Sosyal medyada müstakil ve bütüncül bir kanun ihtiyacı

  • GİRİŞ23.04.2026 09:24
  • GÜNCELLEME23.04.2026 09:27

Sosyal Medyanın düzenlenmesi Avrupa’da ilk olarak 2018 yılında Almanya tarafından gerçekleştirildi. Ardından diğer ülkelerde de birtakım girişimler olsa da bunlar sonuçsuz kaldı. Ülkemizde de 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a yapılan bazı eklemeler ile bu eğilim takip edildi. Bu kanuna platformların Türkiye’de temsilci bulundurmaları, rapor yayınlamaları gibi önemli düzenlemeler eklenmiştir. Bunlar hiç şüphesiz önemli girişimlerdi. Ancak uygulamada bir karşılık bulmadı ve gündemdeki sorunlar hala tartışılmaya devam ediyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve başlamasıyla birlikte Türkiye tarafından yeniden kararlı bir şekilde gündeme getirilen bu konu esasında görünenin ötesinde çok daha önemli bir soruna işaret ediyor; ulusal hukukun, küresel şirketlerin "topluluk standartları (kendi düzenlemeleri) " karşısında askıya alınması...

Peki sosyal medya neden düzenlenmeli?

Bu soruya ilk bakışta verilen cevaplar —hakaret, nefret söylemi, kişilik haklarının ihlali— bunlar kesinlikle doğru ancak ben daha farklı bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Sosyal medya platformlarının ulusal hukuk düzenleri karşısındaki konumu... Çünkü Sosyal medya platformları ulusal hukuku adeta tanımıyor, bu sadece Türkiye’de böyle değil dünyanın birçok ülkesinde durum bu şekilde. Platformlar kendi topluluk standartlarını ulusal hukukun üstünde tutuyor. Esasında böylelikle ortaya fiilen yeni bir “normlar hiyerarşisi” çıkıyor ancak bu hiyerarşinin üstünde ulusal yasalar değil, küresel özel şirketlerin kuralları yer alıyor. İşte asıl tehlikeli nokta burası.

Platformların bu yaklaşımının temel sebebi belki ilk etapta veri ekonomisi, reklam gelirleri, operasyonel maliyetler gibi ticari kaygılar olarak karşımıza çıkmaktaydı. Ancak son yıllarda yaşanan ve herkesin malumu olan olaylardan dolayı artık bu mesele de farklı bir boyut kazandı ve sosyal medya yapay zekanın da gelişmesi ile en etkili manipülasyon ve dezenformasyon alanı haline geldi. Bu noktada da platformlar hukuk tanımaz bir yaklaşım benimsedikleri için bununla mücadele etmenin önemi ciddi ölçüde arttı.

Özetle; sosyal medyanın mevcut hali üç temel sorunu beraberinde getiriyor: Devletlerin süreç dışına itilmesi, şeffaflık eksikliği ve hukuki belirsizlik. Buna bir de giderek artan manipülasyon riski eklendiğinde, düzenleme ihtiyacı artık bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor. Ayrıca gerek gerçek kişiler gerekse tüzel kişiler sosyal medya üzerinden birçok hukuka aykırılık karşısında hukuki olarak korumasız kalmakta.

Bu noktada çözüm ne?

Bunun önüne geçebilecek temel etken devletlerin kararlı bir duruş ortaya koymalarıdır. Ancak diğer ülkelerdeki tecrübelerin gösterdiği üzere bu tek başına yeterli olmayıp platformlarla iş birliği içerisinde bu sorunların çözüme kavuşturulması en etkili yöntem olarak karşımıza çıkıyor. İş birliği olmadan teknik olarak tamamen dışında olunan bir mekanizmanın hukuki olarak -etkin- bir şekilde düzenlenmesi gerçekçi değil. Nitekim iş birliğinin önemi, 5651 sayılı Kanun’da yapılan düzenlemelerin uygulamada gerek hukukçular gerekse platform kullanıcısı vatandaşlar nezdinde somut bir çıktı/fayda meydana getirmemesinden de açıkça görülmektedir.

Temel mesele sosyal medya platformlarının kullanıcılarına dayattıkları hukuksuz alanın ortadan kaldırılması için sosyal medyanın hukukun koruma alanının içine sokulmasıdır. Sosyal medyanın düzenlenmesinin yeniden gündeme geldiği günümüzde daha önce yapıldığı gibi 5651 sayılı kanuna eklemeler yapılarak bu sürecin yürütülmemesi gerekmektedir. Sosyal medya için bütüncül, sistematik ve müstakil bir kanun yapılmalıdır. Bu yapılırken yazı dizisinin sonraki yazılarında değineceğimi belirttiğim hem teknik hem de hukuki gereklilikler ve diğer meseleler de toplu bir şekilde değerlendirilip tamamı göz önünde bulundurulmalıdır. Zaten uygulamanın belirsiz ve etkisiz olduğu bu konuda parça parça eklemeler ile sosyal medyanın düzenlenmesi hukuki öngörülebilirliği azaltmakta, uygulama birliğine zarar vermektedir. Dolayısıyla sosyal medya düzenlemesi için bütüncül ve sistematik bir kanun yapma yaklaşımı benimsenmeli ve platformlarla iş birliği içinde müstakil bir kanunda tüm hususlar düzenlenmelidir.

Bu yazı dizisinde bu şekilde bir giriş yapıldıktan sonra, platformlardaki hukuka aykırı içerikler ve içerik denetimi, şikâyet mekanizması ve topluluk standartları, kullanıcıların platforma bildirimlerinin cevapsız kalması ve bunun bir yaptırımının olmaması, viralleşme sorunu ve doğrulama mekanizması, düzenlemeci bir yaklaşım sergileyen AB ve Almanya’ya karşı ciddi bir muafiyet tanıyan ABD’deki durum ve kullanıcıların verilerinin güvenliği gibi hususları da içeren değerlendirmeler yapacağız.

Av. Dr. Muharrem Çelik

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat