Eğitimde yol haritası
- GİRİŞ01.03.2017 09:53
- GÜNCELLEME02.03.2017 07:16
Taslak müfredat programını değerlendirirken, Bakanlığın isminin başında “Milli” kavramına uygun hareket edilmesi ve programa da bir medeniyet perspektifinden bakılarak, eğitim-öğretim programlarının nitelikli, verimli ve gelecek vadeden öneme sahip olduğunun bilincinde olunması gereklidir. Eğitim programları kolaylaştırıcı, bütüncül, kapsayıcı, sürdürülebilir, yenilebilir ve şeffaf olmalıdır.
Türkiye Cumhuriyetinin bütün kurum ve kuruluşlarına stratejik hedef olarak koyduğu vizyon 2023 projesi, yani Cumhuriyetin Kuruluşunun 100. Yılında, bilim ve teknolojiye hakim, teknolojiyi, bilgiyi iyi kullanan ve yöneten yeni teknolojiler üretebilen ve bunu ekonomik ve toplumsal “faydaya” dönüştüren bireylerin yetişmesi önemlidir. Bu vizyonu yakalamak ancak örgün, mesleki ve teknik eğitimin güçlü olmasıyla mümkündür.
Mesleki eğitimde, eğitim programı sektörün ihtiyaç ve talepleriyle örtüşmelidir. Eğitim, okul-sanayi işbirliğinde yürütülmelidir. Karar süreçlerine sektör dahil edilmelidir. Bu takdirde katma değeri yüksek nitelikli elemanın yetiştirilmesi, kaliteli ürünün elde edilmesi için mesleki ve teknik eğitim şarttır. Bu “markalaşma” pazar payındaki artışı beraberinde getirir. Örgün ve mesleki eğitimde başarıya etki eden diğer bir husus disiplin ve aidiyet duygusudur.
Eğitim her yönüyle ölçülebilir olmalıdır. Açık-Şeffaf, katılımcı, çoğulcu hesap verilebilir bir stratejik plan ve hedeflere uygun etkin bir izleme ve değerlendirme sistemiyle başarıya ulaşılacağından kimsenin şüphesi olmasın. Burada yönetici-İdareci, öğretmenlerin ve paydaşların üzerine önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Paydaşlardan maksat; aile (anne-baba), yerel yöneticiler (vali, belediye başkanı, kaymakam, ilçe belediye başkanı, il ve ilçe milli eğitim müdürü), sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve sanayidir. Bu toplumsal bir “Milli Seferberliğin” ifadesidir. Başarı için herkes taşın altına elini koymalıdır. İster örgün isterse Mesleki-Teknik eğitimde ilgili şahıs, kurum ve kuruluşlar sürece dahil edilmelidir.
Bir müfredat programı ne kadar iyi olursa olsun, sağlıklı öğrenme ortamı yoksa başarı yeterince sağlanamaz. Eğitim- Öğretim hayatımızda “Huzur iklimini” bozan birçok engel vardır. Kısaca bunlar;
-Tecrübeli idarecilerin olmayışı ya da yetersizliği,
- Öğretmen ve öğrencilerin olumsuz davranışları,
- Sosyal, kültürel ve ahlaki değerlerin yozlaşması,
- Olumsuz çevre etkileri,
- Anne- Baba olmak üzere paydaşların okula olan ilgisizliği,
-Ahlaki zafiyetler, kitle iletişim araçları,
- Okulun fiziki ortamı, araç-gereç ve ekipman yokluğu yahut yetersizliği olarak ifade edebiliriz.
Derslerin Analitik ve katılımcı işlenmesi dersi daha anlaşılır hale getirir. Zira eğitimde ne anlattığınızdan ziyade ne anlaşıldığı önemlidir. Öğrencilere “eleştirel pozitif düşüncenin kazandırılması”, pozitif ve özgür yaklaşım, öğrencinin özgüvenini ve motivasyonunu yükseltir. “Münazara” mantığının verilmesi, temsil kabiliyetin arttırılmasını sağlar. Bilgi edinme için okumayı ve araştırmayı vazife edinir. Ahlaki erdemden, sevgi ve saygıdan yoksun bir “özgürlük” anlayışı ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir düşünce dünyasını oluşturur ki bu durum öğrencilerin kardeşlik, birlik ve bütünlüğü yerine düşmanlığını körükler.
Öğrenciye, kendisine sunulan bilgiyi ezberlemesi yerine kendi yorumlarıyla çıkarımlar yapabilme kabiliyetinin kazandırılmasının hedeflenmesi gerekmektedir. Dinimizin temel emirlerini ve ahlaki değerlerin verilmesi, kavranılması ve sahiplenmesi üzerinde özenle durulması elzemdir. Eğitim sürecinde, İnsanın yaratılışı, yaradılış gayesi, kendisine, ailesine, yaşadığı çevreye, ülkesine ve dünyaya karşı sorumluluk bilinci oluşturulmalıdır. Rabbimiz Zümer suresinde diyor ki; “Onlar ki sözü dinlerler, onun en güzeline tabi olurlar.” Dolayısıyla farklı bilgileri öğrenerek en güzeline sahip olmak, bunun uğraşını vermek, mukayese yeteneği kazanmak eğitimin önemli unsurudur.
Milli ve manevi değerlerimizle birlikte evrensel değerlerin verilmesi, sınıf seviyesine göre ailenin, arkadaşlığın, çalışkanlığın, dürüst ve adaletli olmanın, birbirimize karşı saygı, sevgi ve sorumluluk bilincini, vatan ve millet sevgisini yardımseverliği ve yaşadığımız çevreye duyarlı olmamız gerektiği önemle vurgulanmalı ve tarihi şahsiyetlerimizi hizmetleri baz alınarak üzerinde durulmalıdır. Evrensel değerler olarak peşinden koştuğumuz değer ve normlar bizim medeniyetimizin ta kendisidir. Çocuklarımıza Magna Carta’dan, evrensel hukuktan söz ederken Peygamberimizin Veda Hutbesinden söz etmemek medeniyetimize ve kendimize yazık etmek demektir. Dünyada insan faydasına olan her şeyin temelinde ilahi bir buyruk mutlaka vardır.
Yaşanabilir bir dünya ve gelecek inşası için bilgi, irfan, edep, adalet, eşitlik ve özgürlük reçetemizdir.
Vesselam.
Yorumlar7
-
Celal ERDEM
9 yıl önce
Şikayet Et
Kariyer öğretiminin yanı sıra davranış eğitimine de gerekli önem verilmelidir. Müfredatta sınıf seviyelerine göre davranış eğitimiyle ilgili temalara mutlaka yer verilmelidir.Erdemli nesiller yetiştirmenin yolu davranış eğitiminden geçer diye düşünüyorum.
Beğen
Cevapla
-
FERİT YÜCETÜRK
9 yıl önce
Şikayet Et
Değişim ve gelişimin yegane ögesi olan eğitime ilişkin tespitlerinizi büyük bir titizlikle takip etmekteyim. MİLLİ eğitime dediğiniz gibi medeniyet perspektifinden bakılmalı. Çalıştay, seminer vb. toplantılarla sorunlarımız ve çözüm önerilerimiz belki biraz daha kalın harflerle not edilmeli.
Beğen
Cevapla
-
Mustafa GÜLER
9 yıl önce
Şikayet Et
Hocamı tebrik edyorum. Artık eğitime eğitilmiş insanların yani yetkinlik sahibi insanların bakış açısı lazım.Hem Özümüze uygun hemde eğitimde başarı için gerekli tüm kriterleri ozetlemiş. Kalemine yüreğine sağlık.
Beğen
Cevapla
-
Selahattin Melek
9 yıl önce
Şikayet Et
Selamünaleyküm hocam Çok güzel şeylere değin mişsiniz Sizleri tebrik ediyorum sizin gibi güzel insanların katkılarıyla eğitim İnşallah hak ettiği yeri bulacaktır Emeğinize sağlık tebrik ediyorum Selahattin Melek
Beğen
Cevapla
-
Nezir Demircan
9 yıl önce
Şikayet Et
Hocam,özllikle son paragrafta eğitim reçetemizi çok sağlıklı özetlemişsiniz.Değil mi ki yakın zamana kadar eğitim metodumuzun ana hedefinde insanımızı dinden uzaklaştırmak,onu ateist hale getirmek vardı.Ağzınıza sağlık.
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle