Oh! Oh! Mamma Mia Dolce Vita…
- GİRİŞ14.01.2011 07:24
- GÜNCELLEME14.01.2011 07:24
Stjepan Tomas, Servet Çetin, Sergen Yalçın, Selçuk Yula, Haim Revivo, Raşit Çetiner, İlyas Tüfekçi, Hasan Vezir, Erhan Önal, Emre Aşık, Elvir Baliç, Arif Kocabıyık, Ahmet Yıldırım, Abdullah Ercan ve Colin Kazım evet bütün bu isimler bir zamanlar Fenerbahçe’de forma giyen ve Galatasaray’a transfer olan futbolcular.
Kimi çok başarılı, kimi vasat oynayarak futbol hayatlarını bitirmişler. Tabii ki bizim işimiz sadece futbola devam edenlerle değil. Devam eden ve Galatasaray’a transfer olan Colin Kazım’la ilgili diyeceklerimiz var, ama isterseniz şöyle bir eskilere gidelim…
Arif Kocabıyık yiğit namıyla anılır Çingene Arif ya da piç Arif. Hem Fenerbahçe’de hem de Galatasaray’da ikişer kez şampiyonluk yaşamış. Alpaslan Eratlı, Cem Pamiroğlu, Deli Bahtiyar ve Selçuk Yula gibi zamanın en ünlü futbolcularıyla birlikte oynamış. Düşünsenize stil Brezilya, tip esmer, bilekler kıvrak, kaleciden gelen degajı bile göğsü ile yumuşatabilen kaç tane futbolcu seyrettiniz? Ben bu şanslı taraftarlarından biriydim ve Arif’i seyretme zevkine eriştim. 1980-84 sezonunda Fenerbahçe, 1984-88 sezonunda Galatasaray ile yaşanılan bir dolu hayat… Arif para yüzünden geliyor Galatasaray’a, çünkü Fenerbahçe Arif’i iyi tanıdığı için her yıl boş mukaveleye imza attırıyor. Diyorlar ki Arif’e “Sen âlemcisin, sana bu kadar yeter, imzala sözleşmeyi!” İmzalamıyor. 1984 yılında Arif, 10 milyon lira borç alıyor bir arkadaşından, bu parayla Fenerbahçe Kulübünden bonservisini alıyor, “Gaziantep’e gidiyorum” deyip Galatasaray’ın yolunu tutuyor. Alp Yalman’la mukaveleyi imzalıyor, Ali Uras’ın elini öpüp Galatasaraylı oluyor. Ertesi gün Semih Bayülken kıyameti koparıyor, “Arif’i nasıl satarsınız?” diye, Dereağzı’nda ne cam kalıyor ne çerçeve. Arif Galatasaraylı olmasına rağmen, yıllarca oynadığı takımlarda tam bir profesyonel gibi hareket ediyor. Sahada ne yapması gerekiyorsa onu yapıyor.
Fakat âlemci olduğunu da hiçbir zaman gizlemiyor. Âlemciliği çok öne çıkıyor Arif’in. Günlerden bir gün Arif, kaleci Yaşar ve Erdoğan Arıca Dolce Vita isimli bir gece kulübünde sabaha kadar vur patlasın çal oynasın eğleniyorlar. Sabah antrenmana geliyorlar. Hocaları Stankoviç bu üçlüyü yorgun argın ve esnerken görünce “Oh, oh, mamma mia, Dolce Vita” diyor. Futbolcular şaşkın şaşkın birbirlerine bakıyorlar. “Hoca bizi takip mi ediyor?” diye endişeleniyorlar. Sonradan öğreniyorlar Dolce Vita’nın Sırpça’da “Tatlı Hayat” anlamına geldiğini. Arif Stankoviç, Veselinoviç, Jupp Derwall ve Mustafa Denizli ile çalışma fırsatını yakalamış, 14 kez Ümit, 17 kez A milli olmuş; Fenerbahçe, Galatasaray, Göztepe, Bursa ve Elazığspor’un formalarını giymiş; hayatında sadece ikinci şansı değil, belki de üçüncü ve dördüncü şansı yakalamış, ender futbolculardan birisi olmuş.
Geçen hafta Colin Kazım Galatasaray’a transfer oldu ve kıyamet koptu. Adnan Polat’ın istifasına kadar getirdiler işi. Bilmeyenler için söyleyelim, futbol kulüpleri Genel Kurul ile gelir, Genel Kurul ile giderler. Beğenirseniz mevcut Başkan ve yönetimle devam edersiniz. Beğenmezseniz oy vermezsiniz ve gönderirsiniz. Ayrıca misafir ağırlamak da çok önemlidir yeni stadyumda. Başkan ağırlamayacak da kim ağırlayacak Fenerbahçe, Beşiktaş ve diğer kulüplerin başkanlarını. Eleştirirken biraz olsun gerçekleri görmek gerekir. Rijkaard ile olmaz, Hagi ile olmaz, kiminle olacak söyleyin de biz de bilelim. Biz öyle gazeteciler gördük ki, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcularından, Beyaz Pele lakaplı Zico için futbolu bilmiyor diyenleri bile duyduk. Gazete köşelerinden sallamakla mı oluyor bu işler!
Colin Kazım’a bir şans vermek lazım. O da hemen lazım!
Münir Üstün - Haber 7
munirustun@gmail.com
Yorumlar1