Bir bayramın ardından
- GİRİŞ01.07.2017 09:44
- GÜNCELLEME03.07.2017 07:16
Bir toplumu ayakta tutan, millet olma bilincini sağlayan, ortak paydada buluşturan temel unsurlardan biri de dini ve milli günler ile gecelerdir. Bu değerlerden biri olan, İslam âleminin ve insanlığın katılaşmış yüreklerini yumuşatan, Ramazan orucu ibadetini yerine getirerek, Ramazan Bayramının coşkusunu hep birlikte yaşadık.
“İnsan sağlığı için en büyük ilaç” olan orucumuzu tuttuk. Teravihlerimizi kıldık. Bayram namazını müteakip ilk işim önce Anamın sonra Babamın ellerinden, kardeşlerimin gözlerinden öpmek, onların başlarını okşamak izahı zor bir duygu ve güzellik idi. Şimdi Anam ve Babam yok. Yarın biz de olmayacağız. Önemli olan “ahiretin tarlası” olan bu dünyada güzel hatıralarla, hayırla yad edilmektir.
El öpmek, baş okşamak, dua almak bizim kültürel bir bayram geleneğimizdir. Sevgi, saygı, hürmet bayramla daha farklı bir anlam taşır. “Ah nerede o eski bayramlar!” derken “eski toplumsal kaynaşma, sevgi, saygı ve coşkuyu” yitirdik diyenlere çok da katılmıyorum. O coşkuyu, hazzı ve tadı devam ettiriyoruz. Hele Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bayramlaşmada “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”nı yaşadık adeta.
Araçlar değişince bayramlaşma da tebrikleşme de biraz farklılaştı. Çocukluk yıllarımdan hatırlıyorum; genellikle dışarıda olanlar askerlerdi. Bayramlaşma “mektupla” olurdu. Askerin babası ya da annesi okur-yazar olmadığı için kapı kapı mektubu okutacak birisini heyecanla ararlardı. Ve “Büyükten küçüğe selamla başlayan mektup benden uzakta geçen bayramınız mübarek olsun, ellerinizden öperim…” İfadeleriyle devam eder. “Sizde benden soracak olursanız” ile başlayan cümleler kendinden izahat ve haberlerle uzar giderdi… Zamanla mektuplar yerini tebrik kartlarına bıraktı. Tebrik kartlarını genellikle kamu yahut özel sektör kullandı. Kısmen kullanılmaya devam ediyor. Zamanla kartlarda yerini dijital haberleşme araçlarına ve sosyal medyaya bıraktı. Şu an bayramlaşmada en etkili araç, dijital teknolojinin türevleri olan sosyal ağlar oldu.
Rahmetli Anam derdi ki; “Oğlum, önce Bayram Namazını kıl, sonra bahçede dut veya ceviz ağacına salıncak kurulacak. Ona oturur sallanırsın günahların dökülür.” Daha sonraları düşündüm. Çocuk yaşta bir kişinin günahı olur mu ki dökülsün. Salıncağı çok sevdiğimiz için salıncağa binebilmemizin koşulu “Bayram Namazına” katılmak cami içinde ve dışında o sevinç ve neşeyi tatmak, o havayı koklamak için olduğunu öğrendim. Bu güzel alışkanlıklarımız kısmen kalktı, kısmen de devam ediyor.
Dün olduğu gibi bugün de çocuklarımıza güzel elbiselerini giydirerek Bayram Namazına götürmemiz, bayramlaşmanın o güzel havasını hafızalarına yerleştirmemiz gerekir.
Bayramlardaki dayanışma, küskünlerin barışması, kardeşliğin, dostluğun ve kaynaşmanın devam etmesi gerekir. Bayramlarda çocukları sevindirme, yardımlaşma ve aldığımız dualar bizleri ayakta tutmaktadır. Bayram, merhamettir, zarafettir, letafettir, bağıştır, bağışlamadır ve affetmedir. Nefsin kibrinden uzaklaşmaktır. Yalnızlıktan uzaklaşmaktır.
Arefe ya da bayramın ilk günü mezar ziyaretleri, okunan dualar, dağıtılan üzüm ve şekerler, verilen harçlıklar. Ya bayram yemekleri; içlik köfte, çörek, ayranlı çorba, ev baklavaları…
Güler yüz, tatlı söz ve dua her şeye bedeldi. El öperken ya büyüklerimizin zihinlere kazınan “Evladım, Allah ömrünü uzun, zihnini açık eylesin” duası bayram için el öpmeye, şeker almaya gittiğimiz her evden alınırdı.
Şimdi de Mahmut TOPBAŞ Hoca’nın ifadesiyle “topraktan birbirinden farklı çiçeklerin çıkışıyla, tabiatın süslenmesi gibi her evden camiye doğru yürüyen cemaat de çiçekler korosuna bir çiçek, insan denizine bir damla olarak katılacak.” Sabahın ufkunda dalga dalga yayılan insan seli, ne muhteşem bir manzara.
Hoca’nın camide, “Ey Müslümanlar, Allah’a ve Resulüne itaat edin, dağılıp parçalanmayınız, yoksa rüzgârınız uçar, kuvvetten düşersiniz” ırkı, mezhebi, meşrebi, partisi ne olursa, kim olursa olsun hitabına muhatap olduk. Ve hep birlikte Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şahadet’de birleştik. “Allah’u Ekber/En Büyük Allah’tır, Allah’tan başka ibadet edilecek, emrine uyulacak kimse yoktur” dedik.
Ramazan ayı boyunca kıldığımız “Namazlarımızı bırakmamaya camide söz verdik.”
“Ey İnsan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir? (İnfitâr Suresi -6)
Neden amel defterini sağ elinden alanlardan olup, bol bol nimetlerin var olduğunu Cennete gitmek istemiyorsun?
Dikkat et! Şayet kitabın (amel defterin) arkandan verilirse; “yetiş ey ölüm!” diye bağıracaksın. Alevli ateşe gireceksin. Alevli ateş; dünyada Allah’ın emirlerini inkâr eden, şımarık ve kibir sahibi kimseler içindir.
Bu kimseler ahiret yurdunu yalanladılar. Yoksa Allah’ın sizleri yarattığına inanmıyor musunuz? Şüphesiz Allah, insanı en güzel bir şekilde yaratmıştır. Şüphesiz Allah, insanı öldükten sonra diriltmeye kadirdir. Bütün sırların, işlerin ortaya dökülüp saçılacağı günden kaçışımız yoktur. O gün sizlere bir torpil yapacak, yardımda bulunacak kimseyi bulamayacaksınız.”
Dünyada acılar içerisinde kıvranan kardeşlerimize bundan sonrada yardımı devam ettirmeye, 15 Temmuz Şehitlerimiz ve diğer bütün şehitlerimize rahmet okuduk ve okumaya devam edeceğimize, o ruhu yaşatacağımıza söz verdik.
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve diğer devlet yetkililerimiz ve siyasi parti başkanlarımızın halkın içinde, arasında yan yana “Bayram Namazlarını” kıldılar. Birlik ve beraberliğimize renk kattılar. Temenni ederiz bu durum 5 vakit namazla devam eder. Eskiden değil bir Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, bir öğretmeni dahi bayram namazında görmek nadirattandı. Bazı kimseler bu gün olduğu gibi dün de halkın içerisinde aynı yöne bakan aynı safta buluşan insanları “gericilikle” suçluyorlardı.
Bir de bayramları bayram yapan çocuklara değinelim: Bayram savaş çocuklarının da hakkıdır. Dünya nimetlerinden daha fazla yararlanma gayretiyle çocukları katleden koca koca küçük insanlar sizlere sesleniyorum; bu bayram bir milat olsun ve lütfen savaşlar dursun. Çocuklar ve insanlarımız acı, elem ve ıstırap içinde yok olmasın; barış, dostluk, kardeşlik hislerini dalga dalga yayalım. Gazze’den, Kudüs’e, Şam’dan, Bağdat’a, Myanmar’dan, Erbil’e çocuklar gülsün. Lütfen geleceğimizi yok etmekten vazgeçelim. Yabancı emperyalist güçlerin maşası olmayalım. Kendi kendimizi ve geleceğimizi katletmeyelim. Gazzeli çocukların Ramazan Bayramı sevinci yine İsrail bombardımanı ile gözyaşına dönüştü.
Yıkılmış, yok olmuş evlerin harabelerinde çocuklarımız boynu bükük gözyaşları ile annesini, babasını, kardeşini, abisini aramasın. Gülmek, oynamak, sevinmek onların da hakkıdır. Annesinin, babasının, dedesinin, elinden öpmek, bayram harçlığını almak onların da hakkıdır. Lütfen o zalim ve acımasız kin ve nefret dolu elinizi bu topraklardan çekin. Bayramımızı zehir ettiniz! Yeter! Bu acımasız savaşa dur! Diyelim.
Bayram sevincimizi hüzne dönüştüren, zalim, faşist, kandan beslenen PKK’nın şehid ettiği vatan evlatları ve maalesef her yıl tekrarlanan trafik kazaları ki; bu Ramazan Bayramında trafik kazaları sonucu 69 kişi hayatını kaybederken 489 kişi yaralandı.
Mutlu, umutlu, saygı ve sevgi dolu daha nice bayramlara ulaşmak temennisiyle Ramazan Bayramınız mübarek olsun.
Vesselam.
Yorumlar20
-
Zuhal AYANOĞLU
8 yıl önce
Şikayet Et
Kıymetli hocam;
Emeğinize ve gönlünüze sağlık.
Saygılarımla ...
Beğen
Cevapla
-
Huriye
8 yıl önce
Şikayet Et
Ellerine gönlüne sağlık abim.
Beğen
Cevapla
-
Mustafa Budak
8 yıl önce
Şikayet Et
Sevgili Abi'm yazınızı yeni okudum.Evet bayramlar bizi biz yapan değerlerimizdir.Siz çok güzel özetlemişiniz.Rabbim Müslüman ülke idarecilerinin çoguna akıl versin.Yüce Yaratanın bahşetmiş oldukları zenginlikleri yoktan sebeplerle İslam düşmanlarına uşak olan idarecileri ıslah etsin.Selam ve dua ile
Beğen
Cevapla
-
Muharrem
8 yıl önce
Şikayet Et
Kendimi, Annemin ve Babamın yaşadığı dönemlerde buldum ve duygulandım. Kalemine sağlık.
Beğen
Cevapla
-
Mustafa TAŞKIN
8 yıl önce
Şikayet Et
Sevgili büyüğüm ağzına ve gönlüne sağlık. Gönlümüzden geçenleri yazıya dökmüşsün.
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle