Avrupalı “Beyaz” Terör
- GİRİŞ17.03.2019 12:03
- GÜNCELLEME19.03.2019 09:20
Yeni Zelanda’da meydana gelen saldırıyla birlikte, son yıllarda başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede Müslümanlara yönelik olarak gerçekleştirilen saldırılar, bunların bireysel inisiyatifler neticesinde mi yoksa örgütlü bir yapının unsurlarının faaliyetleri çerçevesinde mi gerçekleştirildiği sorularını akıllara getiriyor. Yeni Zelanda’da gerçekleştirilen bu saldırılarının bireysel bir girişimin ötesinde olduğunun önemli bir göstergesi saldırının çok yönlü bir organizasyon ve profesyonelliği gerektiren bir biçimde icra edilmiş olmasıdır. Bununla birlikte saldırı sonrasında Brenton Harrison Tarrant dışında saldırıyla ilişkili olduğu için tutuklanan ve kimliği açıklanmayan iki kişinin daha bulunması bu durumun bir diğer göstergesidir. Ancak burada da Norveç saldırısı sonrasında olduğu gibi detaylı bir soruşturma yapılmayarak hatta saldırganın akıl sağlığının yerinde olmadığı ileri sürülerek, bu olayın bireysel bir girişim olarak lanse edilmeye çalışılması bizi şaşırtmayacak bir uygulama olacaktır.
Fakat mezkûr saldırının gerçekleşme biçimi, etkisi ve saldırıda kullanılan silah vasıtasıyla verilen mesajlar kindar bir tarih bilincinin dışa vurumu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle saldırgan tarafından yazıldığı iddia edilen ve Müslümanlara karşı yayılmakta olan tepki, kin ve nefretin başlıklar halinde aktarıldığı 74 sayfalık yazı bir korku ortamı yaratmayı amaçlayan toplum mühendisliği çalışması olarak değerlendirilmelidir. Saldırının caniliği de bunu amaçlamaktadır. Ayrıca ciddi bir maddi gelire sahip olmayan saldırganın 5 adet ruhsatlı silaha sahip olması da üzerinde durulması gereken diğer bir husustur. Bununla birlikte saldırganın silahı tutuşu ve şarjör değiştirmesi de bu konuda eğitim almış birisi olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla ifade edilen tüm detaylar göz önünde bulundurulduğunda yaşananlar bir üst yapının organizasyonunu akıllara getirmeye yetmektedir.
Benzeri bir saldırıyı bir Müslümanın gerçekleştirmesi durumunda “İslami Terör Saldırısı” ifadesini kolaylıkla kullanan dış basın bu olay için yalnızca “cami saldırısı” ibaresini kullanmakla yetinmiştir.
Dolayısıyla bu saldırılara terör saldırısı demenin önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Gerçekleştirilen eylemler gerek hukuki literatür bağlamında gerekse uluslararası ilişkiler literatürü açısında “terör saldırısı” olarak nitelendirilebilecek mahiyettedir. Bu yüzden son zamanlarda Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen bu saldırıları organize eden bir yapının varlığı artık sorgulanmalıdır.
Christchurch kentindeki Nur (Al Noor) ve Linwood camilerinde ibadet eden Müslümanlara yönelik saldırılar elbette Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen kanlı bir eylem olarak tarihe geçecek ve son olmayacaktır. Bunun yanı sıra saldırganın saldırı esnasında canlı yayın yapması, kullandığı silahlar üzerinde yer alan ifadeler ve saldırı öncesinde yayınladığı 'Büyük Yer Değiştirme' (The Great Replacement) başlıklı 74 sayfalık yazı değerlendirilmesi gereken ve esasında olayı anlamlandırmamızı sağlayacak unsurlardır.
Saldırgan camilerin bulunduğu alan giderken aracında Sırp milliyetçi milisleri Çetniklere ait "Serbia Strong (Güçlü Sırbistan)" olarak bilinen ve 1990'lardaki Bosna savaşındaki eylemleri nedeniyle soykırım ve savaş suçlarından mahkum edilen, "Bosna Kasabı" olarak tanınan Sırp lider Radovan Karaciç'e övgüler içeren bir marşı dinliyor. Kullandığı silahın üzerinde yer alan ifadeler arasında 732’de Poitiers(Tours) savaşında Endülüs Emevileri’ni yenilgiye uğratan Charles Martel adlı Frank Krallığı komutanın adı, 2. Viyana kuşatmasının tarihi, I.Murat’ı şehit eden Miloş Obliç’in adı gibi çok eski tarihli hatırlatmaların yanı sıra son yıllarda Avrupa da göçmenlere karşı saldırı gerçekleştiren kişilerin adları da yer alıyor. Bilindiği kadarıyla Lise mezunu olan ve başkaca ciddi bir eğitim almamış birisinin bu kadar çeşitli tarihi vakıaları bir araya toplayabilmesi de şaşırtıcı bir durumdur.
Uzun bir kindar tarih hafızasının onlarca kişiyi öldüren bir silahın üzerinde yeniden canlandığını gördük. Saldırının her anında birçok mesaj bulunmaktaydı. Bunlardan belki de en önemlileri saldırının gerçekleştirildiği silahta yer alıyordu. Silahın üzerinde de saldırının temellendirildiği ve ilham alındığı olaylar ve kişiler aktarılmış. Esasında bu kanlı tarih hafızasının resmedildiği silah bile saldırının tek bir kişinin ürünü olmadığını gösteriyor gibi durmakta. Hele ki, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede göçmenlere ve Müslümanlara yöneltilen ırkçı nefret söylem ve eylemlerini bir bütün haline getirmiş olan ve saldırıdan önce saldırganın Twitter hesabından paylaşılan yazı kusursuz bir kurgunun bir parçasını oluşturuyor. Saldırgan Brenton Harrison Tarrant tarafından hazırladığı iddia edilen bu yazıda, saldırgan 2011 Norveç Katliamından etkilendiğini ve Anders Behring Breivik'ten "ilham aldığını" belirtiyor. Hatırlanacağı üzere Breivik önce bir bombalı saldırı gerçekleştirmiş ardından da 77 kişinin ölümüne yol açan saldırıyı gerçekleştirmişti. Burada da Brenton Harrison Tarrant’ın arabasında bulunan el yapımı bombalar yakalanmasaydı bir eylem daha gerçekleştirebileceğini akıllara getirmektedir. Yayınlanan yazıda “Beyaz Olmayan CEO’lara Ölüm” , “Avrupa Avrupalılar İçindir” , Türklere ilişkin başlıkta “Avrupa'ya Gelirseniz Sizi Öldüreceğiz”, “Yüksek Profilli Düşmanlar” başlığında da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın adına yer verilerek adeta hedef gösterilmektedir.
Bu bağlamda manidar bir husus ise “Avrupa Avrupalılar İçindir” sloganını kullanan ve Avrupa seyahatlerim neticesinde saldırıya karar verdim diyen bir Avustralya vatandaşının İslam karşıtlığının üst seviyede olduğu Avrupa’da bir saldırı düzenlemek yerine, bildiğimiz kadarıyla bu güne kadar ciddi bir İslam karşıtı eylem gerçekleşmeyen ve Avrupa’ya göre az sayıda Müslümanın yaşadığı Okyanusya kıtasında yer alan Yeni Zelanda’da bir saldırı gerçekleştirmesidir. Bu ise saldırganın mantığı ile tenakuz halinde bir durumdur.
İslam karşıtlığının dünyanın birçok yerinde körüklendiğinden kimsenin şüphesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu körükleme durumu artık silahlı eylemlerin vuku bulacağı bir aşamaya taşınmış olabilir. Geçmiş yıllarda Almanya’da meydana gelen NSU (Nasyonal Sosyalist Yeraltı) cinayetlerini ve bu yaşananları göz önünde bulundurarak Avrupa’da yaşanan ve yaşanacak olan “İslam Karşıtı” saldırılara yazı boyunca ifade edilen zaviyeden bakarsak daha sağlıklı değerlendirmeler yapabileceğimiz kanaatindeyim.
Muharrem Çelik - Haber7
Yorumlar9
-
Fatih G.
7 yıl önce
Şikayet Et
Her hadisede olduğu gibi bu olay da yanlış/eksik bilgilerle sulandırılıyordu. Hasret kaldığımız bir kalem işçiliği ile; bu menfur hadisede, “Beyaz” terörün vekaleten değil asaleten icra edildiği ve fiilde bireysel olsa da fikirde bireysel bir hadise olmadığı hususları kuşatıcı ve açıklayıcı bir şekilde işlenmiş. Yazarımızın ellerine sağlık, yolu açık olsun.
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Alp
7 yıl önce
Şikayet Et
Tüm Dünya'da ve özellikle Avrupa'da, (Ayasofya, Konstantinapolis, tekrar Avrupa'nın isgal edileceği) soyylemleriyle ırkçı ve aşırı sağcı Hristiyanlar'ı Türkiye'ye Müslümanlar'a karşı kışkırtmak ve çıkması muhtemel savaşın altyapısını hazırlamaktır amaçları.
Beğen
-
Alihan Yılmaz
7 yıl önce
Şikayet Et
Haberlerde kaç gündür gördüğümüz olayı nasıl okumamiz gerektigini,bunlarin arkasının kesilmeyecegini bize anlatan bir yazı olmuş, minnettarım sunuyorum yazara
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
İbrahim Bulutcan
7 yıl önce
Şikayet Et
bireysel bir eylem değil bir çok unsurla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor ve bu yazı gayet başarılı bir şekilde işlemiş tebrikler
Beğen
Cevapla
Toplam 4 beğeni
-
HÜSEYİN HAKVERDİ
7 yıl önce
Şikayet Et
Başarılı bir çalışma olmuş.
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
MEHMET SOYDAN
7 yıl önce
Şikayet Et
Az makale okumama rağmen, bu makalede çok fazla birikim gördüm.Teşekkürler
Beğen
Cevapla
Toplam 6 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle