‘Yeşil Pasaport’ ayrıcalığı tehlikede mi?
- GİRİŞ28.01.2026 08:53
- GÜNCELLEME28.01.2026 08:53
Son günlerde gündemde “Yeşil Pasaport” tartışması var.
Devletin, kıdemli memurlarına tanıdığı “Yeşil Pasaport” prestijli ve ayrıcalıklı bir pasaport olarak görülüyordu. Schengen bölgesi başta olmak üzere yüzlerce ülke, devlet memurlarına, belirli hizmet süreleri ve kadro dereceleri karşılığında verilen “hususi pasaport” diye de bilinen “Yeşil Pasaport” aracılığıyla vizesiz giriş hakkı tanıyor/du.
Ancak son yıllarda bu ayrıcalığın temellerini sarsan gelişmeler oldu. “Yeşil Pasaport” sahibi sayısı hızla arttı! Dolayısıyla hem içeride hem dışarıda tartışmalar alevlenmeye, itirazlar yükselmeye başladı. AB ülkeleri, yeşil pasaportu başlangıçta Türkiye ile yapılan anlaşmaların ruhuna uygun buluyordu. “Elit” bir statü olduğu varsayımıyla “vize muafiyeti” sağlanmıştı!
Fakat zaman içerisinde bu durum çok farklı bir noktaya evrildi.
Bugün geldiğimiz noktada “Yeşil Pasaport” tartışmaları, Türkiye'nin iç politika dinamikleriyle AB ilişkilerinin kesişim noktasında yer alıyor. Yeşil Pasaport sayısı artarken AB'nin rahatsızlığı da artıyor! Yakın gelecekteki vize kısıtlamaları ihtimali ciddi bir tehlike olarak gündemdeki yerini aldı bile.
Yeşil pasaport sayısı milyonları aşmış durumda! Öyle ki neredeyse bordo pasaport ile yarışıyor! Özel sektör çalışanları, belediye personeli, sendika üyeleri gibi gruplara kadar genişletilen bu dağıtım, AB’de “kötüye kullanım” algısı oluşturdu. Brüksel, muafiyetin artık esas amacından uzaklaştığını, “Elit” bir statüden çıktığını ve kabul edilen ilkelerle örtüşmediğini düşünüyor.
Göç, güvenlik ve suistimal endişeleri bu ülkelerin bu kararlarını yeniden gözden geçirmesine sebep olabilir. Aslında en büyük muhtemel tehlike, bu muafiyetin kısmen ya da tamamen kaybedilmesi. Bu da devletin işlerini sağlıklı yürütememesi anlamına gelir! Düşününüz ki bir “genel müdür”, bir “daire başkanı”, bir “rütbeli asker” yurt dışına çıkmak için vize arayışına giriyor ve ivedi toplantılara katılamıyor! Kıdemli memurları saymıyorum bile…
Devlet kendi memurlarına tanıdığı bu ayrıcalığı özel sektöre yaymamalıdır. Bu tarihî bir yanlış olur! Yakın gelecekte Schengen girişlerinde ön onay zorunluluğu, ret riski veya doğrudan vize talebi gündeme gelebilir! Bu muhtemel tehlikenin kapıda olduğunu söyleyelim. İngiltere ve ABD zaten yeşil pasaportu vize kapsamına almıyor! Bu durum AB ve diğer ülkeler için emsal oluşturabilir. Eğer AB benzer adımı atarsa devletin yurt dışındaki kamu yönetimi ile alakalı işleri menfi yönden etkilenecektir!
Türkiye-AB ilişkilerindeki genel tıkanıklık da bu riski büyütüyor.
Peki ne yapılmalı?
Yeşil pasaportun değerini korumak için öncelikle dağıtım kriterleri sıkılaştırılmalı ve kamu hizmeti karşılığı “emeğin ödülü” niteliği yeniden vurgulanmalı, muhtemel genişletmeler ivedilikle sınırlanmalı ve iptal edilmelidir.
Yeşil pasaport hem devlet hem de memurları için ayrıcalıklı bir nimet olsa da bu kontrolsüz genişleme, özeldeki meslek birliklerine tanınan/tanınacak yeni haklar bu nimeti işlevinden koparabilir! Bu önemli “ayrıcalık” ancak kontrollü ve hak edenlere verildiği sürece anlamlı kalır. Aksi takdirde yarın bütün kıdemli devlet memurları da diğer vatandaşlar gibi bordo pasaportla aynı uzun kuyruklarda bekleme riskiyle karşı karşıya kalabilir!
Bu devlet için büyük risktir! Dolayısıyla bu sadece bir pasaport meselesi değil, devletin sözüne duyulan güvenin ve uluslararası ilişkilerin de bir sınavıdır aynı zamanda! AB'nin endişelerini gidermek için ortak güvenlik protokolleri geliştirilmesinde fayda vardır.
Hasılı, yeşil pasaport "kontrollü bir ayrıcalık" olarak kalmalıdır. TBMM çatısı altındaki vekiller bu gerçekleri göz ardı etmemelidir. Devletin bir zamanlar kendi memurlarına getirdiği bu kolaylık ve ayrıcalık paylaşılmamalıdır. Daha önce verilen hakların bazıları da iptal edilmeli ve bu pasaportun değeri korunmalıdır. Yarın çok geç olabilir, Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan da olabiliriz zira!..
Türkiye Gazetesi
Yorumlar2