Terlik değil pasta

  • GİRİŞ10.05.2022 08:24
  • GÜNCELLEME10.05.2022 15:36

İmamoğlu ve basın danışmanının kendi seçmenlerine karşı salladığı parmak CHP’de var olan krizi daha da derinleştirdi. Aslında Ekrem Bey’in üslubu, İBB başkanlığına aday gösterildiği günden bu yana hiç değişmemişti. Devletin valisine ettiği küfürle başlayan saldırgan ve üstenci dilini, başkan seçilmesinden sonra dozunu arttırarak sürdürdü. Bu dilini ve tehditkâr parmağını sadece iktidara ve destekçilerine karşı kullanırken daima alkış alıyordu. Şimdi sorun, bu parmağın kendi seçmenine çevrilmesinde.

CHP içerisinde samimi olarak bu dilden rahatsızlık duyan, ölçülü ve yapıcı bir üslubun, hakkaniyetli bir yaklaşımın siyasete hakim olmasını isteyen küçük bir kesim var. Bu kısmı dışarıda tutacak olursak aslında temel sorun, Erdoğan’ın karşısına “tuvalet terliği” bile aday olarak çıkartılsa gözünü kırpmadan oy vereceğini ilan eden CHP tabanındaki geniş kesimde.

Onlar İmamoğlu’nun İBB’nin maddi imkânıyla çıktığı Karadeniz gezisine eski AK Parti destekçisi isimleri götürmesinden çok, pastanın bölüneceğinden endişe ediyorlar. Yerel seçimlerde elde ettikleri kısmi zafer sarhoşluğu öyle bir büyülü etki bıraktı ki üzerlerinde, kendilerinden başka kimsenin değer görmesini istemiyorlar. Gerçekte nepotizm gibi bir dertleri yok. Öyle olsaydı Öztraklar gibi üç kuşaktır partilerinde yönetici, diplomat, bürokrat olan kişilerden rahatsızlık duyarlardı. Cumhuriyetin ilk yıllarından beri kendilerine tanınan ayrıcalıkların “küçük bir parçasının”, son 20 yılda halkın sürekli aşağıladıkları muhafazakâr-milliyetçi kesimlerine gitmesine tahammül edemiyorlar. Tek sorun bu.

AK Parti iktidarında halk, insan hakları ve özgürlükler alanında ciddi kazanımlar elde ederken, asker ve yargı vesayeti sayesinde ülkenin daima kaymak tabakasını oluşturan zümresi bir parça zemin kaybetti. Başörtüsü yasağının ve dini eğitimin önündeki engellerin kalkması meslek edinme, bürokraside yükselme gibi alanlardaki yarışta görece bir eşitlik sağlayınca Anadolu insanı pek çok yerde daha görünür hale geldi. “Erdoğan nefretinin altında” temelde bu yatıyor.

15 Temmuz gecesi salâ okunan camileri basıp, müezzinleri darp eden; tanklar kentin en zengin caddelerinde yürüdüğünde alkış tufanı ve tezahüratlarla darbecileri selamlayan bu kaymak tabaka kaybettiklerini ancak Erdoğan gittiğinde geri alabileceğini düşünüyor. Bu yüzden İBB’nin “anneler günü” paylaşımındaki başörtülü görsele bile tahammül edemiyor. 28 Şubat’ın sembol isimlerinden Bedri Baykam bu durumu çok sarih bir biçimde izah etti aslında: Seçilmeleri halinde parlamenter sisteme geçmek yerine, en az beş yıl AK Parti’nin kendilerinden kopardıklarını yerine koymakla uğraşacaklarını söyledi. Bunların içinde elbette öncelik yeniden kılık kıyafet yasağı getirmek, çökelek kokulu Anadolu’yu “hak ettiği yere” geri göndermek olacak.

Aslında dindarlar, Kürtler ya da Alevilerle helalleşmek gibi bir kaygıları hiçbir zaman olmadı. Birbirleriyle çoğu zaman iç içe geçmiş bu kesimler sonuçta fukara Anadolu’yu temsil ediyor. Şayet bu kesimlerin içinden çıkıp da, kendilerine benzetebildikleri olursa onlardan rahatsızlık duymuyorlar. Yani Kürt’ün bölücüsüyle, dindar aileden gelip dini değerleri aşağılayanlarla sorun yaşamıyorlar.

Gerçekte birilerine ayrımcılık yapılmasından rahatsızlık duymuyorlar. Kendilerine ballı ihaleler verildiğinde, vermedikleri seminerler için belediyelerden yüklü paralar aldıklarında ya da astronomik ücret karşılığında konser verdiklerinde sorun hissetmiyorlar.

Sorun liderlerini tuvalet terliği ayarında görmelerinde değil. Zaten kendileri de ne İmamoğlu’nu başarılı buluyor, ne Yavaş’ın zihin dünyasını beğeniyor ne de Kılıçdaroğlu’nu lider olarak görüyorlar.

“CHP’nin başına eşek koysanız yine oy veririz fakat bizi dikkate alın, üç beş oy için muhafazakârlara göz kırpmayın” diyen CHP seçmeni sorunun terlikte değil, pastada olduğunu daha nasıl anlatsın?

DİRİLİŞ POSTASI

Yorumlar1

  • Ali Yıldız 1 yıl önce Şikayet Et
    Tebrikler çok güzel herçek bir değerlendirme olmuş
    Cevapla Toplam 8 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat