Avrupa Birliğinin İkircikli Tutumu
- GİRİŞ05.05.2017 16:04
- GÜNCELLEME08.05.2017 07:28
AGİT Raporuyla Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Türkiye’yi “Siyasi denetim sürecine alma” tavsiyesi kararının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı, ‘Hayır’ın’ çıkması için çalıştı fakat başaramadılar. Arkasından tekrar Türkiye’yi denetim sürecine aldılar. Bütün bunlara rağmen, kapımız AB’ye açık” mesajı sebebiyle Brüksel’de gerçekleştirilen AB liderler zirvesi için bir araya gelen Juncker ve Tusk, Erdoğan’la görüşme zemini arayışına başladılar.
Özellikle siyasette, yönetim ve ekonomide krizi fırsata çevirme konusunda mahir olduğunu düşünen AB, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la acaba neyi görüşecekler, hangi teklifleri sunacaklar?
AB Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn, “Türkiye’nin Avrupa Birliği rüyasının şimdilik bittiğini” açıkladı.
Tusk, Junker, Hahn’ın AB ile Türkiye arasında müzakerelerin yeni bir modele dönüşeceği tezinden hareketle “ticaret ve güvenlik ortaklığı” modelini mi Cumhurbaşkanına sunacaklardır?
AKPM’nin kararının ardından, AB’de Türkiye ile ilgili tek seslilik yoktur.
Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel “Üyelik müzakerelerinin kesilmesini tümüyle yanlış bir tepki olarak görüyoruz. Türkiye büyük bir komşu. Askeri Darbeler dönemlerinde bile Türkiye’yi dışlamadık. Şimdi neden bu ülkeyi Rusya’ya doğru sürüklemekte çıkarımız olsun ki? Her şeyden önce diplomasi görüşmeleri sürdürülmeli” şeklinde konuştu. Aşağı yukarı Sigmar Gabriel’in görüşlerine yakın bir değerlendirme de AB Dış ilişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini yaptı. Mogherini: “Türkiye AB’nin stratejik bir ortağı. AB olarak üyelik müzakerelerinin devam ettiğini söyleyebiliriz. Askıya alınmadı, sona ermedi. Fakat fasılların açılması için şu an sürdürülen bir çalışma yok” sözleriyle yeni duruşunu özetledi. Yukarıdaki açıklamalardan da çıkarılacağı gibi batılı siyasiler her zaman birinci önceliği kendi çıkarlarına vermekte. Kendi çıkarları söz konusu olduğunda onlar için “Irak” bile yakın olmaktadır.
Geçtiğimiz hafta Reuters’a mülakat veren Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye’nin sonsuza kadar Avrupa’nın kapısında beklemeyeceğini, eğer İslamofobi ve düşmanlık içeren açıklamalara devam edilirse müzakerelerin sonlandırılacağını” açıkladı.
Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden AK Parti’ye üye olması münasebetiyle AB ile ilişkiler konusunda yapmış olduğu konuşmasında “Yapılması gereken şey belli fasılları hemen masaya yatırıp, Türkiye’nin önünü açmaları lazım. Aksi takdirde bizim de bazı hesaplarımız olacaktır. Hâlâ bekletmeyi, kapıları kapatmayı tercih ederlerse, biz de başımızın çaresine bakarız. İngiltere’den nasıl Brexit çıktıysa bizim de olabilir” dedi.
AB yetkililerinin demeçleri kendi içlerinde de tutarsız ve sorunlu. Hatta birkaç parçaya bölünmüş durumdalar. 13 yıl aradan sonra alınan karar siyasi ve şovenist. ABD seçimlerinin sonucu, Brexit, hızlı gelişme ve büyüme, ırkçı/nazist popülizm-yabancı düşmanlığı, mülteci krizi, AB’ye yeni giren Kıbrıs, Yunanistan başta olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinin Ekonomik ve siyasi gelişmelere ayak uyduramamaları, Komünist yönetimden kalma bazı yolsuzlukların devamı, AB içinde yaşanan önemli sorunlardır. Özellikle ırkçılık AB’nin varlığını tartışmaya açacak önemli tehlikedir. Irkçılık, bulaşıcı ve iflah olmaz evrensel bir hastalıktır. Bu hastalık ABD ve AB’nin Dünya’ya bir mirasıdır.
AGİT Raporuyla AKPM’nin “siyasi denetim altına alma kararı” siyasi ve ideolojiktir. PKK, DHKP-C, FETÖ gibi terör örgütleri ile yan yana yürüyen, gösterilere katılan sempatizanların verdikleri raporlar doğrultusunda karar verildiğini ve bunun objektif kriterlere dayanmadığını, Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’de açıkça belirtmektedir.
Artık Avrupa, doğruyu, gerçeği üretemiyor. Hamaset ve ırkçılıktan dolayı demokratik mekanizmaları geliştirmek yerine, değerleri bir kenara itmekle meşgul. Avrupa psikolojik bir tıkanıklık yaşıyor.
Daha dün Suriye’de milyona yakın çoluk-çocuk sivil masum halkın katili eli kanlı diktatör Esed’le görüşen AKPM başkanın temsil yetkisi alındı. AKPM başkanı Agramunt’u Esed’le görüşmeye kim gönderdi? Kim yetkilerini aldı? Bu paradoks nedir? Bu İslamofobi muvacehesinde gözü dönmüş düşmanlıktır. Aklıselimden uzak bir cinnet halidir. Bu karar faşizm/Nazizm ile Marksizm/Sosyalizmin İslam’a karşı yan yana duruşunun ifadesidir. AGİT’in Referandum Gözlem Heyeti Başkanı Tana De Zuluela, Türkiye’nin iki ay sonra açıklanacak nihai raporu kabul etmemesi halinde ne yapacakları seklindeki soruya “AGİT, tavsiyelerinin uygulanmadığı bir ülkeye dönmenin uygun olmadığına da karar verilebilir” şeklinde yanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AGİT kararı için “ Bu karar siyasidir ve bu kararı tanımıyoruz. Bu kararı çok önemsemiyoruz. Bizim PKK ve FETÖ terör örgütlerine karşı mücadelemiz içerde ve dışarda sürecektir” dedi. Adil olmayan, haksız, taraflı, objektiflikten uzak bir karar. Sakın bu ülkeye bir daha gelmeyin sizi çağıranlarda hata yapmışlar. İyi niyetlerinin kurbanı olmuşlardır.
Emeği ve alın teri ile 1960’lı yıllardan bu yana Avrupa’da çalışan Almanya ve diğer ülkelerin ekonomisine olağan üstü katkıda bulunan gurbetçilerimiz Referandumda “Evet” deyince “Türkler dışarı” diye duvarlara yazı yazıp yol gösterenler, camilere “Gamalı haç işaretleri” çizenler, kimin ya da kimlerin görünmeyen elleridir. Yetmedi kundaklamak. Türklere ait evleri yakmak. Ayrıca evlerinden yurtlarından ettiğiniz Suriyeli, Iraklı, Afgan ve Afrikalı mültecileri tekmeleyeceksiniz, sınırlarınıza elektrikli tel çekeceksiniz, bu vahşetten sonra da medeni ve uygar olacaksınız. İnsanın saygınlığından ve hukukun üstünlüğünden bahsedeceksiniz. Yaşanan bunca hadiselerden sonra, bu ülkede artık size inanan biri varsa bilin ki onlar bu ülkenin Erdoğan düşmanı, akli melaikesini kaybetmiş “Aptal ve şizofrenleridirler.”
15 Temmuz kanlı darbe girişimi ve işgal hareketini açıkça destekleyen Avrupa, 16 Nisan’da “Evet” çıkınca Türkiye’yi siyasi denetime aldı. Bu bir saldırı değil, yaşanan olayların yazıya dökülmesidir. Nerede özgürlük, İnsan hakları, barış, sevgi ve sizin demokrasisiniz!
“İslamofobi”nin yanına bir de “Türkfobi” eklediniz ve saldırıda sınır tanımadınız. Niçin? Türkler Müslüman olduğu için. “Hayırcı” seküler, batıcı ve Kürtçü Türkiye’liler has dostunuz oldu. Sadece Avrupa’da mı? Suriye ve Irak’ta da durum aynı. Avrupa’daki kardeşlerimiz ne diyor? AB’nin “bu nefret söylemine” karşı Yunus gibi olacağız. İki medeniyetin farkı işte budur.
Netice itibariyle, Cumhurbaşkanı Erdoğan Mayıs ayı programı içerisinde en kritik ziyareti 25 Mayıs’ta Brüksel’e yapacak. Nato Liderler Zirvesinde AB üyesi ülkelerin liderleriyle görüşecek. Bu görüşme AB ile ilişkilerin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olacaktır.
Tavsiye niteliğindeki bu sancılı, stratejik gelecek vizyonunuzdan yoksun, güven ve istikrara katkı sağlamayan, PKK ve FETÖ terör örgütlerine alan ve kucak açan kararın, üye ülkeler Bakanlar Komitesi’nin “reddi” ile kesinleşmez. Böylelikle Türkiye’ye karşı alınan; siyasi, ideolojik ve tek yanlı objektif olmayan bu tavsiye kararı düzeltilme imkânına kavuşur.
Vize muafiyeti ve bazı fasılların açılmasıyla da Avrupa Türkiye ilişkilerinin, sağlam zeminde sürdürülmesi, bağların koparılmaması niyeti, samimiyetiyle ortaya konulursa çok büyük olumsuz bir eşik aşılmış ve tam üyelik müzakerelerinin önü açılmış olur. Temennimiz; Türkiye tarafından “kabul edilemez” olan bu tavsiye kararının kaldırılmasıdır.
Avrupa bütün olumlu tavır ve yaklaşımlarımıza rağmen Demokles’in kılıcı olmaya devam eder ve “AB kapısı kapanmıştır” derse, kapısında yalvaran, kul köle olan bir Türkiye bulamayacaktır.
Batının tutarsızlıklarının, ahlaki olmayan sorumsuzluklarının girdabında boğulmamıza gerek yoktur. Bizi ileriye taşıyacak yerli ve milli düşüncedir. Biz batının geçmişini, batı bizim geçmişimizi iyi bilir. Bu günün batılıları bilmiyorsa tarih kitaplarından veya dedelerinden dinlemelidirler. Esaret bu milletin lügatinde yer bulamamış ve bulamayacaktır. Bilinmelidir ki; tarihsel bilgi ve birikimimiz, tecrübemiz, vakar ve şahsiyetimiz, mücadele azmimiz bu yolda yürümemize yeterlidir.
Vesselam…
Yorumlar11
-
TAHA
8 yıl önce
Şikayet Et
Değerli Hocam,
Gerçekten görüşlerinize ben de katılıyorum. İyi döktürmüşsünüz. Kaleminize ve ellerinize sağlık. Durmak yok yola devam. Vesselam...
Beğen
Cevapla
-
Abdürrezzak Sarın
8 yıl önce
Şikayet Et
Kıymetli Hocam Görüşlerini ben de tasvip ediyorum. Ellerine kalemine sağlık.
Hakkı söyleyenlere selam, güçlü ayaklarka yola devam.
Beğen
Cevapla
-
Ahmet Avşar
8 yıl önce
Şikayet Et
Kaleminize gönlünüze sağlık.Maşallah,güzel döktürmüşsün.Bir yerde;akli melekesi denecekken "melaikesi" denmiş mürettibce.Tebrik ediyorum kardeşim.
Beğen
Cevapla
-
Nezir Demircan
8 yıl önce
Şikayet Et
Sağol Hocam,
Makalenizin tüm güzelliği bir yana,son cümleniz bana ilaç gibi geldi.
Kendi kendimizi,geçmiş elli küsur yıl yetmiyorcasına kandırmaya devam etmeyelim.
Haçlı zihniyet,seni yanına almaz, "...ta ki sen onların dinine girinceye kadar..."
Vesselam.
Beğen
Cevapla
-
.Vedat Özdemir
8 yıl önce
Şikayet Et
Mehmet kardeşim.yazınız çok güzel ve yerli yerinde,Başka söze gerek yok.Tebrik ediyorum.
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle