Korkusunu yenenleri kim mağlup edebilir?
- GİRİŞ09.04.2026 09:13
- GÜNCELLEME09.04.2026 09:13
Hayatın gerçekleri her zaman savaşın gerçeklerinin önündedir. Savaş, haklı gerekçeler ortaya çıkınca kutsallık kazanır. Oysa hayatın kutsallığı, nefes almaya başlar başlamaz yürürlüğe girer…
Hayatı okuyamayanlar savaşı okuyabilir mi?
Gözümüzün önünde korkunç bir yıkım gerçekleşiyor. Bombalar havada uçuşuyor, insanlar ölüyor ve tabiat hunharca tahrip ediliyor. Tehditler tehditleri kovalayıp zafer naraları atılırken aslında olan, Ortadoğu’nun geleceğinin çalınmasından ve çocukların körpe umutlarının ellerinden alınmasından başkası değil.
Günün sonunda milyonlarca masum çocuğun hayatının, özgürce yaşamanın ne olduğuna dair ufacık bir fikri dahi olmayan sığır çobanları tarafından çalınması ne kadar acı!
En büyük zafer, insanın kendi korkularını yenmesidir.
Korkularını yenenleri belki öldürebilir, ülkelerini bombalayabilir, binalarını yerle bir edebilir, alt yapılarını çökertebilirsiniz ama onları dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip olsanız bile asla mağlup edemezsiniz.
Her şey gibi hayatın da bir bilgeliği var zira…
Hayat bilgesi olan soylu insanlar, en büyük korkunun evvela zihinlerde oluştuğunu, işgalin en önce kalplerde başladığını ve savaşın en önce yürekte kaybedilmeye başlandığını çok iyi bilirler. Onlar, kendilerine emanet edilen ömrü insan tabiatının bitmemiş ve hiç bitmeyecek savaşların bozkırı olduğunun farkında olarak geçirir ve bu büyük bilgeliğin ışığında yaşarlar. Bu gerçek hayat kahramanları, içerde cereyan eden bu çetin savaşı kazanmadan dışarıda hiçbir zafer elde edilmeyeceğini bizzat tecrübe ederek öğrenir ve adeta yenilmezlik zırhına sahip olurlar.
Firdevsî, Hafız, Ömer Hayyam ve Sadi-i Şirazi gibi dünyanın en büyük hikmet şairlerini yetiştirmiş taşı toprağı tarih kokan ve irfan tüten bereket yüklü topraklardan bahsediyorum…
Şimdi… Hemen her konuşmasında, kendi içinde cereyan etmekte olan savaşın bütün cephelerinde nefsine mağlup olduğunu tüm dünyaya ilan etmekle nam salmış ABD Başkanı Trump çıkıyor ve böylesine hayat bilgeliğini bünyesinde muhafaza eden toprakları mağlup edeceğini söylüyor.
Bu ne cüret? Nasıl bir cehalet?
Adama sormazlar mı; “senin çapın ne?” diye. Üstelik bu başkan bununla da yetinmeyip olanca aklı evvelliğini kuşanarak "bu gece koca bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri getirilmeyecek" türünden bir kehanet de üfürmeye kalkışmış...
Eğer varsa danışmanları bu paragöz adama “büyük lokma ye ama büyük laf konuşma” sözünü hatırlatmanın yanında kendi boyunu milyonlarca fersah aşan böylesine büyük meselelere girmemesi konusunda da onu uyarmalılar.
Bahsi geçen bu topraklar ne cemaziyelevveli şuracıkta olan ABD’ye benzer ne de burada yaşayan halk, sair köksüz milletlere…
Buralar İbn Sina gibi çok yönlü düşünürleri emzirip büyüterek bütün insanlığa armağan eden topraklardır. Feridüddin Attar gibi Kuşların Dili” ne sevdalı üstatlar buralarda tefekkürün sonsuzluğuna kanat çırptılar. Bu topraklar, Mevlâna Celaleddin’i satır satır talim eden hayat bilgelerinin özgürce yaşadığı diyarlardır. Tarih kıyaslamasına ise hiç girmeye gerek yok sanırım. Tuğrul ve Çağrı Beylerle Alparslan ve Büyük Selçuklu desek bile bu yeni yetme zihniyetin havsalası şaşar zira…
İnsanın zindanları üzerine kafa yoran bir halk, hiçbir dünyevi güç tarafından mahkûm edilemez.
Ali Şeriati’yi yetiştirmiş topraklar buralar…
Hani, atalete hüküm giymek üzere olan Müslümanları; “sizi rahatsız etmeye geldim” diyerek asırlık uykusundan uyandırmaya çalışan bir sosyolog vardı ya, “İnsanın Dört Zindanı”ndan bahseden… "Okuyun! Zira mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor!" diye aforizmalar söyleyerek Müslümanın okumaktan ve kendini geliştirmekten başka çaresinin olmadığını haykıran cesur bir yürekten… “Herkes, sahip olduğu isyan kadar değerlidir” diye insanın zulme karşı kadim isyanına sahip çıkan ve “kölelerin başları kölelik bağından kurtulmuştur belki ama başlarının içi köleleşmekten bir türlü kurtulamamaktadır” diye bugünün Müslümanlarına özgürleşmenin yol ve imkanını gösteren eylem ve bilgelik adamı Ali Şeriati’den...
Ey Trump! Kafan yerinde mi senin? Bu ölümsüz düşüncelerin filizlendiği koskoca bir medeniyet havzasını bir daha geri getirilemeyecek şekilde nasıl yok edeceksin Allah aşkına?
Unutma! Çekip gitmesi gereken varsa o da sen ve senin gibi korkularına esir olanlar, mala- servete tapanlar, hayatı ıskalayanlar ve kargadan başka kuş tanımayan primitif zihniyetlerdir. Nitekim günün sonunda asıl yok olacak, senin kibrin ve cehaletinden başkası değil…
Etrafında iyi danışmanların olmadığı apaçık ortada. Bu yüzden sana sadece iki söz hatırlatayım da titre ve kendine dön;
Bizde derler ki “kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz…” Bir de “başkasının kayığına binen yarı yolda iner” diye hikmetli bir söz vardır. Sadece bunları bilsen bile şimdikinden çok daha aza hata yaparsın.
“Büyük lokma ye ama büyük söz konuşma” meselesine gelince;
İran’da üç şey gerçekleşmeden savaş sona ermez, dedin; Rejim değişikliği, nükleer teknolojinin çökertilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın açılması… Üçü de olmadı ama büyük bir zafer ilan etmeye kalkışıyorsun. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Barış güzeldir ama bunun en güzeli insanın kendisiyle barışık olmasıdır. Kılavuzunu değiştirip İsrail’in kayığından inersen belki bu büyük barışa sağlam bir yol bulabilirsin.
Zafer meselesine gelince…
Korkularını yenip sokaklarda senin en gelişmiş bombalarından gelecek her çeşit ölümün yanında özgürlük marşlarıyla senin gibi bir zalime de meydan okuyan bir halka karşı hiçbir zafer elde edemezsin. Belki sahip olduğun ilkesiz teknolojiyle oralarda taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmamaya kudretin yetebilir. Ne var ki böyle durumlarda hiçbir zalim gibi sen de tacını- tahtını yerle yeksan edecek Musa’ların Sünnetullahından kendini muhafaza edemezsin.
Hele korkudan sığınak fareliğine hüküm giymiş İsrailli yöneticilerin mihmandarlığında asla…
Mürsel Gündoğdu / Haber7
murselgundogdu@gmail.com
Yorumlar8
-
İbrahim
32 dakika önce
Şikayet Et
Harika, çok beğenip benimsediğim, hislerime tercüman olan bir yazı olmuş kaleminize sağlık.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Mehmet
48 dakika önce
Şikayet Et
Düşündüklerimizi satırlarında bulduk, Allah razı olsun
Beğen
Cevapla
Toplam 2 beğeni
-
Berkay
53 dakika önce
Şikayet Et
Tebrik ederim.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Aleeddin Ozan
53 dakika önce
Şikayet Et
Maşallah kardeşimize, takdire şayan bir yorum.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Recep
58 dakika önce
Şikayet Et
İyi ki varsınız.
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle