Bir Rüyanın Sonu 2: “İçindeki Şakirti Öldürmek”

  • GİRİŞ28.07.2018 09:12
  • GÜNCELLEME30.07.2018 07:28

Geçen hafta, Prof. Dr. Ömer Çaha’nın edebi bir dille birleştirerek anlattığı kitabından alıntılarla FETÖ içinde yaşananları özetlemiştik. Kısa bölümler halinde yorum ve notlarımla ikinci kısmı siz okuyucularla paylaşıyorum:

Örgüt başının sözlerini cephede yenik düşmüş askerler gibi, başlarını bacaklarının arasına almış suskun bir şekilde dinliyorlardı. Son sözleri ağır ve emredici bir vurguyla dile getirdi: “Zaman geldi diyorsam bilin ki zamanı gelmiştir. Artık son darbeyi indirmek için harekete geçeceğiz. Herkes elindeki kazması, küreği, kılıcı, silahı neyi varsa kuşanıp ayağa kalkmak üzere hazır olsun!”

 

 

Sanki Erzurum’u işgal eden Ruslara karşı tabyalara doğru kadın, erkek, yaşlı, genç herkes kazma, kürek, silah, sopa neyi varsa alıp Erzurumluların harekete geçmesi gibi bir heyecan ve algı meydana getirmeye çalışıyor. Kime karşı? Kendisini “gurbetten yurduna, evine dön” diyen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı, milletimize karşı. Peki, o zaman ne cevap vermişti, hatırlayalım: “Döneceğim ama zamanı var.”

Demek ki “dönüş zamanı” darbeden sonra Ankara İncek’te kendisi için hazırlanan malikâneye dönerek, memleketi asker, sivil müritleriyle yönetmekmiş.

“Resul-i Ekrem’den işaret aldığım anda size haber salacağım. İşte o zaman tepelerine binecek, dünyayı başlarına çevirecek, onları nefessiz bırakacaksınız! Unutmayın ki cennet kılıçların gölgesindedir. Kuru amel ile cedelsiz hizmetle cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz? ABD’nin kucağında, Ebu Cehil’in yanında, tüm yerli yabancı emperyalistlerin desteği ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, milletine karşı savaş açıyor. Tarihte böyle bir hadise vuku bulmuş değildir.

Yanındaki aklını kiraya vermiş zavallı kölelerden biri: “Hocam emriniz harfiyen yerine getirilecektir. Ancak önümüze çıkan herkesin vurulmasına cevaz var mı?” diyor. “Önünüze kim çıkarsa vuracaksınız! Vuran da vurulan da cennete gidecektir. Onun için gözünüzü kıpmadan öldüreceksiniz. Onların da cennete girmesine vesile olacaksınız!’’

Tam bir Kerbela olayı. Fakat büyük İslam âlimleri bu nokta da kimin cennete, kimin cehenneme gideceğini ancak Allah’ın bileceğini ifade etmişken bu İblis, kendisine ulûhiyet atfederek kâfirlerden olmuştur. Müminleri öldürmeye kalkan müritlerine gelince onlar da esfelessafilindirler.

Biraz nefeslenip tekrar söze koyulan bu müfrit: “Bakın Mısır’da beş on bin kişiyi temizlediler. Herkes kuzu kuzu evine çekildi. Artık çıt çıkmıyor. Burada da birkaç kişi hallederseniz herkes başını evine sokar. Bizim insanımız tank gördü mü kaçacak delik arar. Siz işin bu kısmını merak etmeyin. Her şey ölçüp biçilmiş ve en ince detaylarına varıncaya kadar planlanmıştır. Size verilen emirleri yerine getirin yeter!’’ Mesajları alan Cevdet, güvenilir, ağzı sıkı şakirtlerle pusuya yatar ve şeytanın emrini beklemeye başlar. 15 Temmuz günü akşam saatlerinde kıdemli abilerin birinden şifreli mesaj gelir: “Bu gece yağmur yağabilir. Özellikle mühendisler, teknikerler, medya mensupları, yöneticiler, kısaca işe yarayan herkes… Anladın mı?” Cevdet cevap verir: “ Anladım abi.”

Akşam saatlerinde tanklar sokağa çıkmaya başlayınca Cevdet, sadık şakirtleri aramaya başladı. Ancak kimseye ulaşamadı. Heyecanla televizyonun başına geçerek darbenin vücut bulmasını telaşla izlemeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı darbeye karşı sokağa çıkmalarını, ölümüne direnmeleri, çağrısı ile birlikte milyonlar cadde ve meydanlara; “Bismillahi Allahu Ekber” diyerek akın akın inmeye başladılar. Darbeci askerler kurşunları sağnak sağnak halkın üzerine yağdırdılar. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere diğer şehirlerimizle birlikte tam 251 şehit verdik. 2 bin 500 de gazi. Gece yarısından sonra tanklar sürenlerin üzerin devrilmeye başladı. “Ya Allah Bismillah Allahu Ekber”, “Kanımız aksa da Zafer İslam’ın olacaktır” nidaları, selaalar ve ezanların sesi sanki arşa yükseldi.

ABD, Batı, ülkemizdeki müttefikleri ve sümüğü gözyaşına karışmış hoca “yanına yatan” o zalim kaybetti. Aziz ve Hakim olan Allah’ın izni ve yardımıyla kazanan milletimiz ve helikopterden atılan bombalarla ailesi, çocukları ve torunlarıyla yer ile yeksan edilmek istenen Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.

Cevdet’in telaşı bir kat değil bin kat artmaya, eli ayağı titremeye, o susan telefonlar çalmaya başladı. İlk gelen telefonda bütün şakirtlere iletilmek üzere kendisine verilen direktif: “Bizim bu olayla ilgimizin olmadığı bilgisini verin! Evlerde oturmasınlar, sokağa çıkıp darbeyi protesto etsinler ve her yerde darbeyi kınasınlar! Herkes kendisine bağlı şakirtlere bu emri iletsinler. Cevdet yalan ve savuşturmaya aşina biri olarak yetiştirilmiş bir kişiydi: “Her şeyi siz yapacaksınız, ama hiç yapmamış gibi olacaksınız! Siz vurup öldüreceksiniz ama en fazla siz ağlayacaksınız!” taktiğini sadık şakirtlere ulaştırdı.

Cevdet, tam bir yıkıntı içindeydi. Sebebi: “Hoşgörü ve diyalog” kisvesi altında canavara dönüşmüş katil sürüsü bir cemaat miydi? İsa, Mehdi, zamanın kurtarıcısı, Haşa Allah’tan doğrudan emir alan, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile irtibat kurduğunu söyleyen, Cebrail’i yolda görsem tanımam diyen bir yalancı, şarlatan, meczup, ruh hastası olan kişiye bağlılığı mıydı? Neye karşı yıkıntı içinde olduğunu bilmiyordu. Ama bildiği ve fark ettiği uçurumun kenarından Gayya kuyusuna doğru yuvarlandığı ve nefsi ile hesaplaşma gününün geldiği gerçeğiydi.

“Büyük şeytanın” emrini yerine getiren kolu ve kanatları kırılmış bir mafya babası gibi kanal kanal dolaşarak bu işle ilgilerinin olmadığı yalanını artık kimse yutturamıyordu. Cevdet, 15 Temmuz’dan bir hafta sonra daha fazla dayanamayarak Pensilvanya’nın yolunu tuttu. Özel bir rica ile baş başa görüşmeye başladılar: Köpükler ve salyalar akan ağzıyla Cevdet’i iyi bir azarladı: “Sizler yeterince ihlas ve samimiyet içinde olsaydınız bütün bunlar olmazdı!” deyince, Cevdet fazla dayanamadı: “Hocam! Bize şimdiye kadar vermiş olduğunuz görevleri harfi harfine yerine getirdik. Annemizi, babamızı ve evlatlarımızı unuttuk. Onların yerine sizi koyduk. Sizin, “Allah’ın özel elçisi” olduğunuza inandık… Konuştuklarımızın aramızda kalacağına dair namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum. Lütfen yolunuza baş koyan şu aciz şakirti kafasındaki sorunların ağırlığından kurtarınız…” dedi ve şu soruyu sordu: “Siz gerçekten Mehdi misiniz?”

Hoca (!) ilk defa bir şakirtin isyan dolu sorusuna muhatap oldu ve havası alınmış bir top gibi tıslayarak “Bak Cevdet Bey, siz neye ihtiyaç hissettinizse size onu verdim. Beni İsa Mesih olarak görmek istediniz, İsa oldum. Mehdi olarak görmek istediniz, Mehdi oldum. Bu Sizlerin istediği şeydi. Şimdi anladın mı?’’ Artık kanatları kırılmış ulûhiyet iddiasını kaybetmiş yerlerde sürünen yaralı bir kartal edasında ayakta kalmaya çalışan bir zavallı.

Artık Cevdet’in gözünde o kıymeti harbiyesi olmayan bir hiç. Cevdet, yıkık ve çöküntü içinde bir yolunu bulup İstanbul’a döndü. Gece yarısını aşkın bir saatte, yaptıklarının acı ve ıstırabına dayanamayarak canına kıydı. Geride yaşlı bir Anne, biri Japon olmak üzere iki eş ve beş çocuk bırakarak terki dünya etti. Cevdet’in cenazesine hiçbir arkadaşı gelmedi. Nerede her şeyini hizmete adamış insanlar! O halde bizler her şeyimizi neden bu hizmete adadık?

Erbakan hocaya nefret, Ecevit’e şefaatçiydi! Allah’ın dinini şahsi ve siyasi menfaatlerine alet eden bu vesileyle ile insanları aldatan bu zalimi sana havale ediyoruz Ey Allah’ım. Kendisini İlah ve Rab yerine koyan bu kâfiri kahhar sıfatınla kahreyle Ya Rabbi. Âmin.

Vesselam.

Yorumlar18

  • Emine Erdoğan 7 yıl önce Şikayet Et
    Ağzınıza gönlünüze sağlık hocam. Kendi akıllarını bırakıp şeytanın aklıyla yol bulmaya çalışanların sonu bu. Allah bidaha yaşatmasın böyle kara günleri...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Ahmet Avşar 7 yıl önce Şikayet Et
    Müstefîd oldum.Ellerine sağlık,gölüne huzur.Vatanımıza zarar veremesin hiç bir muzır.Measselâm...
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Nezir Demircan 7 yıl önce Şikayet Et
    Hocam,gayet net tasvir edilen bu acı tabloyu ve sonuçlarını,İslam tarihi boyunca hiçbir müslüman yaşamamıştır.Bundan daha kara bir tablo çizilmemiştir.Rabbim ülkemizi korusun.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Hasan SARIGÜL 7 yıl önce Şikayet Et
    Kafirler için yaşasın cehennem ..!
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • İsa DİLEK 7 yıl önce Şikayet Et
    Hocam kaleminize yüreğinize sağlık. Bu üst üste yazınızda bu satılmış ABD uşağının gerçek yüzünü çok güzel ortaya koymuşsunuz
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat