Ekranlar mı kayıyor yoksa nesillerimiz mi?

  • GİRİŞ12.02.2026 09:10
  • GÜNCELLEME12.02.2026 09:10

Dünyada yaşanan büyük sosyal/siyasi değişim ve dönüşümler insanın insan, toplum ve tabiatla ilişkisini derinden etkilemiş, kökten sarsmış ve kendi hedefleri doğrultusunda yeniden şekillendirmiştir.

Şimdilerde “dijital dönüşüm” adı verilen bir bumerangın tam merkezindeyiz.
Belki de dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük bireysel ve sosyal depremiyle karşı karşıyayız. Bu zelzelenin öncü sarsıntıları, toplumda yaşanan bireysel ve sosyal çöküntülerle kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Gerekli tedbirler alınmazsa yakın bir gelecekte birey ve toplumlar bu dijital dönüşümün çok daha şiddetli sarsıntı ve yıkımlarıyla yüzleşecek gibi görünüyor.

Dijital dönüşüm, beyin devriyle hız kazandı.

Çocuk ve gençlerimiz başta olmak üzere neredeyse toplumun bütün fertlerinin biricik beyinlerini akıllı telefonlara, tablet ve yapay zekâ unsurlarına devretme süreci olanca hızıyla devam ediyor. 

Bütün uyarılara ve alınan tedbirlere rağmen epey süreden beri öğrencilerde ders esnasında not tutma alışkanlığı iyice zayıfladı. Çocuklar defter tutmaya karşı da epey dirençli haldeler. Derste anlatılanları not tutma işleri sınıflarda duyarlı bir kişinin üzerinden yürür vaziyette. O kişi derste not alıyor. Daha sonra sosyal medya üzerinden arkadaşlarıyla bu notları paylaşıyor. Eğer öğrencilerin yanlarında telefon varsa o zaman iş daha da kolaylaşıyor. Tahtaya yazılanların resmini çekilerek bu iş kökten hallediliyor vesselam. 

Oysa inceleme, araştırma, okuma ve yazma gibi insan beynini geliştirip güçlendiren işlerden el etek çekilmesinin üzerinden geçecek her saniye, insan zihnini daha da küçülterek beyin devrini hızlandıracak ve dijital dönüşümün bütün aygıtlarıyla toplumların üzerine kalıcı olarak çullanmasına zemin hazırlayacaktır.

Gençlerin sosyal medya ve oyun bağımlılığı sadece beyinlerinin uyarılma sürecini olumsuz etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda onların insan, toplum ve tabiatla bağını da olabildiğince zayıflatıyor.

Sanal bağımlılıklar ve kayan ekran cazibesi, en başta gençlerimizin spor ve sanat etkinliklerinden elde edeceği ruhsal ve bedensel kazanımları heba etmelerine yol açıyor. Yine bu durum gençlerin kendi akranlarından başlamak üzere zamanla bütün toplumla sosyal iletişimlerinin azalmasına sebebiyet veriyor. Böylece gençlerimiz, sanal ortama uyum sağlamak adına önce kendisi, akranı ve arkadaşlarıyla, sonra çevresi ve nihayet ailesiyle iletişimini tamamen kaybederek sanal kalabalıklar içinde gerçek bir yalnızlığın kör kuyusuna mahkûm oluyorlar. 

Beyin devriyle başlayan dijital dönüşüm süreci zamanla beyin çürümesi evresine ulaşıyor.

Günün her saatinde kendini ele veren dijital bağımlılık, sürekli çevrim içi olma arzusu, gelecek kaygısı çekmediği halde günün her saatinde yaşanan zihinsel yorgunluk, okuma, araştırma ve bilgi edinme noktasında gelişen isteksizlik yanında sınırsız içerik ile bilgi akışına maruz kalmanın zihinde meydana getirdiği uyuşukluk ve gerçek hayata dair yapılacak işlerde her geçen gün artmaya devam eden verimsizlik gibi belirtilerle kendini ele veren beyin çürümesi, sadece gençleri değil aynı zamanda toplumumuzun geleceğini de tehdit eden büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Derslere girişte telefonu toplanan öğrenci canından bir parça koparılıyormuş gibi acı çekerken son derste telefonu iade edilince sanki kırk yıllık dostuna kavuşmuşçasına mutlu oluyor. 

Bağlantılarını gerçek hayattan ziyade sanal aleme devreden beyin, gün geçtikçe işlevini yitirmeye devam ederken bir yandan da gençlerimizin içini sanal stres balonlarıyla dolduruyor. Bu durum gençlerimizde hem arkadaşlık hem de aile ilişkilerinde belirgin bir olumsuzluğa ve gözle görülür bir dengesizliğe yol açıyor. 

Geçirmekte olduğumuz bu dijital dönüşüm evresinde gençlerimizin tekdüze yaşam tarzından tutun da hareketsizlik, sağlıksız beslenme, zihinsel faaliyet azlığı, gittikçe yükselen stres, aşırı ekran tutkusu, hayatın merkezini sosyal medyanın yönetmesi gibi tavırlara teslim olmalarının altında yatan husus tam da budur. Bu durum bir taraftan gençlerimizde beynin yaratıcılığı ile odaklanma ve zihinsel üretim kapasitesini azaltırken öte yandan başta depresyon olmak üzere bu gençlerde pek çok psikolojik rahatsızlığa kapı aralayabiliyor.

Bu konuda ebeveynler başta olmak üzere herkese sorumluluk düşüyor.

Dijital dönüşüm çağında kaybolup heder olmamanın en önemli yolu bu çağı iyi anlamaktan geçiyor.

Buna dijital okur-yazarlık becerisi diyoruz. Çağı iyi okuyup anlamanın yanında insanın kendini bilmesi ile dijitalleşmenin artı ve eksilerini yani fırsat ve risklerini dikkate alarak bilinçli adımlar atmak gerekiyor. Ailelere en başta düşen görev, henüz bebeklik ve çocukluk çağında ciğerparelerimizi kayan ekran bağımlısı haline getirmemeleridir.

Çocukluktan itibaren kazandırılacak dijital okur-yazarlık bilincini eğitim süreçleri boyunca risklerden uzak durup fırsatlardan istifade edebilecek bir farkındalıkla pekiştirmeyi başarabilirsek ne ekranlar gereksizce yukarıdan aşağıya ya da sağdan sola kayacak ne de nesillerimiz bir hiç uğruna heba olacaktır.  

Eğer toplum olarak yarınlara daha güçlü yürümek istiyorsak çocuklarımızı sadece kayan ekranlarla ve sanal ağlarla değil kendisiyle, çevresi ve ailesiyle barışık yetiştirecek bütün tedbirleri almak zorundayız. Bu noktada başta aileler olmak üzere devletimize, eğitimin her kademesindeki öğretmenlere ve eğitim süreçlerini planlayan yöneticilere büyük görevler düşüyor.

Bu durum da toplumumuzun beka meselelerinden birisidir zira.

Mürsel Gündoğdu/Haber7
murselgundogdu@gmail.com

 

Yorumlar3

  • Nazmi B. 43 dakika önce Şikayet Et
    Ellerinize, dillerinize sağlık hocam. Bu konu üzerine ne düşsek yine de az. Nesil adeta meczup gibi.. Intibaha isal eden, gençlerimizin uyanmasına, tehlikenin farkında olmalarına vesile olabilecek her tedbiri almak zorundayız, en kısa zamanda.. Teşekkür ederim. Rabbim yar ve yardımcımız olsun inşallah. Selam ve dualarla
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Tahsin Keskin 59 dakika önce Şikayet Et
    Bir ata sözü vardır. "Arkadaşını söyle sen kim olduğunu söyleyeyim." Eğer çocuklardan yetişkinlere kadar elimizden telefon düşmüyorsa, İnsanlık yarı robot konumuna düşmekteyiz ve duyarsızlığımız gün geçtikçe artmaktadır.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Servet Kılıç 1 saat önce Şikayet Et
    Bu konuyu yıllardır gücüm yettiğince haykıra haykıra söylüyorum ve yöneticilerimizden de bu çürüme olmadan acil çözüm bulmalarını ,kanun çıkarılıp bu platformların kapatılmasını istiyorum.Siz gazeteci ve medya sektörüde bu konuyu birinci gündeminize alarak sosyal bilinçlenme ve siyasilere sosyal baskı yaparak acil önleyici kanunların çıkması yönünde baskı yapmanız lazım.
    Cevapla Toplam 4 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat