Ramazan Bayramı'nda Fenerbahçe kurban!
- GİRİŞ26.08.2011 09:33
- GÜNCELLEME26.08.2011 09:33
Türkiye Futbol Federasyonu, tarihe geçen en başarısız, kriz sürecini iyi yönetemeyen ve aldığı her kararın tartışıldığı bir grup olarak anılacak futbol tarihimizde. Çıkarsınız dersiniz ki; biz göreve yeni gelmiştik, bu tip bir süreci kucağımızda bulacağımızı nereden bilebilirdik, bu iş bizi aştı, biz bu durumu iyi yönetemeyiz, Türk Futboluna zarar vermekten korkarız deselerdi, eminim bugün bu insanları ayakta alkışlar ve kahraman olarak anardık.
Ama Futbol Federasyonu neler yaptı!
Neler yapmadı ki!
Durum çok vahim! Bu söz Federasyon Başkanı tarafından söylendi. Bu sözü neye göre, kim için, kimler için söyledi hala bilmiyoruz. Ayrıca hadise ne kadar büyük olursa olsun, yangına körükle gidilir mi? Tabii ki gidilmez. Ardından ligler ertelenmeyecek, süper kupa finali oynanacak şeklinde açıklamalar duyduk federasyondan. Sonrasında önce süper kupa finali daha sonra da ligler ertelendi. Bu mantıksız ve zoraki alınan kararlar insanları çıldırtıyordu. Ne olacaktı? Nasıl olacaktı? Bütün takım taraftarları, sosyal ortamlar başta olmak üzere birbirlerine kin kusmaya başlamışlardı. En iyi arkadaşlar, en yakın dostlar birbirinin gözüne “acaba?” diye bakmaya başladılar. Bütün bu olumsuzluklar yaşanırken “kozmik oda” kavramı girdi dağarcığımıza. Yetkili kurumlardan gelen evrakların toplanıp “etik kurul” tarafından inceleneceği “Özel Oda” manasına geliyordu bu sözcük.
15 Ağustos tarihi gelip çattığında; Türkiye Futbol Federasyonu ve onu yöneten futbol kulüplerinin temsilcileri yani aklı başında adamlar dediler ki; Etik Kurul çalışmasını yaptı, bizler Federasyon Yöneticileri olarak bu belgelerle ligden takım düşüremeyiz. Çünkü burada suçlu diye adı geçen isimler henüz kendilerini savunamamışlardır. Kendisini savunmamış insanlar hakkında kanaat olsa bile karar almak insan haklarına aykırı dediler ve bir kez daha bir takım insanları sevindirip, bir takım insanları kendilerine düşman ettiler. Kısacası yine karar alamamışlardı. Kamu vicdanı rahatsızdı. Bu arada takımlarımızın Avrupa Kupalarında oynayıp oynamamaları kararını takımlara bıraktıklarını açıklıyorlardı. Peki sen ne işe yarıyorsun diye sormazlar mı adama? Madem UEFA ile ilgili problem var, neden kulüplerle bunu paylaşmıyorsun. Kulüplerle sıkı ve kapsamlı toplantılar yapmıyorsun demezler mi? Derler…
Bu arada komik iki karar alıyorlardı;
Birincisi sınırsız yabancı oyuncu kararı,
İkincisi ise Play-off kararı,
Türkiye Futbol Federasyonu esas karar alması gereken yerlerde topu auta atıyor, ama Futbolu kaos içerisine sokmaktan geri kalmıyordu. Futbolseverlerin aklını karıştırmakta çok mahir oldular. İki ayda Türkiye’de futboldan anlayan anlamayan ne kadar insan varsa akılları karıştı. Aklı karışıklar için futbol kılavuzu isimli bir kitap yayımlasalar eminim defalarca baskı yapardı.
Derken Ağustos ayının son haftasında UEFA’dan bir yetkili geliyor ve ülkemizdeki bu konu ile ilgili insanlarla görüşüyor, hiçbir açıklama yapmadan ülkesine geri dönüyordu. Bu süreçte bizim federasyondan yine doyurucu bir açıklama yapılmıyordu. Tarih 24 Ağustos Çarşamba akşam saatlerini gösterdiğinde televizyonlardan flaş… flaş… flaş.. SON DAKİKA haberleri veriliyordu. Fenerbahçe Şampiyonlar Liginden men edildi. Kim tarafından; UEFA’nın doğru dürüst karar almazsan takımlarına 8 yıl men cezası veririm dediği Türkiye Futbol Federasyonu tarafından.
Fenerbahçe’nin yerine Trabzonspor gidecek haberi ise ikinci SON DAKİKA gelişmesi olarak veriliyordu. Türkiye için Fenerbahçe feda mı edilmişti. Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligine gitmesine UEFA karar vermişti. Hâlbuki TFF en başta şike problemi olan takımlara -15 puanla başlama cezası verse belki de bu durumlara hiç düşülmeyecekti. Birinin mutsuzluğu, diğerinin mutluluğu oluyordu. Fenerbahçe Takımının hocasının, futbolcusunun, yöneticisi ve taraftarının yerine kendinizi koyarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Aslında katılmama kararını Fenerbahçe yönetimi alsa bu krizden büyüyerek çıkabilirdi. Görünen o ki herkes bombayı kucağından atma yöntemini arıyor ama beceremiyordu. Bu işin başlangıcında küme düşmesi kesin gözüyle bakılan 5-6 takım vardı. Ayrıca şike davasında adı geçen diğer takımlarla ilgili Federasyon ve UEFA arasında neler konuşuldu? Bu takımlar ateşe mi atıldı? Bu sorular bir sezon boyunca taraftarlar arasında polemik oluşturmayacak mı?
Bugün fikstür çekilmiş ve bu düşme ihtimali olan bütün takımlar bu ligdeler. Elbette hiçbir futbolsever takımların liglerden düşmesini ve işin tadının kaçmasını istemez ama ülkemizde bu işin tadı kaçtı bir kere, bir daha toparlanır mı? Vallahi ben hiç ihtimal vermiyorum. UEFA’nın kıymetlisi Şampiyonlar Ligi markası kirlenemezmiş. Bizim Süper Lig markası kirli mi şu anda. Yoksa düşmesi söz konusu takımlar olmadan para kazanılamıyor mu? Alınamayan kararlar futbol oyununu ateşe atmaya yetti de arttı… Türkiye Futbol Federasyonunu bu kadar zor duruma düşüren kişilerin ve kulüplerin hiç mi kabahati yok? Ayrıca müzakere masaları kahve masalarına benzemez. Oralarda konuşmak çok zordur. Tweeter ve Facebook’dan sallamaya benzemez!
Aksak Ligimize hoş geldiniz…
Münir Üstün - Haber 7
munirustun@gmail.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol