Gagavuzya özerkliğini kaybetti mi?

  • GİRİŞ19.08.2026 09:49
  • GÜNCELLEME19.08.2026 09:49

Gagavuzya Özerk Cumhuriyeti, Doğu Avrupa jeopolitiğinde Sovyetler Birliği sonrası dönemde barışçıl yöntemlerle özerklik kazanmış nadir bölgelerden biri olmasına rağmen, günümüzde egemenlik hakları ve idari yetki paylaşımı bağlamında tarihinin en kritik varoluşsal krizlerinden birini yaşıyor.

Moldova Cumhuriyeti’nin güneyinde yer alan ve nüfusunun büyük çoğunluğu Hristiyan Ortodoks Türklerinden oluşan bu özel bölge, son dönemde Kişinev merkezî yönetiminin her geçen gün artan hukuki ve siyasi baskılarıyla boğuşuyor. Merkezî otorite ile Komrat arasındaki ilişkiler, karşılıklı güvensizlik ve jeopolitik yönelim farklılıkları nedeniyle tamamen tıkanmış durumda!

Gagavuzya'nın hukuki statüsü, 23 Aralık 1994 tarihinde merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in diplomatik ara buluculuğu ve dönemin Moldova Cumhurbaşkanı Mircea Snegur'un uzlaşmacı yaklaşımıyla kabul edilen "Gagavuz İdari Yeri Özel Hukuki Statüsü Kanunu"na dayanıyor.

Bu kanun; Gagavuz Türklerine geniş bir kültürel, idari ve ekonomik özerklik tanımış ve Moldova’nın bağımsızlığını kaybetmesi durumunda Gagavuz halkına istikballeri için kendilerine söz hakkı dahi sunmuştur.

Mamafih, bu özel statü 9 Temmuz 2026 itibarıyla Moldova Anayasa Mahkemesi tarafından verilen radikal bir kararla ağır bir darbe aldı. Mahkeme, 1994 tarihli statü yasasının kritik hükümlerini anayasaya aykırı bularak iptal etti! Bu karara göre Gagavuzya'nın Kişinev'den bağımsız olarak kendi Merkezî Seçim Komisyonu'nu kurma ve yerel seçimleri düzenleme yetkisi elinden alındı.

Bölgesel yönetimin adalet, içişleri, bilgi ve güvenlik bürokrasisindeki üst düzey yöneticileri doğrudan atama hakları iptal edildi! Bu hamle özerkliğin içinin boşaltılması ve yetkilerin merkezî yönetime devredilmesi süreci olarak nitelendirilebilir. Bu karar Gagavuzya'nın başkenti Komrat'ta büyük bir infiale yol açtı.

Peki ne oldu? İlişkiler neden bu hâle geldi?

Aslında Kişinev ve Komrat arasındaki kronik uzlaşmazlığın temelinde, derin jeopolitik vizyon ayrılıkları ve etnik aidiyet endişeleri yatıyor. Moldova’da iktidarda bulunan Batı yanlısı ve Avrupa Birliği entegrasyonunu hedefleyen yönetim, Ukrayna Savaşı’nın oluşturduğu konjonktürü kullanarak Rus etkisini tamamen kırmayı amaçlıyor. Lakin tarihsel, dilsel ve ekonomik bağlar nedeniyle Rusya Federasyonu ile yakın ilişkiyi benimseyen Gagavuzya, dış politika çizgisinde Kişinev ile ters düşüyor.

Öte yandan Romanya ve Moldova arasındaki entegrasyonun derinleşmesi ve muhtemel birleşme senaryoları, kimliklerini kaybetmekten korkan Gagavuz Türklerinde güvenlik endişesi doğuruyor...

Bir diğer stratejik kırılma da doğrudan siyasi baskılar! Kişinev, Gagavuz liderliğini Moskova’nın Moldova’yı istikrarsızlaştırmak için kullandığı bir aktör olarak görüyor. Nitekim Mayıs 2023 seçimlerini kazanan Rusya yanlısı Gagavuzya Cumhurbaşkanı Yevgenia Gutsul, federal otoriteler tarafından yargılandı ve Ağustos 2025'te 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hücre hapsinde bulunan Gutsul, 2026 yılında yayımladığı "Gutsul Davası: Siyasi Zulmün Anatomisi" adlı kitabıyla süreci uluslararası kamuoyuna taşıdı!

Gagavuzya, Türkiye Cumhuriyeti’nin Balkanlar ve Doğu Avrupa politikasında kritik bir stratejik nirengi noktası olarak hayati öneme haiz. Türkiye, bölgedeki soydaşların dil ve kimlik varlıklarını korumak adına her dönem kurumsal bağlar tesis etti. Jeopolitik olarak Türkiye, bölgeyi Moldova’nın toprak bütünlüğü içerisinde bir "dostluk köprüsü" olarak konumlandırıyor. TİKA vasıtasıyla yapılan altyapı, sağlık ve eğitim yatırımları, Türkiye'nin bölgedeki yumuşak gücünün en somut göstergesi...

"Gagavuzya özerkliğini tamamen kaybetti" diyebilir miyiz? Elbette hayır. Bu, yasal olarak mümkün değil. Lakin “kâğıt üzerinde var olan ama fiilen içi tamamen boşaltılmış bir özerklik" dönemine girildiğini söylemek en gerçekçi tespit olur.

Hasılı, Türkiye hem Batı yanlısı Kişinev hükûmetiyle hem de soydaş Gagavuz halkıyla konuşabilen tek önemli aktör olarak dengeleyici diplomasi yürütecektir. Moldova Anayasa Mahkemesi'nin son kısıtlama kararları karşısında, Türkiye’nin Karadeniz’deki istikrarı korumak ve soydaşlarının otuz yıllık kazanımlarını güvence altına almak adına, Moldova’nın toprak bütünlüğü çerçevesinde tarafları yeniden uzlaştıracak bir diyalog masasına davet etmesi faydalı olacaktır.

Meryem Aybike Sinan / Türkiye Gazetesi

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat