Batının Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı

  • GİRİŞ31.03.2017 13:00
  • GÜNCELLEME01.04.2017 09:24

Tarihsel sürece bakıldığında Batı medeniyetinin fikir babaları, her dönemi kendi penceresinden değerlendirerek “medeniyetler çatışması”, tarihin sonu” gibi kavramlar etrafında fikrî ve maddî sömürülerine devam etmektedirler. Doğu medeniyeti, ilimde, bilimde, ekonomide ve siyasette ilerlerken; Batı medeniyeti Ortaçağ karanlığında önünü göremiyordu. Gelinen noktada Batı, gelişmenin tek unsuru olarak Doğu medeniyetini sömürmeyi hedef aldı. Bu hedefe ulaşmak için 300 yıldır aynı metodolojiyi kullanan Batı, bu durumu anlayan ve değişmesi yönünde mücadele eden devlet ve siyasalarla mücadeleye girişti. Aslında Batı medeniyeti, düşünme, akletme, üretme, sorgulama yetisini kaybetmiş ve kendi isteklerine boyun eğen bir Türkiye istiyor! Batı, bizim 1000 küsur yıllık medeniyet geçmişine sahip olduğumuz gerçeğinden bîhaber olduğu için, kadim medeniyetimizi kendine uydurma gayretinde.

Nihai hedefinden taviz vermeyen Batı, toplumu değiştirme ve dönüştürme noktasında zamana ve mekâna göre alternatifler sunarak aynı yolda devam etmekte. Dün, evrensel hukuktan özgürlük ve hürriyetten dem vuranlar; bugün, köpekleriyle insanları susturma gayretindeler. İşyerinde, AVM’lerde, havalimanlarında, caddede, sokakta halet-i ruhiyeleri ve göz zevkleri bozulan özellikle sömürgeci batılı toplumlar; “Paralel Alternatif Toplum” oluşturulması bağlamında harekete geçerek, farklı inanç ve renklerin toplumsal zararlarından söz etmeye başladı. Zira Hollanda, Portekiz, Fransa ve Almanya sömürge yönetiminde oldukça tecrübelidirler. Afrika, Asya ve kısmen Orta Doğu onlar için birer laboratuvardır. Söz konusu toplumları iliklerine kadar sömürdüler, yeteneklerini dahi ortadan kaldırarak insanlarını düşünemeyen varlıklar haline getirdiler. Afrika’dan ve Asya’dan getirdikleri kölelerle, metrolarını, demiryollarını, fabrikalarını, yollarını inşa ettiler. Binlerce insan buralarda hayatlarını kaybetti. Şimdilerde ise bu ülkelerden getirdikleri kölelerin üçüncü nesil torunları dedelerine yapılanları dinledikçe ve değerlerine sarıldıkça onlara karşı dışlayıcı tavırlar almaya, kızların, kadınların başörtülerini açmaya, cami ve mescitlerini yakmaya başladılar. İster Avrupa’da isterse ülkenizde eğer seküler batının değerleriyle örtüşüyorsanız, alternatif bir işlevsel hayat sunmuyorsanız daha net ifade ile “asimilasyona uğramış, entegre olmuşsanız” batılı gibi yaşıyorsanız o takdirde problem yok. Batının “Çoğulcu, insan Hak ve Hürriyetlerine bağlı modern bir toplum” aldatmacası, Müslüman ülkelerdeki kolonyalistleri vasıtasıyla yutturdukları yalandan başka bir şey değildir. Bugün Hollanda Almanya ve İsviçre’de yaşanılan gayri insani uygulamalar vahşi seküler batının bu durumunu ortaya koymaktadır.

Batılılar, kendileri dışında Avrupa’da yaşayan özellikle Müslümanlara bu zulmü yapmıyor. Müslüman olmuş batılı bilim adamlarına da aynı tecridi uygulamaktan geri durmuyor. Fransız Bilim insanı Garaudy’i hapsettiler, daha sonra evinde göz hapsinde tuttular. İspanya Endülüs’te yaşayan eşinin yanında gitmesine izin vermediler ve nihayetinde “evinde vefat etti.” Allah rahmet etsin. Garaudy son olarak yazdığı ve Cemal Aydın tarafından Türkçe ’ye çevrilen “Yobazlık” adlı eserde, yobazlığı şöyle tarif ediyor: “Kendisinin mutlak bir hakikate sahip olduğuna ve onu herkese zorla kabul ettireceğine inanmaktır.” Ayrıca, “Arkaik ve pozitivist bir bilim anlayışının, her şeye cevap vereceklerini iddia eden ve batının sonsuz üstünlüğüne inanan bilimcilik ve teknokrasi yobazları…” Roma’daki Vatikan (papazlık) yobazlığından da bahsetmektedir. Aynı kitabın arka kapak yazısında Cemal Aydın, şu bilgileri vermektedir: “Akla pranga vuran ve geçmişini güncelleştirmeyen dinci yobazlık, insan severlilikten uzak, ırkçı ve saplantılı etnik yobazlık, bilimi ilah gibi görüp putlaştıran teknokratik yobazlık, çıkarı için diğer halkları açlığa mahkum eden kapitalist yobazlık…”

Bir papazın kızı, İsa’nın “Bütün insanları sev” öğüdüne karşın Müslümanlardan hiç hoşlanmıyor. 2010 Ekim ayında Postdam’daki gençlik toplantısında Almanya’nın çok kültürlü toplum oluşturma denemesinin fiyasko olduğunu ilan ederken “yan yana yaşama kavramı yürümüyor” dedikten sonra: “Biz Hıristiyan inancına bağlıyız. Bunu kabul etmeyene burada yer yok”. Daha sonra ZDF kanalına verdiği demeçte de Türkiye’ye ikinci sınıf Avrupa üyeliği önermiş olmakla övünerek “25 milyon Türk köylüsünün gelmesini istemiyorum” dedi. Ey Alman hayranları! “Donuk ruhlu valideniz” Merkel’in hayrını görün.

Tekmelenen, köpeklere ısırtılan, atların üzerine sürüldüğü insanlar, sabaha kadar karakol önünde bekletilen, kendi toprağına, konsolosluğa sokulmayan, sonra da sınır dışı edilmekle tehdit edilen kardeşlerimiz ile Akdeniz’de boğularak ölen on binlerce Orta Doğulu, Uzak Doğulu ve Afrikalı insanlar, Aylan bebekler, kan gölüne çevrilen İslam coğrafyası, vahşi kapitalist ABD ve Batı’nın eseridir. Batı, medeni uygar ve çağdaş değil, tarihi boyunca ve bugünde insanlığın yüz karasıdır, faşisttir. Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkede “Dip Dalgayı” en iyi hatta tek gören liderdir. Emperyalistlere ve onun işbirlikçilerine karşı kahramanca mücadele vermektedir. Eğer böyle olmasaydı, AB Komisyon Başkanı Junker: “Erdoğan’ın Nazi suçlaması küstahlıktır” derken; Michael Rubin ise, “Recep “Tayyip Erdoğan artık yolun sonuna geldi” der miydi?

Ne diyorlardı? “Toplanma hürriyeti, seyahat hürriyeti, ifade hürriyeti, gösteri yapma hürriyeti!” Bizi bunlarla eleştirmiyorlar mıydı? Evet. Peki Hollanda’nın Rotterdam cehenneminde ne oldu? Avrupa’nın “değerleri” yalancılıktır. Kibir, küstahlık, kabalık, bencillik, sömürgecilik ve zulüm! İşte batının değerleri bunlardır. Almanya’nın en çok satan haber dergilerinden Stern’e konuşan şef redaktör Hans-ulrich jörges, “Evet çıkarsa, 50 yıllık pazarlıkların ardından AB ile görüşmeler tamamen durdurulmalı” dedikten sonra Türklere, “hem Erdoğan hem Avrupa bir arada olmaz’ı anlatmamız gerekiyor. Eğer Avrupa’yı istiyorsanız onu devirin” demektedir. Kime sesleniyorlar? Fetöcülere, PKK’ya, DAEŞ’e, vesayet odaklarına, faiz lobisine, mütekebbir muhterislere, terör baronlarına… Avrupa’daki bu kin ve nefret salgını giderayak bir virüs gibi yayılıyor. Batı resmen “Hayır” kampanyasına başladı. Cumhurbaşkanımızın Merkel’e “sana yazıklar olsun ya. Demek ki sen de aynı kafadansın” dediği gibi, hala Batıyı “Modern, Uygar ve İlkeli değerlere” sahip olduğunu gören kolonyalistlere de yazıklar olsun.

Almanya ve Hollanda’dan başlamak üzere Avrupa, Ülkemize, İslam’a ve Tarihimize karşı sahaya indiler. İslami hassasiyetlerden nasiplenememiş, “ezik” Rotterdam Belediye Başkanı Ahmet Aboutaleb, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın durdurulması ve sonrasında sınır dışı edilmesi rezaletinde Hollanda Özel Tim’ine ateş izni verildiğini söylüyor. Sözde hukukun ana yurdu İsviçre’nin Başkenti Bern’de “Erdoğan’a Ölüm” (Kill Erdoğan) pankartı açılmasına göz yumuluyor.  AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası yüksek temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonunun genişleme ve komşuluk politikalarından sorumlu üyesi Johannes Hahn tarafından yapılan ortak açıklamada Türkiye “durumu daha da kötüye götürme riski doğuran aşırı açıklamalar ve eylemlerden sakınmaya” çağırması hayrete şayandır. Fransız gazeteci Jean Dominique Merchet: “Türkiye AB üyeliğine Müslüman olduğu için istenmiyor.” Fransız şarkıcı Frederic Fromet, 39 kişinin öldüğü Reina saldırısı için; “Bombalama eylemi İstanbul’da çok güzel geçiyor. Eğer bizden bir kurban varsa o problem. Eğer yoksa ölenler bizim için problem değil. Türkler; ağlamalı, zırlamalı, güzel bir yılbaşı geçirsinler” diyor.  Biz okullarımızda Avrupa’yı gökyüzüne çıkarırken, meğer onlar Türklere düşmanlığı öğretiyormuş.

“Nazizim” ve “Faşizim”den rahatsız olanlar, Cumhurbaşkanımıza aylardır, “Diktatör, Padişah, Sultan” diyorlar. Batı çoktandır aklın, vicdanın sesini terk etti. Bu kriz 100 yılın en büyük krizidir. Bir kadın Bakanımız için “vur emri” vereceksiniz, yetmedi sınır dışı edeceksiniz sonrada, “kırmızı çizgiyi” seçimi kazanmak için göstermek zorundaydık, artık “uzlaşmacı bir usluba dönelim” diyeceksiniz. Artık Türkiye’de karşınızda “hazırola geçip, emredersiniz efendim” diyecek muhatap yok ve o dönem kapandı. Bu gerçeği Batı mutlaka anlamalı,  “mütekebbir” “faşist” tavrından vazgeçmelidir. Bütün Avrupa kurumlarının   “Türkiye ve İslam” konusunda kriter koyma ve değerlendirme dönemleri kapandı.  Artık adaletsizlikleri ve samimiyetsizlikleri test edilmiş olup inandırıcılıklarını kaybetmişledir. “Sağduyuya ihtiyacımız var, popülist söylemlerden vazgeçin, öfke kokan ölçüsüz söylemlerden uzak duralım” diyerek “el öpmeye” davet edenler, Venedik Konseyi ve AİHM kararlarını öne çıkaranlar, bu ülkenin hesabına asıl sağduyuya ihtiyacı olanlardır. Belki anlarlar, kendilerine gelirler diye sözün asıl sahibi olan Allah (cc)’ın kitabından cevap verelim: “Sen onların dinine uymadıkça Onlar (Hıristiyan ve Yahudiler) senden hoşnut/razı olmazlar. De ki; gerçekten doğru yol, Allah’ın yoludur. Sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan, sana Allah’tan ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara Suresi, 2/120)

Suriyeli Kürt âlim Prof. Dr. Mustafa Müslim, Orta Doğu’da yaşanan olaylara dikkat çekerek; ABD, Rusya ve Batı’nın tutumunu şu sözlerle özetlemektedir: “İnançlı Kürt kardeşlerime sesleniyorum! Yabancı güçler (ABD, Rusya, Batı) Kürtlere ‘sizinleyiz ve size bir devlet kuracağız’ diyorlar. Gerçek dostlarınızı iyi tanıyın, düşmanlarınız sizi kandırmasın,  onların vaatlerine aldanmayın, Müslüman kardeşlerinize silah çevirmeyin, sizlere kimin zulmettiğini çok iyi bilmelisiniz…”

Üzerine oturdukları ve nemalandıkları düzenin sallanmaya başladığını gören egemen güçler ve işbirlikçileri, Avrupa ve Türkiye’de “Hayır” kampanyasını başlattılar. 16 Nisan aynı zamanda yeniden bir diriliş günüdür. Hepimiz bu ülke için, davamız için ve geleceğimiz için “İSTİKAMET ÜZERE EVET” diyeceğiz.

Bunu hiç unutma EVLAT!

“Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.” Aliya İzzet Begoviç.

Vesselam.

 

Mehmet Doğan - Haber 7

Yorumlar19

  • Fatih YÜCEKAYA 9 yıl önce Şikayet Et
    Bu batı değilmi bize sevr i gösterip lozan a razı edenler.Yani o zamanda binbirtürlü sahtekarlıkla bizi kandıranlar.Şunu iyi anlamamız lazım aramıza 1700 lü yıllardan bu yana fitne tuzağı kuran bu ingiliz veya batı denilen insan müsvetteleri mezhepçilik vs tarzı tuzaklara düşürmedilermi bizi. İşte KUR 'AN ı tam manasıyla anlasaydık ,yaşasaydık bu tuzaklara düşmeyecektik.Şimdi chp zihniyeti biz batıyla kötü olursak ihracatımızı yapamayız aç kalırız diyorlar. Ya biz 3 buçuk milyon suriyeliyi aldığımızda da aynı bahaneleri söylüyorlardı.Noldu kimse bileğimizi bükemez evel ALLAH
    Cevapla
  • Fatih Yılmaz 9 yıl önce Şikayet Et
    Ağzına sağlık Dayı. İslam sancağının taşıyıcısı olan Osmanlı torunlarının 16 Nisan'da indireceği EVET tokadı ile 1920 lerde ülkemiz üzerinde başlattıkları sömürgecilik kavramı Allah'ın izniyle son bulmuş olacaktır.Bu saatten sonra yapmamız gereken İslam medeniyeti ile yetişen yeni nesiller yetiştirmek ve yaşatmaktır. Selam ve Dua ile Allaha emanet.
    Cevapla
  • FATIH YÜCEKAYA 9 yıl önce Şikayet Et
    ALLAH ın ipine sımsıkı sarılırsak kimsenin bize gücü yetmez.Dost olarak ALLAH bize yeter.Yapılması gerekeni yapacaz ne batı nede başkası bizi durduramayacak.Sn Erdoğan İslam dü yasını uyandırdı onun için ona düşman kesildiler.Başkomutanımızda öyle bi iman varki hiçbir beşer onu korkutamaz. RABBIM başımızdan eksik etmesin.Kararımızsa Tabiki evet
    Cevapla
  • Ayhan AYKOL 9 yıl önce Şikayet Et
    Siyasal gündemi, bütün bir realiteleri ile takip etmeniz ve çarpıcı değerlendirmeleriniz bizim için çok önemli... Sizler gibi Hakkın sözcüsü olmaya çalışanlara Selâm olsun...
    Cevapla
  • Erol DEMİR 9 yıl önce Şikayet Et
    Saygıdeğer hocam Mehmet bey kaleminiz kurumasın Ağzınıza emeginize sağlık çok güzel bir çalışma olmuş
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat