Harry Potter, Mustang, Q7…
- GİRİŞ28.12.2010 06:39
- GÜNCELLEME28.12.2010 06:39
Bu üç lakapta Ricardo Andrade Quaresma Bernardo Barbaso’ya ait. 26 Eylül 1983’te Lizbon’da doğmuş. Annesi İtalyan, babası Portekiz çingenesi ve etnik kimliğiyle gurur duyuyor. Anne ve babası 4 yaşındayken ayrılmışlar. Çok fakir bir ailenin çocuğu olarak büyümüş. Annesi eve ekmek getirmek için dört işte birden çalışmış. Q7’yi abisi büyütmüş ve abisine, “O benim için hayatı ifade ediyor” diyebilecek kadar delikanlı kendisi… Sadece bizim ülkemizde yokmuş böyle hayatlar, dünyanın her yerinde rastlanabiliyormuş!
Q7’nin futbola olan yeteneğini abisi keşfetmiş. Onu zorla antremanlara götürmeye başlamış. 4 yaşında futbol oynamaya başlayan Portekizli futbolcu, 10 yaşında Sporting Lisbon altyapısına girmiş. 12 yaşındayken futbolu bırakmak ve hokey oynamak istediğini annesine söylediğinde büyük tepki görmüş: "Anneme futbolu bırakmak istediğimi söylediğimde bana, 'Eğer futbolu bırakırsan; birincisi hokey oynamana izin vermeyeceğim, ikincisi dışarı çıkamayacaksın, üçüncüsü arkadaşlarınla görüşemeyeceksin' demişti. Annesi iyi ki Q7’yi tehdit etmiş.
Yeteneği ve süratiyle dikkatleri üzerine çeken Q7, 17 yaşında Porto ile oynanan lig maçında ilk kez A takım formasıyla sahaya çıkmış. O dönem Sporting Lisbon’u çalıştıran Laszlo Boloni tarafından sürekli ilk onbirde oynatılan Q7, C. Ronaldo'yu yedek bırakarak adından daha da fazla söz ettirmeye başlamış. Bir büyücü gibi oynadığı için Boloni, Quaresma’ya “Harry Potter” lakabını vermiş.
Bir zamanlar Alex Ferguson Q7’yi takımında görmek istemiş. Kader bu ya takım arkadaşı Cristina Ronaldo’yu izleyince çark etmiş Ferguson. Ronaldo Manchester United’a, Q7 Barcelona’ya transfer olmuş. İleriki yıllarda İnter’de Mourinho tarafından “teknik disiplinsizlik” le suçlanacak olan Q7’nin marifetlerini daha önceden gören Frank Riijkard’la yıldızı barışmamış Q7’nin ve “Rijkaard'ın olduğu yerde ben oynamam.” dedikten sonra Porto’ya transfer olmuş. Porto’da 5 yılda 112 maç oynayan Q7, 32 gol atmış ve İnter’in dikkatini çekmiş. İnter’e pahalıya mal olan Q7, 19 milyon euro’ya “Portekiz’in Pele’si” benzetmesiyle transfer olmuş. Barcelona’da olduğu gibi İnter’de de işler yolunda gitmemiş. Bir sezonda sadece 1 maç oynatmış Mourinho Q7’yi. Şubat 2009’da tam Tottenham’a kiralık gitti derken Q7 kendini Chelsea’da bulmuş. 6 aylık bu maceradan sonra İnter’e geri dönmüş. Maurinho bir şans daha vermiş Q7’ye ama yine olmamış. İnterin Şampiyonlar Ligi kupasını kazandığı yıl takımda olan Q7 sadece 4 maç oynamış ve 1 gol atabilmiş, üstelik şampiyonlar ligi finalinde Mourinho Q7’yi es geçmiş!
13 Haziran 2010’da Beşiktaş’a 7.3 milyon euro’ya transfer oldu Q7. 19 Haziran’da 20 bin Beşiktaşlı taraftarın huzuruna çıktı ve Beşiktaşlılarla kucaklaştı Q7. İmza töreni şaşaalı bir atmosferde gerçekleşti Q7’nin. İmza törenin ardından "Bir futbolcunun en çok isteyeceği şey; sahaya girdiğinde isminin bağırılması, taraftarın onu beklediğini bilmesidir. Ben bunu o gün sonuna kadar yaşadım ve hayatıma damga vuran olaylar arasına girdi. Kendimi Beşiktaş'lı, onların parçası gibi hissettim"sözlerini söyledi.
Dünya’da trivela vuruşunu (ayak dışı vuruş) en iyi yapan futbolculardan biridir. Ekim ayında Portekiz basınına yaptığı açıklamada, "Hayatım boyunca yaptığım en doğru seçim Beşiktaş. Yaşadığım onca ülke ve oynadığım takım arasında kendimi evimde hissedebildiğim tek yer İstanbul oldu" diyebilecek kadar delikanlı kendisi.
BakalımQ7 ve yeni Portekizliler grubu Beşiktaş’a neler getirecekler… Sabırsızlıkla bekliyoruz…
Münir Üstün - Haber 7
munirustun@gmail.com
Yorumlar4