İnönü Üzerinden Erdoğan’a çemkirenler…

.

  • GİRİŞ04.05.2021 11:14
  • GÜNCELLEME04.05.2021 12:31

İnönü üzerinden Erdoğan’a çemkirenler türemeye başladı.

Herkesi kendileri gibi tarih cahili sanıyorlar.

Yalanın bini bir para.

Neymiş efendim, Erdoğan ABD Başkanı Biden’in soykırım açıklaması karşısında sus-pus olmuşmuş!

Oysa İnönü, dönemin ABD Başkanı Johnson’un mektubuna nasıl da sert cevap vermişmiş!

İnönü, “Yeni bir dünya kurulur. Türkiye bu yeni dünyadaki yerini alır” demişmiş!

Salla gitsin. Özellikle de televizyon ekranlarında. O kadar çok gazeteci kılıklı cehli mürekkepler var ki, hangi birine doğrusunu anlatacağınıza şaşırıyorsunuz. Bazen isimlerinin önünde Prof. titri olanlar da ideolojik bağnazlıktan veya siyasi husumetten ötürü bu kervana katılabiliyorlar maalesef.

İşin doğrusu şu:

İnönü 5 Haziran 1964 tarihli Johnson mektubundan birkaç ay önce Time dergisine bir mülakat verir (16 Nisan 1964).

O mülakatın bir yerinde şöyle der: “Müttefikler tutumlarını değiştirmezlerse, Batı ittifakı yıkılabilir. Yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini alır.”

Peki, Johnson’un o tehditkâr mektubunu aldığında İnönü ne yapar? Günlerce susar. Tek bir kelime etmez. Sonra 13 Haziran 1964’te verdiği cevapta ezik bir dille şöyle der: “Garanti anlaşması gereği ferdi hakaret hakkını kullanma kararını arzunuz veçhile talik ettik.”

Yani anlayacağınız, ABD Başkanı’nın arzusu üzerine ferdi hakaret hakkını ötelediğini söyler.

Ne kahramanca bir başkaldırı değil mi?

Şimdi birileri kalkmış İnönü’yü bize ABD Başkanı karşısında “kükreyen aslan” gibi sunmaya çalışıyor.

Bir hakikat nasıl da örtülüyor.

Biden’in açıklaması duyulur duyulmaz Erdoğan’ın partisinin sözcüsü de, Cumhurbaşkanlığı katındaki temsilcileri de gereken cevabı en aklı başında ve en sert tonda verdiler.

Ertesi gün Başkan Erdoğan da Türkiye’nin tarihsel büyüklüğüne ve saygınlığına yaraşır bir dille karşılıkta bulundu.

Hem de felsefi ve tarihsel argümanları güçlü bir tür insanlık manifestosu niteliğindeki bir konuşmayla.

Biden’in ilk günkü açıklaması karşısında Biden yerine Erdoğan’ı “yanlış dış politika” söylemi üzerinden hedef tahtasına oturtan “Biden ittifakı” elemanları, sonraki günlerde suçlama dozunu daha da arttırdı.

Şimdilerde artık Biden yok, Erdoğan var.

“Biden’e kızmanın âlemi” yok diyen Kılıçdaroğlu, Erdoğan nefretini körüklemek için elinden geleni ardına koymuyor.

Diğer irili-ufaklı muhalefet partileri de.

Tam bir zillet hâli.

SİZ VARKEN BİDEN’E KIZMANIN SAHİDEN DE ÂLEMİ YOK!

Siz varken, HDP ve destekçisi partiler varken Biden’e kızmanın gerçekten de âlemi yok.

Biden’in açıklamasından bin kat daha vahim olan HDP bildirisine kamuoyundan yükselen tepki üzerine cevap vermek mecburiyeti hisseden CHP, HDP’den gelen “Haddinizi bilin!” uyarısıyla yerine oturdu.

CHP sözcüsünden yapılan “Emperyalist tezlerin gölgesinde ezik siyaset yapmak” eleştirisi takdire şayandır.

Lakin görülmesi gereken gerçeklik şudur: HDP, PKK’nın da iplerini elinde tutan ABD’nin tezlerinin gölgesinde ezik siyaset yapmıyor, tersine ABD’nin tüm tezlerini özgüvenle ve saldırganca savunuyor.

Yani HDP, sadece PKK’nın değil ABD’nin de siyasi bir aparatı olarak işlev görüyor.

Bu açık gerçekliğe rağmen Kılıçdaroğlu bu HDP’ye ve HDP’nin içerdeki o eski başkanına pervasızca sahip çıkıyor.

Bir yanda zevahiri retorikle kurtarmaya çalışan ama öte yanda HDP ile siyasi yoldaşlık ilişkisini sürdüren Kılıçdaroğlu CHP’sinin hâli içler acısı. Başka türlüsü imkânsız. Çünkü Kılıçdaroğlu CHP’si ile HDP aynı merkezin partileridirler. Sadece kendilerine verilen rol bazen farklılaşabiliyor. Aksi takdirde CHP’nin ulusalcı tabanını tutmak mümkün olmaz.

İNÖNÜ ELEŞTİRİSİ CUMHURİYET DÜŞMANLIĞI MIDIR?

Bazı aklı evveller ve cehli mürekkepler İnönü döneminin otoriteryan ve faşizan zihniyetine yönelik eleştiriler getirdiğinizde hemen sizi “Cumhuriyet düşmanı” olarak suçlamaya başlarlar. “İnönü Cumhuriyet’in kurucu babalarından biridir. Onu eleştirmek Cumhuriyet’in değerlerine düşmanlıktır” deyip ortalığı velveleye verirler.

Hayret!

İnönü ve dönemi eleştirilemeyecekse o vakit Cumhuriyet niçin ve kimin için vardır?

Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Birinci Meclis’in açılış konuşmasında vardır. Kuvay-ı Milliye ruhunda saklıdır. Buna da itirazımız yoktur. Ama o birileri “Cumhuriyet’in değerleri” olarak İnönü döneminde yapılıp edilenleri emsal gösterecekse, işte orada durun deriz! O dönemde yapılanlar ne Cumhuriyetçilikle bağdaşır, ne de demokratlıkla.

Cumhuriyet’i 6 Ok’a ve İnönü’nün faşizan zihniyetine hapsetmek, Cumhuriyet’imize yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Dahası, İnönü’yü eleştiriden muaf tutmak veya her İnönü eleştirisi yapıldığında “Cumhuriyet düşmanlığı” diye tepinip durmak akla ziyan bir davranıştır.

Erdoğan için “tek adam” deyip duranların hâlâ İnönü’yü tartışmadan muaf “Milli Şef” olarak yüceltmeleri sizce nasıl bir anlayışın ürünüdür?

Sabah akşam Erdoğan’a “diktatör” diye çemkireceksiniz, sonra kalkıp İnönü eleştirildiğinde Cumhuriyet’in arkasına sığınıp edepsizce saldıracaksınız!

Yok öyle yağma!

Siz Cumhuriyet’in sahibi/efendisi değilsiniz. Beyaz adam edasıyla parmak sallamaktan vazgeçiniz.

Osmanlı adına Cumhuriyet’i, Cumhuriyet adına Osmanlı’yı düşman bilenlerden değiliz. Tüm eleştirilerimize rağmen İnönü’yü de tarihimizin bir parçası olarak görürüz; Cumhuriyet’imizin tartışılmaz “Şef”i olarak değil.

(Not: Bundan böyle haftanın iki günü yazacağım. Salı ve cuma inşallah.)

Yenişafak

Yorumlar1

  • mim KIRIMLI 1 hafta önce Şikayet Et
    Kalemine güç versin Mevlam. çok yerinde tesbitler cahiller anlamaz sayın Metiner.Ama siz tarihi gerçekleri ortaya koymuşsunuz.Sağolun varolun teşekkürler.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat