Türk Devlet Aklı Ortadoğu’yu satranç hamleleriyle şekillendiriyor

  • GİRİŞ01.10.2026 09:14
  • GÜNCELLEME01.10.2026 09:14

İç ve dış siyasette Türkiye, cumhuriyet tarihinin en yoğun günlerini yaşıyor.

Hunharca bir ön alma yarışı var dünyada. Herkes yeni küresel konjonktür sahnesinde kendisine baş rol kapmanın telaşına savrulmuş vaziyette.

Türkiye, bin yılların ötesine uzanan köklü devlet aklıyla bir yandan gönül bağı bulunan kadim coğrafyalarda dünya ölçeğinde kritik adımlar atarken öte yandan bölgesinde istikrardan, huzur, barış ve kalkınmadan yana son derece güçlü satranç hamleleri yapıyor.

Bu durum kimsenin gözünden kaçmadığı gibi bölgede Türkiye’nin her hamlesi karşı bir hamleyle yankı buluyor.

Nitekim Türkiye’nin son yıllarda bölgesine yönelik attığı stratejik adımlar Ortadoğu’yu adeta bir satranç tahtası haline getirdi. Öyle ki ülkemizin yaptığı her hamleye birileri hemen karşı bir hamleyle cevap vermek durumunda kalıyor. Güya bu yolla Türkiye ya gerçekleştirdiği satranç hamlelerinden geri adım atmaya zorlanıyor ya da yeni hamleler gelmesin diye önü kesilip engellenmeye çalışılıyor.

Tarihi gerçekliğin işaret ettiğine göre Türkiye’nin bölgesel hamlelerini engellemeye çalışmak nafile bir çabadan öteye geçmez.

Bölgede Türkiye’yi devre dışı bırakmaya çalışan her proje ve girişim nasıl sonuçsuz kalmaya mahkumsa Türkiye’nin hamlelerini engellemeye çalışmak da beyhude bir çabadır. Çünkü Türkiye bölgenin genetik kodlarını en iyi bilen ülke.  Aynı zamanda bölgenin kadim hafızası. Bu bölge üzerinde emelleri olan ve ham hayallere dalanların her şeyden önce bilmesi gerekir ki Türkiye eski Türkiye değil artık.

Uzun süre sessiz kalan koca dev asırlık uykusundan uyanmış ve genetik kodlarına dönerek tam bağımsızlık yolundaki ideallerine güçlü bir şekilde yürümeye başlamıştır.

Türkiye bu kadim yürüyüşünü komşularıyla birlikte yapmak istiyor. Komşularının kendi ayakları üzerinde durarak tam bağımsız şekilde kendi kalkınma ve refahlarını gerçekleştirmelerini arzuluyor. Bölge ülkelerinin büyük bir değişim ve dönüşüm içine girmeleri Türkiye’nin tezlerinin ne kadar haklı ve gerçekçi olduğunu doğruluyor. Zira komşularımız yakın zamana kadar çok acı tecrübelerle huzur ve barışın değerini anlamış, istikrar ve kalkınmanın önemini oldukça ağır bedeller ödeyerek öğrenmiştir.

Doğu Akdeniz yakın gelecekte sert satranç hamlelerine gebe.

Türkiye’nin Libya ile deniz yetki anlaşması imzalayarak bu bölgenin geleceğine dair yaptığı güçlü satranç hamlesinin yankıları hala devam ediyor. Siyonist İsrail Türkiye’nin bu hamlesine bir süreden beri bir yandan Güney Kıbrıs'tan Yunanistan’a oradan Avrupa'ya ulaşması planlanan boru hattı projesi ile öte yandan bölge ülkelerine saldırıp oralarda istikrarsızlık oluşturarak karşılık vermeye çalışıyor. Ne var ki Suriye’den başlayıp Irak’la devam eden ve bu günlerde bütün bölgeyi etkisi altına almaya başlayan terörden azade olmuş barış ve istikrar rüzgârı Siyonist İsrail’in hamlelerini büyük oranda boşa çıkarıyor.

Türkiye öncülüğünde yürüyen kalkınma yolu projesi, bölge ülkelerini kalkındırmanın yanında Siyonist İsrail’in bölge üzerindeki gizli emellerine büyük darbe vuracak gibi görünüyor.

Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrar adına güçlü bir hamle olarak imzaladığı Mekke Anlaşması’nın hemen ardından patlak veren ve gün geçtikçe artmaya devam eden Husilerin Suudi Arabistan saldırıları da ustalıkla planlanmış bir karşı hamleden başkası değil aslında. Birileri bu bölgede barış istemediği gibi huzur ve istikrar adına atılan her adımdan da rahatsızlık duyuyor. Sonrasında ise şeytanın aklına bile zor gelecek müdahalelerle barış ve istikrar adına atılan hamleler boşa çıkarılmaya çalışılıyor.

Barış ve istikrardan rahatsız olan çevrelere inat uzun zamandan beri kan ve gözyaşları eşliğinde nefes alıp vermeye çalışan Ortadoğu’da meydanı kana susamış vampirlere, bebek katillerine ve soykırımcılara bırakmamak lazım.

Bunun için de imzalanan anlaşmalar geliştirilip güncellenmeli ve gerek bölge gerekse dünya barışına yönelik yeni ve güçlü hamlelere zemin hazırlanmalı.

Madem bölgemiz bir satranç alanına döndü o vakit Şah-Mat deyinceye kadar satranç masasından kalkmamak lazım.

Mürsel Gündoğdu

murselgundogdu@gmail.com

Yorumlar1

  • Yusuf yıldız 30 dakika önce Şikayet Et
    Teşekkürler.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat