Yeni Dönem ve Beklentiler
- GİRİŞ03.06.2017 06:38
- GÜNCELLEME05.06.2017 07:35
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığının ilk döneminde hükümetin icraatlarının işlevselliği konusunda büyük sıkıntılar yaşadı. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de benzeri sıkıntıları yaşadı. Dönemin İstanbul Vali’sinin izni olmadan yurt dışına çıkamayışı ve yaşanan diğer bazı problemler, statükocu bir tıkayışın acı örnekleri idi. Buna “beşli çete”nin hücumlarını da ilave edersek, tabir-i caizse zehirle pişmiş aş.
Gelişmeme üzerine kurulmuş bir parlamenter sistem, tam bir yaz-boz tahtasıydı. Bu ülkenin kalkınması ve gelişmesi için sistem değişikliğine ihtiyaç hâsıl olduğunu Erdoğan görmüştü.
O halde değişim ve dönüşüm trendinin hızlı bir şekilde yürümesi, hatta koşması için sistem değişikliğine ihtiyaç vardı. Sistem değişikliğinin dillendirilmesi ile birlikte, müesses nizam harekete geçti. 7 Şubat 2012 MİT krizi ile Erdoğan’ı saf dışı etmek mümkün olmayınca, Taksim Gezi Parkı Kalkışması ve 17/25 Aralık “Yargı-Emniyet Darbesi” ile hükümeti devirme girişimi ve son olarak 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin en büyük, en kanlı 15 Temmuz Darbe Girişimi ile bu ülkeyi işgale kalkıştılar. Bütün bu girişimler değişime, gelişime, halkın huzur ve güvenine, istikrarına karşı emperyalizm ve yerli işbirlikçilerinin kalkışmasıydı. Referandum sürecinde Avrupa’da yaşananları da ilave edersek, bütün bunlara karşı başarılı bir şekilde halkı ile birlikte süreci yöneten ve başarılı olan Recep Tayyip Erdoğan’dı. Halkın gönlüne taht kuran, muhteşem bir liderlik örneği sergiledi.
21 Mayıs 2017 AK Parti III. Olağanüstü Kongresi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönüm noktası, bir milattır. 21 Mayıs’ın gelecek parolası ve sloganı; Demokrasi, Değişim ve Reform… Salonun içinde ve dışında 80 bini aşkın coşkulu bir kalabalık vardı. 1414 delegenin oyuyla Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Genel Başkanlığına yeniden seçildi.
Dişi, tırnağı, emeği, alın teri, göz nuru ile ayrık otlarını ayıklaya ayıklaya oligarşi düzenin koymuş olduğu engelleri tek tek aşarak; iç ve dış müdahalelere rağmen ilerleyip bu güne gelmek işte buna denir.
Kendilerini entelektüel (!) ilan etmiş azınlık bir kesimin eğitim, kültür ve medya yoluyla hücum ve çelmelerine dayanan, direnen ve yılmadan “müstakim üzere” sabır ve sebatla yoluna devam eden yürekli insan Erdoğan’dı.
Partili Cumhurbaşkanı, “Yeni Dönem ”de Erdoğan’la başladı. Rahmetli Özal’ın hayali, Erdoğan’a nasip oldu.
Parti MKYK’sına kimlerin seçildiği, bakanlıklardaki revizyonun vatandaşı çokça ilgilendiren konu olmadığı kanaatindeyim.
“Yeni Dönemden” beklentilere gelince:
Türkiye’nin vesayet siteminden arındırılması, ekonominin güçlendirilmesi, istihdamın arttırılması, işsizlikle mücadele, kalkınma hedeflerinin yakalanması, FETÖ, PKK ve DHKP-C terör örgütleriyle etkili, isabetli mücadelenin verilmesiyle; din, hayat, akıl, mal ve neslin korunması. Güven, istikrar ve huzurun tesisi. Dinamik, şeffaf, performansı ve motivasyonu yüksek, taban adamı, halkla hem hal olan, geniş sosyal kesimlere ulaşmayı hedefleyen bir yapının inşası, 2019 seçimleri için hayati bir önem taşımaktadır.
15 Temmuz FETÖ mensubu darbeci sanıkların yargılanma süreci başladı. Sanki ağız birliği etmişçesine darbe girişimi ile FETÖ bağlantısının “o kadar kanıta” rağmen olmadığını ifade ederek işi sulandırmaya, zayıflatmaya gayret etmektedirler. Bağlantılı oldukları ABD ve AB ortak zemininde Türkiye’ye karşı dış baskı oluşturarak, iç unsurların stratejik destekleriyle “Erdoğan’ı zayıflatıp” bu işi akamete uğratmaya çalışıyorlar. Temel hedefleri 2019’da Erdoğan’ın kaybetmesidir. Bu kirli oyunu bozmak, hükumetin etkin mücadelesi, milletin feraseti, mukavemeti ile mümkün olacaktır.
Ne FETÖ, ne işbirlikçileri ve ne de ABD ve Batı, 15 Temmuz’un Türkiye tarihindeki eşi görülmemiş kanlı ve vahşi ihaneti unutturabilirler. Bu kanla yazılmış tarihi, kimse sulandırıp geçiştiremeyecektir. En ufak bir zafiyet ve sapmayı millet asla affetmeyecektir. 15 Temmuz’un yegâne hedefi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mücadelenin en güçlü teminatıdır. Zira Erdoğan “Babam da olsa gözyaşına bakılmayacak, milletin mahşeri vicdanına halel getirilmeyecek şekilde mücadelenin sürdürülmesi, millete karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir” dedi.
Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilirken; yeni sistemin dönüştürücü işlevi başarılı bir şekilde ortaya konulmalıdır. Yeni dönemde “atılımcı ruhu” başarısızlaştırmayı ve itibarsızlaştırmayı gaye edinen, üretmeyen, yeni bir dönüşüm sistemi ortaya koymayan muhalefetin varlığı bu ülke için talihsizliktir.
Seçilme yaşının 18’e indirilmesi, bu yeni dönemde gençlerin yönetime alınması, siyaset ve yönetimde yetiştirilmeleri, geçmiş ve geleceğin kaynaştırılması açısından önemlidir. Zira siyaset ve yönetim bir vizyon ve gayret işidir. Gençler gelecekte bu davanın önemli neferleri olacak ve yönetme sorumluluğunu üstleneceklerdir. Bu kutlu davada tevazuu, ağırbaşlılığı elden bırakmadan halkla bütünleşerek geleceğe taşımak birincil ödevleri ve sorumlulukları olacaktır. Mücadele; zulüm, kibir, haksızlık ile değil, adaletle ve kalkınma ile mümkündür.
Erdoğan “Bu ülkede kimse kendisini ötekileştirilmiş hissetmeyecek. Özgürlük alanları ve geleceğini tehdit altında görmeyecek. Endişe ve korku içinde yaşamayacak. 80 milyon insanımız bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olacaktır” diyerek temel hak ve özgürlüklerin teminat altında olduğu vurgusunu yaptı.
Eğitim, kültür, sanat, teknoloji ve bilim gibi bir dizi alanda olmak istediğimiz yer tarihi ve kültürel mirasımız ve kadim medeniyetimizdir. “Yeni Dönemin” belirleyicisi unsuru “statüko ve sermaye” değil, kalıcı ve sürdürülebilir adaletli bir sistem, güçlü devlet refleksi ve halk olacaktır. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle; “Sıkılmadık el, alınmadık gönül bırakılmayacak. Bunu yaparken yasakcı, jakoben sınıf gibi kibirle yürümeyeceğiz, kimseyi incitmeyeceğiz.”
Ezcümle güç ve kudret Allah’a aittir. Kimse kendisinde bir güç vehmetmesin. Mal, can, makam, mevki, evlat hepsinin de bir imtihan vesilesi olduğunu unutmayalım. Çıkar hesapları, para, mal biriktirme sevdası, fitne, fesat, kin, nefret, münafıklık, imtihanı kaybetme vesilesidir. FETÖ ve PKK kadar tehlikeli olan bir diğer düşmanda nefsimizdir. Güzel bir gelecek umarken tehlikeli yolculuklarımızın da olabileceği günleri unutmayalım.
Vesselam.
Yorumlar10
-
TSUMETO
8 yıl önce
Şikayet Et
Mehmet hocam merhaba ALLAH razı olsun yar ve yardımcımız olsun
Teşhinizde doğru söylüyorsunuz
Yanlız hastalıklar tedavi konusunda
Mikro cerrahlara çok büyük işler düşmektedir ALLAHA emanet olun
Beğen
Cevapla
-
aziz...
8 yıl önce
Şikayet Et
2019 secim önemli eger secim kaybedilirse bütün reformlar cöp tenekesine gidecek...
bunun icin ekonomiye önem verilmeli...ak parti icin bu kez cok cok zor..muhalefet emeklilik yasinin düsürülmesinden tutun asgari ücretliye en düsük memur maasi kadar ücret ödenmesine kadar vaatlerle gelecek..ak parti ne yapacak
para yok veremem diyecek..
Beğen
Cevapla
-
2000LER"
8 yıl önce
Şikayet Et
Yazıyı uzun bulanlar olabilir mi? Olabilir. Ama biraz sabredilip yazının tamamı okunursa eğer, böyle bir yazının en kısa halinin ancak bu şekilde olması gerektiği kendiliğinden anlaşılıyor zaten.
Beğen
Cevapla
-
TAHA
8 yıl önce
Şikayet Et
Hocam, yeni dönemi çok güzel özetlemişsiniz. Sizi de bu yeni dönemde Meclis'te görmek istiyoruz
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Adem
8 yıl önce
Şikayet Et
Bu güzel yazınızdan dolayı tebrik ediyorum. Ramazan ayının tüm islam alemine hayırlar getirmesini dilerim. Selamlar
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle