CIA Kürt kartıyla ne yapmayı planlıyor?
- GİRİŞ06.03.2026 09:23
- GÜNCELLEME06.03.2026 09:23
Orta Doğu’daki ‘kullanışlı Kürtler’ ABD’nin vekalet aparatı mı?
Zaman ve konjonktür bu söylemi ve soruyu doğruluyor.
ABD’nin eli ne zaman sıkışsa kenarda beklettiği kullanışlı Kürt peşmergeler anında devreye giriyor. İran savaşının başlamasıyla oyun kurucu, yine bu kullanışlı Kürtleri de unutmamış ve senaryoya dâhil etmiş!
CIA’nin Suriye’deki kullanışlı Kürtleri İran sınırına kaydırdığı şeklindeki ilk haberi bir hafta önce gazetemiz Türkiye duyurmuştu. ABD, İran’da muhtemel bir iç ayaklanma için İran Kürtlerini baştan çıkardığı gibi Suriye’deki maşalarını da İran’a yönlendirdi.
Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen unsurlarla dolu. CNN International’in önceki gün kamuoyuyla paylaştığı bir haber, bu bağlamda oldukça dikkat çekiciydi. İddiaya göre CIA, İran rejimine karşı bir halk ayaklanmasını tetiklemek amacıyla İranlı Kürt muhalif grupları -özellikle PDKI (İran Kürdistan Demokrat Partisi) ve PAK (Kürdistan Özgürlük Partisi) gibi Peşmerge kökenli oluşumları- silahlandırma, destekleme ve yönlendirme planları üzerinde çalışıyor/muş!
Uluslararası kaynaklara baktığımızda Trump yönetiminin, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) liderlerle de aktif görüşmeler yaptığını görüyoruz. Hatta kimi kaynaklar, Başkan Trump’ın Kürt kartı Mustafa Hijri ile doğrudan telefon görüşmesi yaptığını ve IKBY’den üst düzey komutanlara da çağrıda bulunduğunu söylüyor.
Dünyaya barış getireceğini söyleyerek ABD halkının oylarını alan Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu’yu ateş topuna çevireceğini kimseler tahmin etmiyordu lakin ABD derin devletinin genetiğini bilenler bunun asla böyle olmayacağının bilincinde ve farkında idiler.
Barışsever(!) Trump’ın, vekaletindeki Kürt gruplarına ciddi miktarda silah sevkiyatında bulunduğunu söyleyelim. Amaç İran’ın batı sınırlarında Kirmanşah ve Urmiye bölgelerinde İran güvenlik güçlerini meşgul etmek! Böylelikle Tahran ve İsfahan gibi büyük şehirlerdeki protestoları bastırmayı zorlaştırmak ve bu grupların provokatörlüğün yanı sıra kara operasyonlarında da ön saflarda yer almasını sağlamak!
Beyaz Saray ve CIA’dan resmî bir açıklama gelmese de bölgenin hassas dengelerini göz önünde bulundurarak bu tür iddialar çok boyutlu değerlendirilmelidir. Tarihsel sürece baktığımızda ABD’nin Kürt gruplarla ilişkisi her zaman pragmatik bir çerçevede şekillenmiştir. Ancak bu yeni senaryo, İran’daki rejim değişikliği çabalarının bir parçası olarak, bölgesel aktörleri etkileyebilir. İran rejimi zaten iç baskılarla karşı karşıya. Ali Hamaney’in ölümü sonrası Devrim Muhafızları’nın yönetimi devralması, bazı halk hareketlerini tetiklemiş durumda ve ülke karanlık bir geleceğe gebe...
Peki bu gelişmelerin Türkiye’ye etkisi ne olabilir?
Türkiye bu gelişmeleri ulusal güvenlik ve bölgesel barış perspektifi çerçevesinden yakından izlemektedir. İran’daki herhangi bir istikrarsızlık doğrudan ülkemizi etkileyebilir. Özellikle PKK/PYD ve PJAK gibi ABD/İsrail bağlantılı unsurların hareketliliği, sınır güvenliğimizi riske atabilir. Henüz somut kanıtlar olmasa da bu tür iddialar Ankara’da dikkatle takip ediliyor. Ayrıca, muhtemel bir ayaklanmanın tetikleyeceği bir mülteci akını için de birçok senaryonun hazırda bekletildiğini söyleyelim...
Jeopolitik açıdan ABD’nin bu “Kürt kartı” hamlesine karşı Türkiye, proaktif ve dengeli bir yaklaşım benimsiyor. Öte yandan sınır güvenliğinin üst seviyeye çıkarıldığını belirtelim. PJAK’ın agresif hareketliliğine karşı sınırlı ve dahi önleyici operasyonlar, uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilebilir.
Bu süreçte özellikle Azerbaycan ve TDT üzerinden Türk Cumhuriyetleriyle dayanışma yolları güçlendirilmelidir. Bunun yanı sıra Rusya ile İran’ın istikrarı konusunda sessiz bir mutabakat aranmalıdır. Ayrıca Suriye’de süreçteki Kürt entegrasyonunu hızlandırmak, menfi domino etkisini önleyecektir.
Hasılı Türkiye bu gelişmeleri fırsat bilerek, diplomatik ağırlığını ve stratejik derinliğini kullanarak bölgesel barışı koruma rolünü pekiştirme kabiliyetine haizdir. Kürt kartı masaya konsa da Ankara’nın eli sanıldığından da güçlüdür. Diplomasi ve caydırıcılıkla dengeleri lehimize çevirebiliriz.
Bu, sadece ülkemizin değil, tüm bölgenin geleceği için hayati bir adım olur.
Türkiye Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol