Fikri Akyüz: İddaa İmam Hatip Lisesi de olsun
- GİRİŞ11.11.2011 09:36
- GÜNCELLEME11.11.2011 09:36
Fikri Akyüz’ü uzun uzadıya anlatacak değilim.
Arkadaşlığımız uzun yıllar önce başladı.
Fikri Akyüz’ün söyledikleri çok önemli, röportajına odaklanmak en iyisi...
Dostumla Futbol konuştum...
Hepsi bu...
> Sizin için futbol ne ifade ediyor?
> Futbol deyince aklıma ayak oyunu geliyor. Ama ben ayak oyunlarından anlamıyorum! Sadece iyi bir izleyiciyim. Ofsayt nedir bilirim, o yüzden ofsayta düşmemeye gayret ederim. Frikikten anlamam. Onu Hilal Cebeci’ye sormanız lazım. Şaka bir yana 10 yıl öncesine kadar, yani Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğu ve milli takımızın dünya üçüncülüğüne kadar iyi bir futbol takipçisiydim. O kadar ki bu kardeşiniz, Galatasaray Neuchatel maçına gitmiş ve Tanju’nun üç ve Uğur Tütünekener’in iki golünü canlı canlı izleme şerefine nail olmuş biridir. Tarihini hiç unutmam. 11 Kasım 1988.. Hatta bir sonraki maç olan Monako maçını da gayet iyi hatırlıyorum. Prekazi’nin o şutunu tüm detaylarıyla hatırlıyorum. Fakat dediğim gibi 9-10 yıldır iç siyasi tartışmalara fazla girdiğim için mi bilmiyorum artık futbol izlemiyorum. Gazetelerin spor sayfasına bile bakmıyorum. O kadar ki bir televizyon kanalı “futbol programımıza daimi yorumcu olur musun?” dediğinde tereddütsüz hayır demiştim. Çünkü takip etmiyorum. Tabi, futbolla ilgili çok önemli bir haber varsa zaten 1. sayfadan anonslaşıyor. Dolayısıyla “geçen yıl kim şampiyon olmuş”un cevabını 1. sayfaları iyi okuduğum için biliyorum! Ama buna rağmen Fenerbahçe-Galatasaray pardon Galatasaraylı olduğum için Galatasaray’ı öne alıyorum, Galatasaray-Fenerbahçe maçları ile Real Madrid-Barcelona-İnter-Manchester United gibi takımların birbiriyle olan maçlarını kaçırmamaya özen gösteririm. Ama izler ve konuyu orada kapatırım. Maç sonrası yorumları beni artık o saatten sonra ilgilendirmiyor. Göz zevkini tattım mı yeter...
> Futbol ile ilk temasınız nasıl ve nerede oldu?
> İlk temasım, herkeste olduğu üzere mahallede başladı. Mahalle maçlarında önce seyirci oldum, baktılar ki bu adam iyi seyirci, bu sefer bana top toplatmaya başladılar. Acayip iyi top toplardım. Penaltı esnasında kaleci ters köşeye yatarken ben kale arkasında topun nereye gideceğini öngörür ve oraya koşardım. İşte bu yüzden beni mahalle arkadaşlarım terfi ettirdi ve bu kez kaleci oldum. Yani ömrümde gol atmak nasip olmadı, çocukluğumda hep kaleci oldum. O yüzden bu gol atma eksikliğimi tartışma programlarında gidermeye başladım. Bazı karşıt görüşteki tartışmacılara gol atmaya çalıştım. Çok gol attım. Gerçi gol yediğim programlar da olmadı değil.. Bu arada 6-7 yaşlarında iken Galatasaraylı oldum. Olmama sebep de Yasin Özdenak’tı. O dönemde kaleci Yasin vardı, ona hayrandım. Yasin Özdenak bu arada ne yapıyor bilmiyorum. Kardeşi Gökmen Özdenak’ı biliyorum, görüyorum ama onu göremiyorum medyada.. Bu arada liseye giderken Hociç, Seydiç vardı. Göçmenler hariç Türkiye’de Yugoslavların isimlerinin ya da soy isimlerinin sonunda “iç” takısı olduğunu bu isimlerle Türkiye öğrenmiştir diye düşünüyorum. Ha bir de Simoviç vardı, o ne güzel bir adamdı. Türkiye’de herhalde Gs’li olsun olmasın en sevilen futbolcu kimdir deseler herhalde Prekazi ile birlikte Simoviç’tir. Hagi de bana göre göre en başarılı yabancı futbolcu ama teknik direktörlüğündeki başarısızlığı GS’lileri çok üzdü sanıyorum. Tabii, Fenerbahçeli olsun olmasın taraftarların günümüzde tekniği ve karakteriyle en sevdiği yabancı futbolcu zannediyorum ki Alex’tir.
> Maradona mı? Messi mi?
> Maradona deyince, o tarihi hatırlıyorum, 1982’ydi, dünya kupası maçında 8 kişiyi tespih gibi dizerek attığı o gol aklıma geliyor. O kadar parlamıştı ki o dönemde mahallemizde Maradona Birahanesi, Maradona Kuaförü açılmıştı. Bu isimler hala duruyor. Pele’ye yetişemedik tabii.. O kadar da yaşlı değiliz yani.. Şimdi Messi var. Ama Messi Birahanesi diye bir birahane mesela yok. Şimdi içi fesatlıkla dolu birileri diyecek ki: “Bu iktidar döneminde birahane mi var ki Messi Birahanesi olsun”. Gerçi bunu diyecek olan kişiler mutlaka birahanede birkaç kadeh götürdükten sonra bu kanaate sahip olacağı için bu tür iddiaları ciddiye almıyorum. Messi’yi 4-5 kez izledim, fena değil! Şaka diyorum tabi, futbol yorumcusu jargonuyla konuşacak olursak “o bir büyücü”.
> Şike Türk Futbolunun gerçeği mi?
Şike olaylarını çok derinden takip etmiyorum. Ama ana hatlarıyla konuyu biliyorum tabii. Şike davası açılmadan önce de açıldıktan sonra da Türkiye’de bir kişi yoktur ki Türkiye’de şike yoktur demiş olsun. Bugün adalet, vergi, tapu camiasında rüşvet yoktur diyebilir miyiz? Bu da bir realite. . Bu realitelerin realite olmaktan çıkıp Türkiye’nin daha ahlaklı bir spor mecrasına yönelmesi gerekiyordu. Türkiye’de her kuruma yönelik soruşturma yapıldı. Ama şike konusunu soruşturma hiçbir zaman olmamıştı. Soruşturmanın yapılabiliyor olması bile başlı başlına ciddi bir merhale.. Ama şu anda tutuklu olanlar ile tutuksuz olup sanık konumunda olan kişilerin mutlaka bu işte dahli vardır diye düşünmek yargısız infaz olur. Dolayısıyla bu, insafsız bir yargı olur. Bu sanıklara mutlaka dava açılması gerekiyordu, çünkü iddialar ciddiydi. Ciddi deliller, yani karineler var. Ama tutuklama şart mıydı diye sorulursa, hayır şart değildi derim. Neticede bekleyelim, görelim..
Futbolun devrimi nasıl olur? Bu devrimi kim yapar?
Futbolun devrimi Libya liderinin devrilmesi gibi olacaksa varsın olmasın.. Adam gibi devrim olsun. İnsanlar tekmelenmesin. Kırmızı görmüş boğalar gibi saldırılmasın. Yeşil sahalarda kırmızı kart görmenin utancı olsun. O sahalara çim ekilmesi, maksat yeşillik olsun diye değildir. Beyinden baldırlara oradan ayaklara giden kılcal damarların mahiyeti tetkik edilsin. Sabri’nin formasının arkasına Sarbi yazılmasın. Ayıptır. İnsan haklarına aykırıdır.! Sabri’nin oynadığı sahaların yanındaki evlerin camları mutlaka sigorta ettirilsin. İşte görüyorsunuz değil mi, yavaş yavaş saçmalamaya başladım. Tvlerde futbol yorumculuğu yapmam konusundaki teklifleri niçin reddettiğimi anladınız değil mi? Siz bana futbol devrimini soruyorsunuz, ben kalkmış Sabri’nin topu taca atmasından bahsediyorum. Benim Sabri’den ne farkım kaldı? Ben de topu taca atmaya başladım.
İddaa ve Bahis şirketleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu tür oyunları hiç oynamadım. Oynanmasını da tasvip etmiyorum. Emek vererek bunun karşılığını almak ve o parayı gönül rahatlığıyla harcamanın keyfi bambaşkadır. Örneğin Milli Piyango İlköğretim Okulu diye bir okul ismi olabilir mi? O zaman Çok Programlı Altılı Ganyan Lisesi de olsun.. İddaa İmam Hatip Lisesi de olsun..! Çocuklarımıza, gençlerimize emeğin en kutsal değer olduğunu anlatmak ve ona göre bir gelecek projeksiyonu tanzim etmek ve sunmak gerekiyor.
Penaltı atılırken kaleci gerçekten çaresiz midir?
O esnada kaleci, tıpkı bu pis ve zor soruya cevap vermek konusundaki çaresizliğim kadar çaresizdir diye düşünüyorum.
Münir Üstün - Haber7
munirustun@gmail.com
Yorumlar2