Dünyanın acısı bebek ve çocukların omuzunda

  • GİRİŞ05.02.2026 08:53
  • GÜNCELLEME05.02.2026 08:53

Hayatta görünenden çok daha fazla acı var. Bazılarına iyice aşina olur hale gelmemize rağmen acılarımız ne diniyor ne de hafifliyor. Gün geçtikçe yeni acılarla tanışıp hemhal olmaya devam ediyoruz zira… 

Dünya toplumları, acının her tonuyla kuşatılmış vaziyette.

Kadınlar acı çekiyor, erkekler de öyle. Fakirler acı çekerken zenginler daha farklı acılarla yüzleşiyor. Ton farkı dışında acının cinsiyeti, rengi, sınıfı ve mahallesi olmuyor ne yazık ki. Her şey değişiyor, günler gelip geçiyor, sosyoloji farklılaşıyor, örf ve adetler ters yüz oluyor ama acının kekremsi yüzü bir türlü değişmiyor.

Acı konusunda öteden beri hiç değişmeyen bir hakikat daha var ki o da acının ağır yükünü en ziyade bebek ve çocukların çekiyor olması.

Sözgelimi iki kişilik hesapsız/kitapsız bir ilişkinin faturasını kürtaja maruz bırakılarak hayatıyla ödeyenler bebekler. Yine vicdan yoksunu ebeveynler eliyle diri diri toprağa gömülenler de onlar. Aynı şekilde bir anlık zevk uğruna yaşanan yasak ilişkilerin bedelini canlarıyla ödeyenler bu masum yavrular olduğu gibi sağlıksız ve niteliksiz evliliklerin en büyük mağdurları da maalesef yine bunlar.

İnsanlığın açlığa maruz bırakıldığı coğrafyalarda, kuru kemikleri akbabalara en çok servis edilenler bebek ve çocuklar olduğu gibi susuzluktan ciğeri sönüp ölenler de onlar.

Bir lokma ekmeğe ya da bir kaşık çorbaya muhtaç bırakılıp açlıktan, susuzluktan ve çaresizlikten ölen çocukların canhıraş çığlıklarını hangi sis bulutu perdeleyebilir? Bu acı tabloların yaşandığı bir dünyada tek kaygısı kendi kayığını yüzdürmek olan birisine hangi deniz bağrını açabilir? Açlıkla ölen bebek ve çocukların olduğu bir dünyada tıkınma yarışına girenlerin gözünü bir avuç kara topraktan başka layıkıyla ne doyurabilir?

Gazze’de bombalanan bebekler, açlık ve soğuktan ölenler de...

Belki de insanlığın son imtihan adasıydı Gazze. El birliğiyle bu sınavı kaybettik. Gözlerimizin önünde binlerce bebek ve çocuk bombalar altında can verdi. Acılar bu kadarla da sınırlı kalmadı. Şimdilerde Gazze’de bebekler, açlıktan ve soğuktan can vermeye devam ediyor. Dünyanın farklı bölgelerinde de ilk hedefe konan maalesef çocuklar. Bizden sonraki nesillere hangi insanlıktan bahsedeceğiz? Gazze’de, Afrika’da, Ukrayna’da, Doğu Türkistan’da ve dünyanın dört bir yanında bu bebekler ölürken, çocukların cansız bedenleri sahillere vururken siz neredeydiniz? Ne halt ediyordunuz? Bu çığlıkları neden duymadınız? Diye bir suale muhatap olduğumuz zaman ne cevap vereceğiz acaba? Eyvah ki ne eyvah…

Bebek ve çocuklar neden ilk hedef?

Çünkü onların acıları sere serpe haykıracak dilleri yok. Buna dur diyecek mecalleri de yok. En korumasız gurupta onlar var. En kirlenmemiş yüreğe onlar sahip. En kötülük düşünmeyecek zihin de onlarda, en saf vicdan da. Bu yüzden istismara en açık zümre olarak bebek ve çocuklar tercih ediliyor.

Epstein belgeleri bize açık ve net olarak gösterdi ki yapanın yanına kar kalacakmış gibi marazlı olduğu kadar sapkın bir anlayışla giriliyor bu tertemiz melekler şehrine.

Zannediliyor ki sadece dili olanlar konuşma kudretine sahiptir. Sanılıyor ki güce sahip olanlar istisnasız herkesin sesini kesebilir. Düşünülüyor ki bebekler ve çocuklar susunca dünya sükuta bürünecek. Farz ediliyor ki kendi kudretleri bütün diğer güçlerin üzerindedir. Vehmediliyor ki dünya, yalnızca kendi kurguladıkları sözüm ona güçlü çarkların istikametinde geleceğe doğru yol almak zorunda...

Oysa hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Her şeyin asıl sahibi var ve bu dünyada yapılan hiçbir kötülük, yapanın yanına asla kar kalmaz, kalmamalı da. Hakikat ve hikmetin kaynağı bize şöyle seslenir; Dili susturmaya kalkışırsan, gönül konuşmaya devam eder. Ağızlar kapatılırsa, eller, ayaklar ve gözler haykırmaya başlar. Yeryüzünün kanatsız melekleri olan bebekler istismar edilip kirletilirse, gökler titrer. Çocuklar kandırılırsa eğer, göklerin intikam kapıları ardına kadar açılır…

Bebek ve çocuklara acı çektirene insan denir mi?

Hani bir şarkıda rahmetli Barış Manço “güzel sevmeyene adam denir mi?” diye soruyordu. Ya da Tolstoy “insan acı duyabiliyorsa canlıdır, başkasının acısını duyabiliyorsa insandır” demişti ya. Ne günlere düştük. Ne güzelimiz kaldı elde avuçta ne de vicdanımız. Acı duyma yetimiz gün be gün azalıyor üstelik. Başkalarının acısını duyabilme hasletimize gelince bu erdem uzun zamandan beri hislerimizin arasından çoktan kayıp gitti.

İnsan olabilmenin ve insan kalabilmenin en alt sınırlarını zorluyoruz adeta.

Bebek ve çocukların sessiz çığlıkları üzerine kahrolası bir zevk imparatorluğu kurmaya çalışan ve sapkın ideallerini mutlak güce dayalı böyle bir dünya düzeninde gerçekleştirmeye yeltenen Epstein ve ona teşne olan müptezellerin çağında yaşamaktan ve böyle bir döneme denk gelmekten daha büyük bir acı var mı acaba?

İçimiz kan ağlıyor...   

Gözümüzün önünde bombalanan, açlık ve soğuktan ölen, istismar edilen bebekler için harekete geçmeyip sessiz kalmaya devam ettikçe, bu hususta daha büyük acılarla yüzleşecekmişiz gibi hisler dolaşıyor içimde.

Zira Epstein rezaleti bize gösterdi ki kız çocuklarının bedenlerini sapkın ruhlara bir meta gibi pazarlayan, bu çocukların etlerini müptezellerin cehennem sofrasına meze olarak sunan, mağdurların sessiz birer köle, suçluların uyanık kral olduğu iğrenç bir sistemle karşı karşıyayız.

Önümüzde iki yol var.

Ya insanlık sınırlarını yerle yeksan eden bu rezil sistemi kökünden söküp atacak insanlıktan yana bir yol bulmalıyız. Ya da böyle bir yol bulamazsak insan onuruna yaraşır yeni bir yol açmalıyız.

Yoksa uçkuruna bile sahip çıkamayanların cihana nizam vermeye kalkıştığı tuhaf bir dünyada yaşamaya devam etmek zorundayız, vesselam.

Mürsel Gündoğdu/Haber7

murselgundogdu@gmail.com

 

Yorumlar4

  • MUCİBÜRRAHMAN 16 dakika önce Şikayet Et
    Mürsel GÜNDOĞDU ağabeyim makalenizi başından sonuna kadar AĞLAYARAK okudum.Gelinen nokta çok acı.Başımıza gökten TAŞ yağması pek yakındır. Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç KIPKIZIL inkılab olmuş Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş
    Cevapla
  • BURHANEDDİNRABBANİ 48 dakika önce Şikayet Et
    Mürsel GÜNDOĞDU ağabeyim makalenizi başından sonuna kadar AĞLAYARAK okudum.Gelinen nokta çok acı.Başımıza gökten TAŞ yağması pek yakındır.
    Cevapla
  • Motomot ayni 48 dakika önce Şikayet Et
    Avrupa ve ABD siyasetinde olan birçok siyasetçi iş adamı zengin eostein tehdit ve kiskacindada bizde ise anamuhakefet ekranlara yansıyan bütün görüş ve fikirkeride hrist haçlı siyonist batili devletlerin bile karşı çıktığı İstanbul sözleşmesi ısrarından tutun lgbt sempatizanligina varana kadar birçok konuda tamamen motomot görüş ve fikir ayni
    Cevapla
  • hhüseyin 56 dakika önce Şikayet Et
    Adamların tarihten beri içi dışı bu. Şaşıranlara şaşırıyorum en çok!
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat