Sokakta sahipsiz kalan yaşam hakkı ve başıboş köpek tehdidi

  • GİRİŞ05.05.2026 14:46
  • GÜNCELLEME05.05.2026 14:46

Türkiye’de çeşitli kaynaklarda 6-10 milyon arası başıboş köpek mevcut olduğu ileri sürülmektedir. Diğer taraftan 1111 belediyeden yalnızca 273’nün barınağının bulunduğu bunların kapasitesinin ise 89 bin 451 ile 105 bin arasında olduğu belirtilmektedir.

İnsan sağlığını ve güvenliğini tehdit eden olayların artmasıyla 2024 yılında Hayvanları Koruma Kanunu’nda birtakım değişiklikler yapılmıştır.

 Değişiklik öncesinde uygulanan "yakala-kısırlaştır-geri bırak" yöntemi başıboş köpek sayısının bu denli artmasına neden olması ve soruna çözüm üretmekten uzak olması dolayısıyla terk edilmiştir.

Değişiklik sonrasında ise belediyeler sokaktaki köpekleri toplamak, bakanlık veri sistemine kaydetmek ve rehabilite edilen hayvanları sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde barındırmakla yükümlü hale getirilmişlerdir. Yine bu kanunda belediyelere bu gereklilikleri tamamlamaları için 2028 yılına kadar süre verilmiş ve kaynak ayırmayan veya kaynakları amaç dışı kullanan belediye yetkilileri için 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Ancak belediye yetkililerinin cezalandırılmasına ilişkin bu düzenleme amaca yönelik olmayıp caydırıcı bir etkiye de sahip değildir. Çünkü düzenleme yükümlülüklerin ihmal edilmesine ya da gereği gibi yerine getirilmemesine değil, bu amaçla kaynak ayırma ve bunlar için harcama şartlarının ihlaline dair bir cezalandırma öngörmüştür. Bir örnek vermek gerekirse, on bin kapasiteli bir barınak kurması gereken bir belediye bin kapasiteli bir barınak kurmuşsa bu kapsamda cezalandırılamayacaktır. Dolayısıyla belediye yetkililerinin cezalandırılmasını öngören söz konusu düzenlemenin uygulama alanı ve kabiliyeti oldukça sınırlı kalmaktadır.

YEREL YÖNETİMLER NASIL BİR SINAV VERİYOR?

Türkiye’de başıboş köpek sayısı ile mevcut barınak sayısı arasındaki ciddi orantısızlık dahi tek başına kanunun etkili bir çözüm meydana getirmesinin önüne geçmektedir.

Bu noktada yerel yönetimlerin bu konuda ne gibi adımlar attığı ve ne kadar köpeğe kanunda öngörülen prosedürü uyguladığının kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir.

Fiili durum tarafında ise ne acıdır ki, sokaktaki insanların (özellikle çocukların) sağlık ve güvenliklerinin akıbetinde, belediyelerin kanunun öngördüğü prosedürleri uygulama hızı ile köpeklerin üreme hızı arasındaki yarış belirleyici olacak gibi gözükmektedir.  Bir çift köpeğin yavrularıyla birlikte 6 yıl içinde 67 binlik bir sayıya ulaşabildiği gerçeği, meselenin aciliyetini ortaya koymaktadır[1].

ULUSLARARASI DÜZENLEMELER VE AİHM NE DİYOR?

Türkiye’nin de taraf olduğu Evcil Hayvanların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 12’nci maddesinde başıboş hayvan sayısının sorun yarattığı durumlarda devletlere “ Yakalanan hayvanların muhafaza edilmesi veya öldürülmesi işlemlerinin bu Sözleşme’de belirtilen prensiplere uygun olarak gerçekleştirilmesi”  şeklinde geniş bir takdir yetkisi tanınmaktadır.

Başıboş köpek sorununa ilişkin başvurular Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’in önüne de gitmiş ve AİHM bu konuda devletlerin vatandaşlarının yaşam hakkını korumak noktasında pozitif yükümlülüklerinin olduğunu ve devletlerin bu yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğini, yerine getirme noktasında ortaya koyacağı düzenlemelerde de takdir hakkının bulunduğunu ifade etmiştir[2].

AVRUPA’DAKİ DURUM VE ACI REÇETE GERÇEĞİ

Mevcut düzenlemede yalnızca “insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olan” köpeklere yönelik toplu bir şekilde olmamak kaydıyla ötanazi işlemi uygulanabileceği belirtilmiştir.  

Burada maalesef yeterince tartışılamayan asıl mesele itlaf/uyutma meselesidir. Dünyada başıboş köpek sorunu neredeyse tüm ülkelerde belirli dönemlerde bir problem olarak ortaya çıkmıştır. Bazı ülkeler çok önceden yasal ve keskin fiili uygulamalarla bu sorunu çözmüştür. Şu an başıboş köpeklerin yok denecek kadar az olduğu Hollanda’da 18. ve 19. yüzyıllarda popülasyon artışı ve kuduz salgınları nedeniyle yoğun bir itlaf politikası yürütülerek sorun çözülmüştür. Hatta bu tarihlerde köpek yakalayıcılığının önemli bir meslek haline geldiği aktarılmaktadır[3]. Ancak şu an Hollanda’da köpek popülasyonu kontrol altına alındığı ve sorun çözüldüğü için ötanazi uygulaması bulunmamaktadır. Avrupa’da sorun büyük ölçüde çözüldüğü için ötanazi birçok ülkede tıbbi şartlara bağlı olarak uygulanmaktadır. Türkiye bu tartışmaları sürdürürken, AB 2026'da kedi ve köpeklerin refahına dair yeni bir düzenleme kabul ederek tüm evcil hayvanların mikroçiplenmesini ve ulusal veri tabanlarına kaydedilmesini zorunlu kılmıştır. Birçok hususu kapsayan bu düzenleme, aslında Avrupa'nın geçmişte uyguladığı "acı reçetelerle" sorunu çoktan çözdüğünü ve artık kayıt tutma aşamasına geçtiğini göstermektedir Dolayısıyla aynı sorunlara sahip olmadığımız ülkelerin mevcut düzenlemeleri sorunumuzun çözümünde bize deva olmayacaktır. Yalnızca onların bu sorunu nasıl çözdüklerini anlamak için tarihi süreçlerine bakmak faydalı olacaktır.

Diğer taraftan İngiltere, Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerde bu sorun görece devam ettiğinden sahipsiz olduğu anlaşılanlar için belirli şartlara bağlı olarak uyutma yöntemi kullanılmaktadır.

 SORUN KAPLADIĞI ALAN VE ETKİSİNE RAĞMEN NEDEN YETERİNCE TARTIŞILMIYOR?

Türkiye’deki başıboş köpek sorunu, maalesef sadece trajik bir saldırı sonrası birkaç gün konuşulup unutulan bir gündem maddesine sıkışmıştır. Toplumun bir kesiminden gelecek tepkilerden çekinildiği için etkin çözümler sunulmaktan imtina edilmektedir. Bu yüzden olmalıdır ki, bu çok önemli ve insan sağlığını ve güvenliğini tehdit eden sorun ülkemizde ilgilileri tarafından yeterince tartışılmamakta ve dolayısıyla etkin bir çözüm ortaya çıkmamaktadır. Bu konuda diğer ülkelerdeki yasal düzenlemeleri ve soruna ilişkin tarihsel süreçleri ortaya koyup meseleyi tartışan akademik çalışmalar sınırlı sayıdadır. Bu noktada, meseleye ilişkin sınırlı sayıdaki çalışmalar arasında yer alan, Anayasa hukukçusu Enes Ersöz tarafından kaleme alınan makale konuya ilgi duyanlara önerebileceğimiz, sorunu geniş perspektifte ele alan bir çalışmadır.

Sonuç olarak başıboş köpek ve barınak sayıları göz önünde bulundurulduğunda, uluslararası mevzuata uygun, acı vermeyen "uyutma" yolunun mecburi bir çözüm olarak masaya yatırılması ve bilimsel bir literatür eşliğinde tartışılması elzemdir.

 Av. Dr. Muharrem Çelik

 

[1] Katica vd., Widespread of Stray Dogs, Cilt 5, Sayı 6, 2015, International Journal of Research-Granthaalayah, s. 415.)

[2] Georgel ve Georgeta Stoicescu/ Romanya Kararı,Başvuru No: 9718/03 ; Berü / Türkiye Kararı,Başvuru No: 47304/07.

[3] Enes Ersöz “Başıboş Sokak Köpeklerı̇ Sorununa Hukukı̇ Bı̇r Çözüm Önerı̇sı̇: Yaşama Hakkı Zarar Gören İnsanlar Bakımından Devletı̇n Pozı̇tı̇f Yükümlülüğü”, Adalet Dergisi, 2025.

Yorumlar8

  • Sefa 48 dakika önce Şikayet Et
    Üstadım toplansın hayvansevelere ve mama lobisine verilsin onlar baksın ...
    Cevapla
  • Ahmet 1 saat önce Şikayet Et
    Dünyada bu kadar somut örnek varken hala ciddi bir atılmaması çok saçma
    Cevapla
  • Asım 1 saat önce Şikayet Et
    Belediye başkanlarına cezalar etkili değilse değiştirilsin. Halkı temsil ediyorlar
    Cevapla
  • Ahmet34 2 saat önce Şikayet Et
    Avrupa ülkelerinde başıboş köpek var mı? Cevap: YOK
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Yıldırım 2 saat önce Şikayet Et
    Ben AKP her daim destek verdim vatandaş olarak. Hayvan haklarını koruyan kanunlar yine AKP zamanında oldu. Şimdi çare arıyor. Devlet olarak vali kaymakam yapsın barınakları. Belediye yapmıyorsa tabi
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat