Boşa kostaklanma kostak değilsin Karan

  • GİRİŞ15.04.2014 10:52
  • GÜNCELLEME15.04.2014 10:52

Paralel medya, bu yalana dört elle sarıldı.

Daha mürekkebi kurumadan, toplantıya katılan gazeteciler ve bakanlık iddiayı çürüttü.

İsmet Berkan (Hürriyet): Ben işitmedim öyle bir şey.

Yıldıray Oğur (Türkiye): Tam tersine. Sorular üzerine 'Dış istihbarat ihtimalinin zayıf olduğu' net bir şekilde söylendi. Küçük bir salondu, kulakları olan herkes de duydu bunu.

Barçın Yinanç (Hürriyet Daily News): Ben 'Dinleme dış kaynaklı' diye bir şey duymadım.

Nagehan Alçı (Milliyet): 'Dış istihbarat' açıklaması tamamen manipülasyon. Ceyda'nın kendi yorumu sanki Dışişleri'nin yorumu gibi aksettirilmiş.

Aslı Aydıntaşbaş (Milliyet): Toplantıdaki yetkililere kaydın dış istihbarat kaynaklı olup olmadığını sorduk. Bize, dış istihbarat kaynaklı bir dinleme olmadığı yanıtı verildi. Hatta yetkili bunun 'Dış kaynaklı olması zayıf kanaatindeyim' dedi. Görüştüğüm bir dizi yetkili ise yine bu kaydın dış istihbarat kaynaklı değil daha ziyade içeriden yapılmış bir dinleme olduğu görüşündeler.

*

Paralel medyanın 'Biz yapmadık, başkaları yaptı' demek için Ceyda Karan'ın açıklamasına dört elle sarılmasını anlarım.

'Biz yaptık' mı desinler?

Kesin delil ile ispat edilmediğine göre, vaziyet netleşene kadar o ipte oynamaya devam edecekler.

*

Kara Murat'ın başı derttedir.

Fatih'in fedaisi Kara Murat, yaptığı kahramanlıklarla içeride çok sevilen, dışarıda çok korkulan biri haline gelmiştir.

Düşmanlara göz açtırmamasıyla nam salmıştır.

Fakat bu defa işi zordur; birkaç arkadaşıyla beraber düşman askerleri tarafından sarılmış durumdadır.

'Hanginiz Kara Murat?' diye sorarlar.

Kara Murat atılır: 'Benim...'

Hemen ardından bir başkası çıkar: 'Benim...'

Sonra diğerleri: 'Benim, benim, benim...'

Düşman komutan uyanık biri; soruyu başka türlü sorar:

'Hanginiz Kara Murat değil?'

Etrafındakilerin hepsi, elleriyle Kara Murat'ı işaret ederler: 'O değil...'

İmzasını unuttuğum -değerli çizer mazur görsün- eski bir karikatür bu.

Demek istediğim, belki de paralel arkadaşlara soruyu başka türlü sormak lazım.

İLTİFAT EDERKEN

'Öyle güzel ki gözlerin, bakmasını bir bilsen

Öldürür mahvedersin, yakmasını bir bilsen...'

İltifat ederken hakaretleri peş peşe sıralamaya güzel bir örnek bu meşhur şarkının sözleri.

Gözlerin güzel ama bakmasını bilmiyorsun.

Bakmayı ve yakmayı bilsen, öldürür mahvedersin.

KİM CUMHURBAŞKANI ADAYI OLSUN?

Bir okurumuz, Cumhurbaşkanlığı için Fatih Terim'i uygun gördüğünü bildiriyor.

'Hem İtalyancası da var. İmparator aynı zamanda. Neden olmasın?'

Fakat imparatorluk başka, cumhurbaşkanlığı başka.

İtalyanca dediğin de İtalya dışında konuşulmuyor.

Olmaz.

Milletvekili değil her şeyden önce... Meclis içinden biri bulunmalı.

(Lütfen gözden kaçırmayalım, iktidar partisinin adayı çok büyük ihtimal belli. Muhalefet adına düşünüyoruz.)

Kamer Genç uygundur bence.

Çankaya'nın arazisi geniş... Bir sürü çiçek var... 7/24 sulasa bitiremez.

Bir diğer aday olabilecek kişi, Nur Serter.

Onun çiçek sulama alışkanlığı en fazla bir iki saksı ile sınırlı olabilir.

Fakat biliyoruz ki ikna odası tecrübesi herkesten ileri seviyede.

Köşk'ün odalarından birini ikna odası olarak ayırır.

Kim gelse ikna eder.

Yazının tamamı için tıklayınız

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat