sanayii ürünleri için emsalsiz geri dönüşler sağlamaktadır.
STRATEJİK CAYDIRICI SİLAHLAR
Çin’in ABD ve Rusya karşısındaki en büyük eksikliklerinden birinin uzun menzilli stratejik caydırıcı etkisi olan silah platformları ve silah sistemleri olduğu bilinmektedir. Bu kapsamda, stratejik bombardıman uçakları eksikliğinin halen yeri doldurulmuş değildir. Ancak, bu alanda kendini tamamlamaya başladığı görülmektedir. Örnek olarak Stratejik bombardıman uçağı H-6N’yi nükleer görev kabiliyetiyle ilk defa kamuoyu ile paylaşmasıdır. Çin medyasının yayınladığı görüntülerde H- 6N bombardıman uçağının büyük bür balistik füze taşıdığı görülmektedir. Uçağın taşıdığı füzelerin havadan fırlatılan füzeler (JL-1) olduğu değerlendirilmektedir. Bu füzelerin nükleer başlık taşıma kapasiteleri bulunmaktadır. Bu uçak grubunun aynı sınıftaki diğerlerinden farkının büyük mühimmatların taşınabilmesi için değiştirilmiş gövde yapısı ve stratejik görevlere için havada yakıt ikmal probuna sahip olmasıdır. Uçağın önemli eksikliği (yüksek hızlı ve uzun menzilli olmasına rağmen) stealth (Gizli) özelliklere sahip olmamasıdır. Bu yüzden 2 adet J- 20 savaş uçağı tarafından refakat edilmektedir. Bu durum, Çin'in havada farklı hava platformları ve sensörler tarafından desteklenen bir ağ yapısını işletebildiğini göstermektedir. Çin bu nükleer platform ve hava ağıyla stratejik nükleer gücünü etkili bir üçlü platform ve sistem ile tamamladığını görmektedir: kara konuşlu kıtalararası (nükleer başlık taşıyan) balistik füzeler ve denizaltından fırlatılan balistik füzeler ve hava konuşlu balistik füzeler).
Ancak yine de bu gelişme Çin için yeterli değildir. Nitekim Çin “İlk saldıran biz olmayacağız. Ancak bize saldırı yapılırsa, saldırı yapan güce misliyle müdahale edecek güce sahibiz” diyerek stratejik saldırı değil stratejik savunmada yetkin hale geldiklerini ifade etmektedir. Nitekim İran Savaşı olağanüstü bir savunma savaşıdır, Amerikan gücünün en güçlü olduğunu düşündüğü noktada zaaflarını gösterir ilk savaştır. Ancak, henüz bir stratejik saldırı için Çin’in yeterli olmadığını gösterir bir örnektir.
Stratejik saldırı silahları konusunda ABD ve Rusya halen ciddi bir silah sistemleri ve mühimmatı envanterine sahip bir güç olarak dikkati çekmektedir. Ancak, Ukrayna Ve İran Savaşlarında stratejik silah platformlarının bazı zaafları ortaya çıkmıştır. Mesela bu
platformların yerde beklerken ve havada uçar durumda iken korunma sorunu ortaya çıkmıştır. Ukrayna’nın (İngiltere ve bazı Avrupalı güçlerin de teknik ve finansman desteğiyle) Rusya’nın stratejik bombardıman ve erken uyarı ve yönlendirici radar uçaklarını havaalanlarında basit dronlar ile vurması ve Rusya'nın stratejik bombardıman filosunun ⅓’ünü kaybetmesi yeni savaş modülünü hatırlatmıştır. İran Savaşı ise stratejik silah platformlarının başka bir kategorisi için alarm zilleri çaldırmıştır. Bunlar Amerikan hegemonyasının sembol savaş araçları olan uçak gemileridir. Bu savaş platformların korunması meselesi İran Savaşında risk düzeyi yüksek konuların başında gelmektedir. Buna rağmen Amerika'da bu yıl içinde iki yeni uçak gemisinin muharebe ve silah sistemleri testlerine başlanmıştır.
Bu da göstermektedir ki, henüz Amerika bu stratejik devasa platformlardan vazgeçmemiştir. Bu platformların küresel savaşta etkin olacağını hesaplamıştır. Bu devasa savaş platformlarının 2. Dünya Savaşındaki Alman Bismarck Savaş gemisinin etkisi ve kaderinden farklı olacağını düşünmektedir. Bilindiği üzere Bismarck savaş gemisi yüksek miktarda çelik kullanılarak yapılmış, hakkında büyük ümitler beslenmiş, ancak ilk görevinde İngiliz donanması tarafından kısa süre içinde batırılmıştır. Özellikle nükleer başlık taşıyan kıtalar arası balistik füzeler, stratejik bombardıman uçakları (Ki bunlar sadece Amerika'nın elindeydi, şimdi Çin de belirli menzile ve kabiliyete sahip stratejik bombardıman uçaklarına sahip olmaya başlamıştır yukarıdaki örnekte belirttiğimiz üzere, ancak bu alanda Amerika ile rekabet edecek durumda değildir.) ve yeni zamanlarda balistik füzelerin savunma amaçlı olanları büyük güç olmanın vazgeçilmez silah sistemleridir.
Hatırlanacağı üzere 1980’lerden sonra hızla ekonomisi ve finansal dengeleri kötüleşen SSCB Amerika ile bu devasa silah sistemleri sayesinde anlaşmaya oturabilmiş, en azından kendi alanını koruyabilmiştir.
Bu silah sistemleri sınıfının etkisinin farkında olan ve bazı ittifak sistemleri gereği büyük güçlerin onayını alan ülkelerin de uzun menzilli füze ve anti balistik füze üretimlerini yaptıkları ve test artışlarını tamamladıkları küresel medyada yeralmıştır. Mesela İngiltere kendi üretimi uzun menzilli füze ve saldırısının mühimmatını testlerini geçtiğimiz Haziran -2026’da tamamlamıştır. Bu test, geleneksel tedarik süreçlerinin dışında geliştirilen bu sistemin, savunma sanayisindeki ana yüklenicilere kıyasla çok daha düşük maliyet ve daha kısa sürede operasyonel hale getirilebildiğini ortaya koymuştur.
İngiltere dışında Japonya da kendi yerli üretimi füze savunma sistemlerini Çin’e karşı kuzeyden güneye bir hat üzerindeki adalarına konuşlandırmıştır. Ayrıca Kara Öz Savunma Kuvvetlerine ait iki üsse konuşlandırılan yerli üretim stand-of füzeler (type- 12) 1000 km menzile ve hipersonik hiza sahiptirler. Japonya bu adımıyla savunma doktrininden saldırı doktrinine geçtiğini de ilan etmiş bulunmaktadır. Aynı bağlamda, ada savunması için geliştirilen hipersonik süzülme aracı (HGV) sisteminin de Shizuoka’daki Fuji Üsssüne konuşlandırıldığı bildirilmiştir. Japonya’nın geliştirdiği hipersonik süzülme aracı klasik balistik füze yapısından farklı olarak atmosfer içinde yüksek hızda manevra yapabilen bir sistem olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca bu sistemin en kritik özelliği öngörülemezlik uçuş rotası sayesinde mevcut hava ve füze savunma sistemlerini aşabilen bir potansiyele sahip olmasıdır. Kısa bir süre içinde Japonya’nın 2. Dünya Savaşı öncesinden itibaren savaş sonuna kadar savunma sanayii ve savaş stratejilerinde etkin olan Zai-Batsu ağını tekrar kuracağını söylemek abartı olmayacaktır.
Bu arada, hızla savaş atmosferine giren Avrupa’nın da bu yarışa girdiğini görmekteyiz. Mesela Defence Industry Europe’un haberine göre Aralık 2023’te kurulan Alman -İngiliz ortaklığındaki Hypersonica şirketi (özel şirket) ilk hipersonik füzenin test uçuşunu başarıyla tamamlamıştır. Şirket tarafından geliştirilen prototip testte Mach 6’nın üzerine çıkmıştır. Füze tırmanış ve iniş boyunca sistemlerin normal bir şekilde çalıştığı uçuşta 300 km’den fazla yol katetmiştir. Şirket Test için tasarım , entegrasyon, yasal izinler ve fırlatma hazırlıkları dahil tüm süreci yalnızca 9 ay içinde tamamlamıştır. Rusyanın 5.500 km’ye kadar menzili olan Oreshnik hipersonik füze sistemini devreye almasının ardından Avrupalı güçlerin de bir savunma ve saldırısının füze sistemi üretmeye odaklandıkları görülmektedir. Hypersonika şirketinin yetkilileri Avrupa hükümetlerine gelişmiş taarruz sistemlerini daha hızlı ve daha düşük maliyetle devreye alma imkanı sunmayı hedeflediklerini ifade etmişlerdir.
İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI ÜRETİMİ
Özellikle İran Savaşında İHA'ların performansı gelişmiş ülkelerin yaklaşımlarını ve üretim politikalarını da etkilemiştir. Mesela İran’ın jet motorlu Şahed tipi saldırı İHA’larını önlemek için Ukrayna’da geliştirilen Litavr+ İHA’ları fabrika testlerini tamamlayarak muharebe testlerine geçmiştir. 400 km/sn üzerinde hıza sahip bu İHA’ların operasyonel kullanıma doğru ilerlediği görülmektedir. Bu İHA yüksek hızı yanında bazı üstünlüklere sahiptir. Kendine özel yazılımı ile GPS’siz navigasyon sistemine hedefin son anda takip edilmesini sağlayan yönlendirme sistemine sahip olması dikkat çekicidir. Bu konuda şu hususları vurgulamakta yarara vardır. Öncelikle Ukrayna eski SSCB döneminden beri füze yapımında ve aviyasyon sistemlerinde uzmanlaşmış bir ülkedir. Diğer yandan, Ukrayna savaşına yüksek düzeyde dahil olan İngiltere'nin bizatihi yurt içinde ürettiği İHA ve Dronları savaş sahasında da üretmeye başladığı anlaşılabilir. Ancak, bu olay bize şunu göstermektedir ki, söylem düzeyinde ego yarışı olsa da savunma sanayiinde ego savaşı değil, bilgi edinimi ve rakibin silahlarının taklidi dahil birçok farklı yaklaşım söz konusudur.
İran ve Ukrayna Savaşlarında İHA ve basit füze sistemlerinin etkisini gören güçlerin bu alana yoğunlaştıkları görülmektedir. Mesela savaş yapan ve zor bir durumda olan Ukrayna Küçük İHA’ların yapımında uzmanlık kazanmış görünmektedir. Fransız Renault Şirketi İHA ve Dron tasarımı, üretimi için çalışmalara başlamıştır. Büyük Fransız Savunma şirketlerinin zaten hava savunma silah sistemlerinden füze saldırısının sistemlerine ve çoklu İHAları ve dolanan mühimmatı fırlatma kabiliyeti olan yeni füze sistemlerine kadar geniş yelpazede üretim yaptığı bilinmektedir. Ancak ilginç olan sivil üretim bantlarının savunma sistemleri üretim bantlarına sistematik olarak dönüştürülmesidir. Bu durum artık sokaktaki sıradan vatandaşın bile gözleyebildiği bir sürece dönüşmüştür. Mesela Almanya’da sivil makina parçaları üreten bazı küçük taşeron fabrikaların bile hızla savunma amaçlı üretim yapan fabrikalara entegre edildiği sokaktaki vatandaş tarafından bile gözlemlenmektedir.
Özellikle savaşların yakın coğrafyalarında bulunan devletlerin daha hızlı reaksiyon gösterdikleri ve daha ilgiyle savaş alanlarındaki ürünleri gözlemledikleri görülmektedir. Mesela Polonya İran menşeli Şahed (Shahed)- 135 gibi sistemlere benzer bir konseptte, düşük maliyetli ve tek yönlü taarruz kabiliyeti sunmak üzere yeni tasarladığı uzun menzilli dolanan mühimmatı Plargonia’yı tanıtmıştır. Üretimine hızla geçilmesi planlanan bu sistemlerin hem hava hedefi varyantını hem de muharebe varyantını hizmete sunmayı hedeflemektedirler. İHA’lar demişken bu sınıfın daha büyük ölçekli insansız uçaklarına ve hava platformlarına da değinmek gerekir. Mesela Amerikan şirketi Hermeus bir F-16 boyutunda süpersonik İHA prototipini test etmiş, yüksek hız testleri öncesi aerodinamik sistemlerini başarıyla doğrulamıştır. Rusya’nın bu tarz sistemlerden ziyade hipersonik füzeler gibi tek yönlü taaruz sistemleri geliştirmeye odaklandığını görmekteyiz. Bu projenin bir benzerini Almanya gerçekleştirmektedir.
Ayrıca, tıpkı stratejik hava araçları gibi günümüzde F-47 6. Nesil Uçak Projesi gelişmiş sensörler, küresel ağlar ve yapay zekaya sahip insansız hava araçlarıyla birlikte çalışacak ve bilgiyi anlık paylaşan bir filonun lideri olacak tarzda tasarlanmaktadır. Savaş esnasında savunma sanayii üretiminin hız ve maliyet düşüklüğü önemlidir. Zira savaş sırasında acil ihtiyaçlar hızla karşılanmalı ama maliyetler de karşılanabilir olmalıdır. Ayrıca savaş esnasında kullanılan araçların gelişmişliği kadar amaca uygunluğu da önemlidir. Tıpkı Arden ormanlarında ilerlerken Amerikan zırhlı birliklerinin yavaş ve risklere daha çok maruz kalarak ilerlemesi karşısında bir düşük rütbeli subayın büyük Amerikan tankının önüne büyük bıçaklar koymayı aklı etmesi gibi. Bu sayede ormanda geniş bir yol açılarak hem askeri araçların geçişi hızlandırılmış hem de orman içindeki Alman ordusunun pusu kurma imkanları azaltılmıştır. En son İran Savaşında İran'ın maliyeti düşük İHAlar ile yaptığı hava saldırılarına karşı BAE’de (Birleşik Arap Emirlikleri) Florida merkezli bir savunma şirketi olan Powerus tarafından işletilen bir tesiste düşük maliyetli füze önleyicileri üretilmektedir. Vardiyalı çalışan ekipler 3D Yazıcılarla üretilen parçaların montajını yaparak, saatte yaklaşık 200 mil hıza ulaşabilen insansız hava araçlarını imha edebilen sistemler oluşturmaya başlamışlardır. Ortadoğu’da savaş sahasında ilk üretim yapan şirket olma özelliği taşıyan Powerus etkinliği ve maliyetiyle dikkat çekmektedir. Şirket tehdit altındaki ülkenin üretim altyapısını kullanmakta, yerel üreticilerle ortaklıklar kurmaktadır. Şirket Amerika'da fabrika kurup silahları yurtdışına göndermek yerine, yereldeki mevcut tesislerde gerekli eğitim, parçaları ve yazılım desteğini sağlayarak üretimi hızlandırmaktadır. Günde 30 füze önleyicinin üretildiği tesiste bu sayının 100’e çıkarılması hedeflenmektedir. (Hüriyet Gazetesi; 25 Ağustos 2026 tarihli haberi).
ASKERİ İSTİHBARAT VE ELEKTRONİK HARP ARAÇLARI
Japonya yeni nesil elektronik harp uçağı EC-2’nin ilk test uçuşlarını gerçekleştirmiştir. Kawasaki tarafından geliştirilen bu uçak ve donanımına entegre edilen sistemler ile hem Japon hava, kara, deniz ve uzay kuvvetlerinin arasındaki koordinasyonu ve veri iletişimini güvenle sağlamak hem de düşman elektronik harp sistemlerini güvenli mesafeden karıştırmak, bozmak ve yanıltmak hedeflenmektedir. Daha öncesinde bir nakliye uçağına monte edilen elektronik harp sistemleri (Muhtemelen savunma ürünleri üretimine kısıtlamalardan dolayı) şimdi performansı yüksek ve bu amaca göre üretilmiş bir uçağa monte edilerek yüksek performans elde edilmiştir. Savaş ortamında düşman unsurlarının harp platformları ve silah sistemlerinin yanıltılması, iletişimlerinin ele geçirilmesi (interception), hatta elektronik harbin bir taarruz unsuru olarak kullanılması olasıdır. Hatırlayalım ki, Rusya'nın Kızılordu orkestrasını taşıyan uçağın Karadeniz’de düştüğü bölge yakınında bir Fransız Elektronik Harp Gemisinin bulunduğu haberlere de yansımıştı. Bizim de geçmişte yaşadığımız acı bir olayı tekrar hatırlatmak isterim. TCG- Muavenet (DM- 357) muhribimiz Amerikan USS Saratoga uçak gemisinden ayrılan iki adet Sea Sparrow füzesi ile vurulmadan önce (1992) bütün haberleşme sistemleri karıştırılmış, gemi personelinin ifadelerine göre adeta kör ve sağır bir savaş gemisine dönüştürülmüştür.
İstihbarat ve Elektronik Harp Araçları demişken şifreli askeri haberleşme sistemlerine de değinmekte yarar vardır. 2. Dünya Savaşında hem Almanya hem de Japonya’nın şifreli bir haberleşme sistemlerinin şifreleri müttefikler tarafından kırılmış ve savaşın seyrinde aleyhlerine bir rol oynamıştır. Enigma'nın kırılmasıyla Alman denizaltı filosunun bütün haberleşmeleri dinlenmiş, Atlantik’ten geçen lojistik gemileri korunduğu gibi Alman denizaltıları kolayca avlanmıştır. Ayrıca diğer Ordu unsurlarının iletişimleri de dinlenerek Almanya'nın önünde bir savaş stratejisi oynanmıştır. Çözülen Japon haberleşme sisteminin en acı ve ağır meyvesi hiç kuşkusuz Midway Savaşı ve mağlubiyetidir. Japonya dört adet uçak gemisini kaybetmiştir.
İngiltere’de bir İDA’nın (İnsansız deniz aracı) içindeki yazılım programı üzerinden Çinli bir şirkete veri aktarıldığının tespit edilmesi dikkate alınması gereken bir olaydır. Keza işletim sistemi ele geçirilen veya şifreleri kırılan İHA’ların yönlendirilmesi olayları da ciddiyet arz eden olaylardır. Bu yüzden günümüzde tasarlanan navigasyon sistemlerinin bağımsız olmasına önem verilmektedir. En son yapay zeka ve yüksek teknoloji topluluklarının hedefi küresel GPS ağına bağlı olmayan özerk sistemler gerçekleştirmektir. Bugünün dünyasında iletişim güvenliği geçmişten daha fazla önem arz etmektedir. Bu nedenle, özellikle geçmişten bu yana bu konuya kabiliyetli ülkeler gelişmiş sistemler üretmektedirler.
Ancak, riskin nereden geleceği de belirsizdir. Mesela bütün teknolojik gelişmeler karşın insan unsuru merkezi önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Fransız Nükleer Saldırı Denizaltı Filosunun gizli kalması gereken yeri ve koordinatları, fitness programı kullanan gemi personelinin dikkatsizlikleri sonucu ifşa olmuştur. Çin kurumlarını anlatan Nurettin Akçay Hocanın altını çizdiği bir noktayı da dikkatlerinize sunmak isterim. Çin’de dört ana ayrı kurum olarak hizmet veren istihbarat ağı ve her Çinliyi doğal olarak istihbaratla çalışmaya mecbur eden katı kanunlara rağmen Batılı ülke servisleri Çin’den ve dışarıdaki Çinli nüfustan eleman devşirebilmektedirler. Bu insan unsurunun belirli bir kalıba giremeyeceğinin açık bir örneğidir. Humint tehditler konusunda hiçbir yapı ve devlet mutlak güvenliğe sahip değildir. En son Brüksel’de NATO karargahında Çin adına casusluk yapan görevliler tespit edilmiştir.
MASİF ÜRETİM ZORUNLULUĞU (YÜKSEK MONTANLI ÜRETİM)
Son olarak yüksek montanlı üretim zorunluluğuna da değinelim. Savaş büyük kaynaklar tükettiği gibi inanılmaz sayıda savaş araçları da tüketmektedir. Savaşı kazanmanın yolu kaybedilen harp platformları ve silah sistemlerinin yerine yenilerini koyabilecek bir üretim bandına ve finansman sistemine sahip olmaktan geçmektedir. Dolayısıyla özellikle bir küresel savaş ortamında sonradan bir seferberlik hazırlık durumu yeterli olmayacaktır. Her platform ve silah sisteminden binler hatta milyonlarca üretebilmek sayesinde savaşın kazanılacağı unutulmamalıdır.2. Dünya Savaşında sadece Amerika 375.000 uçak üretmiştir. Almanya gelişmiş ve mühendislik harikası uçak modelleri geliştirmesine rağmen yeterli masif miktarda üretim gerçekleştirememiştir. Üretim bandı, ustalığı yenmiştir. Günümüzde artık orta halli güçlerin bile üretim bantlarına sahip olduklarını biliyoruz. Ama ölçek meselesi her zaman için etkisini hissettirecek bir meseledir. Bu açıdan baktığımızda Çin en yüksek üretim miktarına ulaşabilen bir üretim altyapısına sahip güç olarak görünmektedir. Bunu dengelemek için Amerika'nın bazı savunma sanayii ürünlerini müttefik güçlere dağıttığını görmekteyiz. Mesela uçak gemilerini kendisi inşa etmektedir, ancak savaş gemileri üretiminin bir kısmı Güney Kore’ye verilmektedir. Keza füze üretiminde de Japonya’ya görevler düşeceği anlaşılmaktadır.
Savaş bütün modern teknolojilerin gelişimine rağmen hala büyük bir beşeri kaynak gerektirir. Özellikle de bir hedefe kilitlenmiş, en azından farklı toplumsal katmanları arasında sorunları olmayan bir beşeri kaynak olmazsa olmazdır. İran Savaşını düşünürsek, eğer İran toplumu düşmana karşı bir arada olmayı başaramayan bir toplum olsaydı, Amerikan ve İsrail saldırıları karşısında çözülme noktasına gelebilirdi. Toplumun bir arada olmasını sadece rejimin zora dayalı politikalarına bağlamak mümkün değildir. Ülke içindeki devşirilmiş elemanlar nokta istihbarat operasyonları için yararlı olmuştur. Ama toplumsal katmanların ayrıştırılması operasyonlarına toplum “dur” demesini bilmiştir. Aslında bu toplumunun bir kısmını rejim düşmanı, dış güçlerin oyuncağı, vs olarak gören rejimin üzerinde düşünmesi gereken bir konudur.
Sözün bittiği ve savaşın başladığı yerde bazı noktalara değindik. Dilerim mukayese ve çağrışım ve müzakere yoluyla okuyan dostlarımız başka hususları da bu yazıya ilave ederler. Nihai kertede şunu diyebiliriz ki, savaş bütün sözleri, yerleşik inançları, alışılmış sosyal ilişkileri, haddinden fazla abartılmış politik ve ideolojik retoriği sıfırlayan bir mutlak zorlayıcı olgudur. Bu açıdan, maddi ve somut olguları dikkate alarak ciddiyetle analiz etmek ve hazırlanmak gerektir.
Unutmayalım ki dünyayı büyük ölçüde şekillendiren güçtür. Ancak, gücü yaratan sadece güç değildir, hatta büyük ölçüde güçten farklı bileşenlerdir. Gücü doğuran aklıdır, rasyonalitedir, bilgeliktir, hakkaniyettir, adalettir, bilimdir, hür düşüncedir, bizatihi kendi gücünü kontrol edebilmektir.
Yorumlar2